Kendime vakit ayıramamaktan şikayet ederken neden oğluma 4 ayrı günlük tutuyorum ki?
önce bir kırtasiyeden aldığım günlüğe yazmaya başladım. Daha çok boş yerleri doldur gibi bir şeydi. doğuma gelen ziyaretçiler, ilk yeni yıl, ilk arkadaşlarım, ilk kelimelerim gibi şeyler.
Sonra bir tane daha aldım, benzer ama daha kapsamlı....
Sonra bilgisayarımda bir dosya açıp yazmaya başladım oğlumun maceralarını. İlerde çıktı alır, kitap haline getiririm diye düşünerek.
Ve şimdi de bu blog -ve aşşşk- üstelik hiç vaktim yokken, bir sürü iş beni beklerken!
Olsun ben 4 günlüğe de yazmaya devam ediyorum, hem oğluma ilerde güzel bir hatıra olur hem de ben yazdıkça mutlu oluyorum.
Galiba ben daha çok kendim için yazıyorum çünkü ben oğlumu anlatmaya doyamıyorum...
24 Ocak 2010 Pazar
21 Ocak 2010 Perşembe
Renkli renkli...
Ocak ayında oğlumun yaptıklarını kısa kısa not düşmüştüm bir yerlere, tarihleriyle beraber...
Şimdi buraya aktarayım en iyisi, hayatımızdaki bazı renkli anları bir günlükte toplamış olalım bariiii...
02.01.10 Ctsi.
Oğlum kaka yaptıktan sonra eliyle bezine vurarak haber verdi. galiba tuvalet dönemine adım adım yaklaşıyoruz.
05.01.10 Salı
Oğlum el arabasını gezdirip eee-eee-e yapıyor. Hatta içine oyuncağını koyuyor. Oyuncağını uyutmaya çalışıyor ama bu oyuncak bazen bir araba olabiliyor...
06.01.10
Oğlumu yine babasıyla aramıza yatırdım bu sabah. Hiç olmazsa yarım saat daha kestirebiliyorum böylece... Ama bu sabah farklı bir şey oldu. Oğlum çantamdaki bebe bisküvilerini buldu ve yemeye başladı. sessiz sessiz bisküvilerini yerken, ve ben biraz(!) uyurken babasıda uykusunda söyleniyordu ''offff yapmasana oğlum yeter, çocuğa birşey söylesene ooooooooff'''... sonunda dayanamadım ve ''AAAyyy noldu ki? çocuk uslu uslu oturuyor bisküvi yiyor'' diye patladım. Meğer benim cingöz oğlum bisküvileri yemiyor parçalayıp parçalayıp babasının kulağının içine atıyormuş!!! Minicik eller ne işler beceriyor:)) Oğlum bu sabah babasının kulağını bisküvi kırıntısıyla doldurdu.
21.01.2010
....
Baba-babaaağa: baba
Dedde- dede- dedieee: dede
Değde: teyze
Nennne: anneanne
Innne: anne (çok ender)
Mamma- mammı- mamam: yemek, su, ekmek, emzik
Imbımbı- bımbım- ımbı- imbı- umbu: araba
Bımgha bımgha bımgha bım: ?
Debba: ?
Bıyımbi: ? elektrik süpürgesi olabilir
Diyabba: ?
Deeh deeh de
Şimdi buraya aktarayım en iyisi, hayatımızdaki bazı renkli anları bir günlükte toplamış olalım bariiii...
02.01.10 Ctsi.
Oğlum kaka yaptıktan sonra eliyle bezine vurarak haber verdi. galiba tuvalet dönemine adım adım yaklaşıyoruz.
05.01.10 Salı
Oğlum el arabasını gezdirip eee-eee-e yapıyor. Hatta içine oyuncağını koyuyor. Oyuncağını uyutmaya çalışıyor ama bu oyuncak bazen bir araba olabiliyor...
06.01.10
Oğlumu yine babasıyla aramıza yatırdım bu sabah. Hiç olmazsa yarım saat daha kestirebiliyorum böylece... Ama bu sabah farklı bir şey oldu. Oğlum çantamdaki bebe bisküvilerini buldu ve yemeye başladı. sessiz sessiz bisküvilerini yerken, ve ben biraz(!) uyurken babasıda uykusunda söyleniyordu ''offff yapmasana oğlum yeter, çocuğa birşey söylesene ooooooooff'''... sonunda dayanamadım ve ''AAAyyy noldu ki? çocuk uslu uslu oturuyor bisküvi yiyor'' diye patladım. Meğer benim cingöz oğlum bisküvileri yemiyor parçalayıp parçalayıp babasının kulağının içine atıyormuş!!! Minicik eller ne işler beceriyor:)) Oğlum bu sabah babasının kulağını bisküvi kırıntısıyla doldurdu.
