Lilypie Fourth Birthday tickers

Lilypie Kids Birthday tickers

Lilypie Pregnancy tickers

Lilypie First Birthday tickers
Renkli Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Renkli Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2012 Salı

17 Ocak...

Tam 4 yıl önce bugün, 17 Ocak 2008'de...
Hayatımın en güzel haberini aldım ben.
Beni tamamen değiştirecek, ''Hayatımın En Değerlisi' nin'' geleceğini öğrendim...
Ve tam 4 yıl sonra, yine 17 ocakta, yine çok güzel bir haber aldım ben...
Ve şu anda oğlumun minicik ellerini tutarken yazıyorum bu yazıyı...
Mutluyum, heyecanlıyım ve biraz duygusalım...

7 Ocak 2012 Cumartesi

2012... Hoş geldin

2012 ye girdik nihayet...

Hem güzel, hem can sıkıcı olayların yaşandığı 2011'i geride bıraktık. Nedense çift rakamlar daha uğurlu gelmiştir bana bu yüzden 2012'den de güzel şeyler bekliyorum, umutluyum. Ama önce sağlık istiyorum, sonra yine sağlık ve son olarak ta çooook sağlık istiyorum kendim ve sevdiklerim için.

Daha önce yazamadım ama oğlum bu sene daha bilinçli olduğundan yeni yıla beraber hazırlandık, yeni yıl ağacımızı süsledik, oğlumun okulda yeni yıl partisi yapıldı biz de parti için beraber kek yaptık, partide kıravat takıcam diye tutturdu, ve oğlum tarafından kendi elleriyle hazırlanmış çok güzel bir yeni yıl kartı aldım...
Babaanne, dede ve hala İstanbuldan ziyaretimize geldiler ve 2011'in son günlerini beraber geçirdik bol bol gülerek (özellikle oğlumun şirinliklerine) ve sohbet ederek...

Ve son günlerde aramızda geçen diyaloglardan bazıları, aklımda kalanlar.....
Unuttuklarımı da daha sonra yazarım....
Fotoğraf makineme kavuşursam birkaç fotoğraf ta ekliycem ama ne zaman bilemiyorum :((


Anneanne: Bartu sana yeni yılda ne alayım?
B: Anneanneler hediye almas, noyel babalar alır.
AA: Ama ben almak istiyorum.
B: Olmas!
AA: Sana araba alayım mı?
B: Musdada dede bana ağaba aldı. (Musdada = Mustafa)
AA: Peki ben ne alayım?
B: Elektirik süpüygesi al.

Hala: Bartu senin kız arkadaşın var mı? Kız arkadaşının adı ne?
B: Evek, Naz
H: Naz güzel mi?
B: Evek
Anne: Selis kız arkadaşın değil mi Bartu?
B: Hayır, arkadaş.

B: Anne osnan kaka yaptı. Osnan tuvalete yapması gerktiğini bilmiyoy olabiliğ. Aşa önce bende bilmiyoğdum. İki tane osnan var diil mi anne? Bir Osnan, bir de Osnan enişte...  (aşa önce = az önce) (Osnan = Osman)

B: Anne ben cinnasbitin ne olduğunu biliyorum.
A: Nedir?
B: Cinnasbit (cinnasbit = cimnastik)

B: Anne ben Pepe'nin adını biliyorum
A: Nedir?
B: Pepe

B: Anne ben Osnan'a gıııııııııııııııııııı dedim.
A: Öyle mii? Peki o sana ne dedi?
B: Gaaaaaaaaaaaaa! dedi.

Ayşe Abla: Bartu kazağın çok güzel, kim aldı sana onu?
B: Arkamdaki ( arkasında duran dedesini işaret ederek)

Devamı gelecek...







29 Ağustos 2011 Pazartesi

Sekizgen!

Bugün oğlum-anneanne ve ben dondurma yemeye gittik. Biraz sonra garson yanımızdan araba şeklinde çok güzel bir pasta ile geçti. Oğlumun doğum gününe de bir hafta kalmışken pasta konusunda fikrini alalım dedik...

Anneanne: Aaaa, ne güzel bir doğum günü pastası, sanada böyle arabalı pasta alalım mı?
Anne: Aaa evet çok güzel, ama ilgisini çeker mi acaba?
Anneanne: Bartu doğum gününde sana araba şeklinde pasta alalım mı?
Bartu: Hayır olmas
Anne: Sen nasıl bir pasta istiyorsun doğumgününde?
Bartu: Sekizgen şeklinde.