21.01.2010
Sabah sabah dünya tatlısı bir sesle uyandım-uyandırıldım yine. Nanne mama! Nanne mama! Nanae mamaaaaaaaa! Nanneeeeee mamaaaaaaa! oğlum acıkmış annesine haber veriyormuş meğer...
....
Baba-babaaağa: baba
Dedde- dede- dedieee: dede
Değde: teyze
Nennne: anneanne
Innne: anne (çok ender)
Mamma- mammı- mamam: yemek, su, ekmek, emzik
Imbımbı- bımbım- ımbı- imbı- umbu: araba
Bımgha bımgha bımgha bım: ?
Debba: ?
Bıyımbi: ? elektrik süpürgesi olabilir
Diyabba: ?
Deeh deeh de
Etiketler:
16. AY,
Dil Gelişimi,
Gelişim,
Oğlumun Maceraları
10 Ocak 2010 Pazar
19 Aralık 2009 Cumartesi
Özel Kelimeler...
Bugün oğluma albümden junior’ın (teyzesinin eski köpeği)resmini gösteriyoruz...
Anne(ben): Bartu bak köpek, ne güzel köpek değil mi birtanem bak cici köpek.
Anneanne: Bartu gördün mü köpeciği ne kadar tatlı....
Bartu: Kööpeekhh!
Anne:!!!
Anneanne:!!!
Not: oğlum bazı kelimeleri bir kere söylüyor ve bir daha imkansız söylemiyor, söyleteiyoruz. Tek seferlik kelimeleri:
Emmdih: emzik ( birkere söyledi somra emziğe mamma, memma veya çok ender memem demeye devam etti)
Amdih: emzik
Canca: çanta
Yeğe: yere koy beni anlamında yeri işaret ederek.
Ayaba: araba
Düddü: düştü
Ve son olarak kööpeekhh
Bu kelimeleri söyleyebildiğği kelimelerden saymıyorum. Çünkü sadece bir kere söylüyor bir daha söylemiyor nedense.
Anne(ben): Bartu bak köpek, ne güzel köpek değil mi birtanem bak cici köpek.
Anneanne: Bartu gördün mü köpeciği ne kadar tatlı....
Bartu: Kööpeekhh!
Anne:!!!
Anneanne:!!!
Not: oğlum bazı kelimeleri bir kere söylüyor ve bir daha imkansız söylemiyor, söyleteiyoruz. Tek seferlik kelimeleri:
Emmdih: emzik ( birkere söyledi somra emziğe mamma, memma veya çok ender memem demeye devam etti)
Amdih: emzik
Canca: çanta
Yeğe: yere koy beni anlamında yeri işaret ederek.
Ayaba: araba
Düddü: düştü
Ve son olarak kööpeekhh
Bu kelimeleri söyleyebildiğği kelimelerden saymıyorum. Çünkü sadece bir kere söylüyor bir daha söylemiyor nedense.
15 Aralık 2009 Salı
Biraz yalnız kalmak mı istedin oğlum???
Bugün akşamüzeri saat 4-5 gibi üst kata çıktık. Yatak odasına gireceğimiz sırada oğlum önden gidip beni bacağımdan tutup dışarı itti. Sonra kıkır kıkır gülerek kapıyı kapattı.
Sonra ben kapıyı açtım, ve oğlum yine gülerek aynı oyunu yapmak istedi. Veee kapıyı yine kapattı. Sonra ben kapıyı dikkatli dikkatli açayım oğlum kapının arkasında duruyor derken bir ses ‘klikk!!!’ oğlum anahtarı çevirip kendini odaya kilitledi. İşin kötü tarafı telefon da yatak odasında! Ne yapacağmı şaşırdım. Koştum diğer odalardan birinin anahtarını denedim anahtar girmedi çünkü delikte anahtar var. Anahtarı düşürmeye çalışayım dedim, anahtar yan durduğu için ne kadar uğraşsamda tornavidayla falan vursamda düşüremedim.