Araba, uçak veya miki fare şeklinde diye düşünürken sekizgen! Tamam sekizgen olsun. Zaten kurabiye yaparken de kalp, yıldız, ağaç, ördek dururken ''diddörtgen kuğabiye'' istemişti...



21 Ağustos 2011 Pazar

Boyadık!!!

''Koltuklar döşemedeyken salonu boyasak mı?'' dedim
''Hayır hiç vaktim yok,  başka zaman  yaparız'' dedi
''Ama koltuklar geldikten sonra zor olur, en iyisi şimdi yapalım'' dedim
''Hayır uğraşamam'' dedi
''Ben boyarım o zaman'' dedim
''Hııı?'' dedi
''Evet ben boyarım sen sadece kartonpiyerleri boya'' dedim
Güldü, ''tamam''  dedi
Hemen su bazlı bir boya seçildi ve gerekli malzemeler alındı. Yere parkeyi korumak için naylon örtü, gerekli yerlere kağıt bantla maskeleme ve işe koyuldum. Herşey yolunda gidecekti, herşeyi hazırlamıştım. Düşünmediğim tek bir detay vardı. Oğlum!
Ben boyuycam, ben yapıcam, hayır pencereyi boyuycaaaaam, memevene çıkabilirim, çıkıcaaaaaaaam, hayıııır o benim fırçaaaaam diyen 3 yaşında bir velet.
Ama yaptım, yemek bölümü dahil tüm salonu, ve hızımı alamayıp yatak odasını tek başıma (oğlumun yardımı oldu tabii) boyadım. Anlaştığımız gibi kocacım da kartonpiyerleri ve kartonpiyer duvar sınırındaki detayları boyadı. Yorulduk ama mutluyuz.
Sonuç:
İki tane boya olmuş şort, olmaması gereken yerlerde minik fırça darbeleri, bir kısmı artık gri pencere pervazı, sağ elindeki parmaklar tutulmuş bir anne, merdivenden düşerek ayak bileğini sakatlamış bir baba, ve tam hayalimdeki renklerde bir salon:)
Benim parmaklarımdaki problem yorgunluktan biraz elimi zorladım galiba...
Babanın merdivenden düşmesine  ise şanssızlık diyelim. Daha doğrusu ucuz merdiven. Eğer 30 tllik merdiven alırsan ve üzerine yaklaşık 100 kg ağırlık binerse merdivenin ayakları yamulabilirmiş öğrenmiş olduk.
İşte ev boyama maceramızdan birkaç fotoğraf:





Renk pek pelli değil, bitmiş halinin fotoğrafını çekmedim henüz. Güzel oldu, koltuklarla daha güzel olacak :)

2 Ağustos 2011 Salı

Parti ve tuvalet hakkında :)

Cuma günü okulun son günüydü. 15 günlük bir tatiili var oğlumun. Henüz tatil olayını pek anlayamamış olacak ki her sabah ''aşada okul uyanmış mı?'' diye soruyor. (aşada : acaba)
Perşembe günü oğlumu almaya gittiğimde öğretmeni ''yarın okulda parti var eğer yapabilirseniz birşeyler hazırlayabilirsiniz ama mecburiyet yok'' dedi. Zaten oğlumla beraber yapmaktan en keyif aldığımız şey kek kurabiye pişirmek, soluğu markette aldık. Oğlum çok heyecanlandı. ''Pasta yapıp aykadaşlarıma götüyelim anne'' diye diye evdeki eksikleri tamamlayıp eve gittik, işe koyulduk. Mutfak battı ama kekimizde kurabiyelerimizde çok güzel oldu:) Oğlum kurabiyelerden birkaç tane yedikten sonra düşündü taşındı,  bir an bakışları daldı ve '' Anne aykadaşlarım pasta istemezlermiş'' dedi. (hehe kurabiyenin tadına bakınca paylaşmaktan vazgeçti cingöz!)

Ben mutfakta kek piştimi diye kontrol ederken oğlum ''anneeeeeeee kaka yabdııııııııım) diye çağırdı.
Bir an düşündüm  -oğlumun oturağı üst katta- eee nereye yaptı bu çocuk? Altına yapmıyor, bezi çıkardık çıkaralı hiç kazamız olmadı (çiş kazası oldu ama kaka kazası olmadı) korku ve merakla banyoya gittim. Veeeeeeee işte o an oğlumu bizim tuvaletimizde, kendi deyimiyle büğüb duvalette otururken gördüm. evet oğlum yardımsız bir şekilde tuvalete oturdu, lavabonun kenarını tuttu ve kakasını yaptı.  Benim büyük sevincim ve heyecanım karşısında ''anne eğey lavaboyu tutmazsam düşerim'' dedi. Ve tam 4 gündür oturağı kullanmıyor. Tuvaleti geldimi gidip işini görüyor, ''anneeee popomu siiiiil'' diye çağırıyor sonra:). Bir de çiş yaparken ayakta parmak ucunda duruyor, pipisini tutuyor ve büyük tuvalete yapıyor çişini, küçük adam...
Oturak dönemi de bitti artık...