Koşarak alt kata indim ve ne kadar tornavida bıçak falan varsa aldım ama hiç biri bir işe yaramadı. Kapı kolunu yerinden çıkarsam anahtara daha rahat müdahele edebileceğimi düşünüp vidaları açmaya çalıştım, sıkışmışlar açılmadı. Komşuya gidip Babasına telefon açmayı düşündüm ama oğlum orda yalnız kalacak korkacak diye gidemedim. O süre boyunca oğluma tatlı tatlı konuşup onun sakin kalmasını sağladım. Sürekli hadi bartu anahtarı çevir dedim veya sevimli sevimli konuşup sakin davranmaya çalıştım (hayatımda ellerim bukadar titremişmidir acaba?)
Benim sesimi duymasa ağlayacağını biliyordum.
Peki bu arada oğlum ne yapıyordu? İçeride bir kamera olsaydı da izleyebilseydim keşke! Ama bildiğim bir şey var oğlum kapının önünden hiç ayrılmadı ve sürekli anahtarı çevirmeye çalıştı. Ve kapıyı açmayı beceremese de en azından anahtarı dik konuma getirebildi. Bende elimdeki tornavidayla vurup anahtarın diğer taraftan düşmesini sağladım. Sonra da diğer odanın anahtarıyla kapıyı açtım ve oğluma kooooocaman sarıldım. Kapıyı açtığımda gördüğüm manzara çok tatlıydı. Yüzünde şaşkın bir ifade, yere düşen anahtar elinde, sıkısıkı tutuyordu, canım oğlum.
Odada tehlikeli bir şey yoktu. Banyonun kapısı kapalıydı. Balkon kapısı kilitliydi. Olsa olsa oğlum babası ve çilingir gelene kadar (ortalama 1saat) orda kalacak ve de çok sıkılacak, korkacaktı. Ama oğlumun böyle bir durumda kalması bile bana çok korkunç geliyor. En kötüsüde benim kapıyı isteyerek kasıtlı açmadığımı düşünmesi olurdu herhalde....
Not: evdeki tüm anahtarlar Bartunun ulaşamayacağı yerlere kaldırıldı!!!
Sonra ben kapıyı açtım, ve oğlum yine gülerek aynı oyunu yapmak istedi. Veee kapıyı yine kapattı. Sonra ben kapıyı dikkatli dikkatli açayım oğlum kapının arkasında duruyor derken bir ses ‘klikk!!!’ oğlum anahtarı çevirip kendini odaya kilitledi. İşin kötü tarafı telefon da yatak odasında! Ne yapacağmı şaşırdım. Koştum diğer odalardan birinin anahtarını denedim anahtar girmedi çünkü delikte anahtar var. Anahtarı düşürmeye çalışayım dedim, anahtar yan durduğu için ne kadar uğraşsamda tornavidayla falan vursamda düşüremedim.
Koşarak alt kata indim ve ne kadar tornavida bıçak falan varsa aldım ama hiç biri bir işe yaramadı. Kapı kolunu yerinden çıkarsam anahtara daha rahat müdahele edebileceğimi düşünüp vidaları açmaya çalıştım, sıkışmışlar açılmadı. Komşuya gidip Babasına telefon açmayı düşündüm ama oğlum orda yalnız kalacak korkacak diye gidemedim. O süre boyunca oğluma tatlı tatlı konuşup onun sakin kalmasını sağladım. Sürekli hadi bartu anahtarı çevir dedim veya sevimli sevimli konuşup sakin davranmaya çalıştım (hayatımda ellerim bukadar titremişmidir acaba?)
Benim sesimi duymasa ağlayacağını biliyordum.
Peki bu arada oğlum ne yapıyordu? İçeride bir kamera olsaydı da izleyebilseydim keşke! Ama bildiğim bir şey var oğlum kapının önünden hiç ayrılmadı ve sürekli anahtarı çevirmeye çalıştı. Ve kapıyı açmayı beceremese de en azından anahtarı dik konuma getirebildi. Bende elimdeki tornavidayla vurup anahtarın diğer taraftan düşmesini sağladım. Sonra da diğer odanın anahtarıyla kapıyı açtım ve oğluma kooooocaman sarıldım. Kapıyı açtığımda gördüğüm manzara çok tatlıydı. Yüzünde şaşkın bir ifade, yere düşen anahtar elinde, sıkısıkı tutuyordu, canım oğlum.
Odada tehlikeli bir şey yoktu. Banyonun kapısı kapalıydı. Balkon kapısı kilitliydi. Olsa olsa oğlum babası ve çilingir gelene kadar (ortalama 1saat) orda kalacak ve de çok sıkılacak, korkacaktı. Ama oğlumun böyle bir durumda kalması bile bana çok korkunç geliyor. En kötüsüde benim kapıyı isteyerek kasıtlı açmadığımı düşünmesi olurdu herhalde....
Not: evdeki tüm anahtarlar Bartunun ulaşamayacağı yerlere kaldırıldı!!!
6 Aralık 2009 Pazar
:)Hareketli Oğlum:)
Bugün oğlum yardımsız bizim yatağa çıktı. Başardığını görünce heyecanlandı, inip tekrar çıktı defalarca. Öğleden sonra da koltuklara tırmanmaya başladı.
5 Aralık 2009 Cumartesi
15.Ay Kontrolü ve özetle oğlum...
Oğlumu kontrole götürdük.
Boy 80.5cm, kilo 11.300...
Baş çevresi 48 cm.
Bu aralar daha az yazabiliyorum maalesef. Oğlum gece doğru düzgün uyumadığından gündüz salatalık gibi oluyorum. Onu uyutunca ben de uyuyorum. Akşamlarıda annemlere gidiyorum. Yazacak pek vakit bulamıyorum...
Halbuki oğlum öyle tatlılaştı ki, her bir anını yazmak , fotoğraflamak kaydetmek istiyorum.
Özetlemek gerekirse....
Bütün bir gün yorulmadan koşuyor oynuyor karıştırıp dağıtıyor.
Mutfağa gidip bir tencere alıyor ve onu oturma odasına getirip içine oyuncaklarını koyuyor. Sonra o tencereyi bütün evde gezdiriyor.
Hatta hızını alamayıp yukarı çıkarmaya çalışıyor. Basamakları emekleyerek çıkmasına bayılıyorum.
Sabah uyanınca benden suyunu istiyor. Veriyorum. Biraz içtikten sonrasını üzerine, yatağa, bizim üzerimize döküyor. Yerde bir parça kırıntı veya kağıt parçası görse hemen alıp çöpe atıyor. Saksıdaki toprakları yere atıyor. Ben yapma dedikçe daha çok yapıyor.
Elektrik süpürgesine aşık, parmağıyla gösteriğ gösterip bumbı, bıımmm, bımmbı diyor.
Klimayı gösteriyor bımbı diyor.
Oyuncak arabasına bııımbı diyor.
Ve tabii baba, dedde, deeyde, nenne, mama diyebiliyor. Arada sırada ınne diyor ama çok sık değil.
Boy 80.5cm, kilo 11.300...
Baş çevresi 48 cm.
Bu aralar daha az yazabiliyorum maalesef. Oğlum gece doğru düzgün uyumadığından gündüz salatalık gibi oluyorum. Onu uyutunca ben de uyuyorum. Akşamlarıda annemlere gidiyorum. Yazacak pek vakit bulamıyorum...
Halbuki oğlum öyle tatlılaştı ki, her bir anını yazmak , fotoğraflamak kaydetmek istiyorum.
Özetlemek gerekirse....
Bütün bir gün yorulmadan koşuyor oynuyor karıştırıp dağıtıyor.
Mutfağa gidip bir tencere alıyor ve onu oturma odasına getirip içine oyuncaklarını koyuyor. Sonra o tencereyi bütün evde gezdiriyor.
Hatta hızını alamayıp yukarı çıkarmaya çalışıyor. Basamakları emekleyerek çıkmasına bayılıyorum.
Sabah uyanınca benden suyunu istiyor. Veriyorum. Biraz içtikten sonrasını üzerine, yatağa, bizim üzerimize döküyor. Yerde bir parça kırıntı veya kağıt parçası görse hemen alıp çöpe atıyor. Saksıdaki toprakları yere atıyor. Ben yapma dedikçe daha çok yapıyor.
Elektrik süpürgesine aşık, parmağıyla gösteriğ gösterip bumbı, bıımmm, bımmbı diyor.
Klimayı gösteriyor bımbı diyor.
Oyuncak arabasına bııımbı diyor.
Ve tabii baba, dedde, deeyde, nenne, mama diyebiliyor. Arada sırada ınne diyor ama çok sık değil.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