Not: Öğretmeninden öğrendiğim kadarıyla partileri çok güzel geçmiş, kekimiz çok beğenilmiş. Ama oğlum eve geldikten sonra durup durup ''Anne pastalayı okulda unuttuk'' dedi...

17 Mayıs 2011 Salı

Anneye Sabah Sürprizi

Bu sabah okula gitmek istemedi küçük bey, uykum var azcık daha uyuycam dedi uyudu. Ne de olsa daha tam iyileşmedi dedim, ben de uyudum. Bi ara anne kaka yapıcam dedi, gerisini hatırlamıyorum uyudum bir güzel.
Sonra banyodan gelen su sesi ve tıkırtılarla uyandım. Banyoya koştum, bir de ne göreyim. lavabo su dolu nerdeyse taşmak üzere, oğlumun oturağı lavabodaki suyun içinde. Erimiş tuvalet kağıtları ve su üzerinde yüzen minik minik bir sürü kaka!
Gülsem mi kızsam mı bilemedim:) Bir de bu kakalı suyun içinde benim yüzüme kullandığım fesleğenli sabunum yüzüyordu. Yarım şişe bebe yağını da boşaltmış, lavabo da oturak ta vıcık vıcık:)

Canım oğlum, komik oğlum, birtanem...
Not: Senin minik pokun  bile şirin geliyor bana :)

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Kreş, anneler günü, ve birkaç diyalog...

Kreşte...
Bizim evde saldırgan davranışlara yer yok. oğlum vurursa, ısırırsa ilgi görmeyeceğini, ve bu davranışını asla kabul etmeyeceğimizi çok iyi bilir. Oğlum vurmaz, ısırmaz, ittirmez...


Dün oğlumu kreşte bir arkadaşı ısırdı, içimden sen de onu ısır demek geçsede demedim tabii. Tamam çok uyumlu, arkadaş canlısı, hiçbir saldırgan davranışı yok, iyi güzel de kendini savunmayı nasıl öğreteceğiz biz bu çocuğa hiiiiiç bilmiyorum.
Kreşe oğlumu almaya gittiğimde beni görür görmez kolunu gösterdi, o sırada öğretmeni gelip olayı anlattı ve evimize geldik. Gün içinde defalarca elini gösterdi.


B: Bak anne cocug ısırdı.
A: Evet anneciğim, kim ısırdı Atınç mı ısırdı?
B: Dayır anne Ayınc ışıynadı, ayıncın dişleği ışıydı. Ama acımadı sadece kazaydı. Bana krem sür anne.

Tabii bu olayın sonunda bugün benim arkamdan ağladı. Sarıldı, gitme dedi. Sakinleştirmeye çalıştım olmadı. öğretmeni kucağına aldı. Ben arabaya bindiğimde hala ağlıyordu. Ben de ağladım...
Onu orda ağlarken bırakmak beni çok etkiledi. oğlumu alıp eve dönmek istedim. Bir daha gitmek istemeyecekti büyük bir ihtimalle. Ve belki de karşısına çıkan her zorlukta kaçmayı öğrenecekti. 
Ben onu ağlarken kreşte bıraktım. Doğru mu yaptım acaba, hala emin değilim.
Bir saat sonra öğretmenini aradım. Arkamdan çok ağlamış, sonra sakinleşmiş. Ama onu ısıran arkadaşını her gördüğünde ağlamış... Öğretmen ikisini de yanına almış, Arkadaşı oğlumdan özür dilemiş, bir daha yapmayacağını söylemiş. Ve beraber oyun oynamışlar...
Almaya gittiğimdi oğlum gayet neşeliydi, hiçbir şey olmamış gibi davrandı. Yarın neler olacağını, çok merak ediyorum ve yarından korkuyorum...


 Anneler Gününde...
Oğlum anneler gününün ne olduğundan haberi yok, ama doğum günü gibi hediye alınan bir gün olduğunu biliyor. Günlerdir anneler gününü beklemiş biri olarak arzu ettiğim kutlamayı ve öpücüğü almak için oğluma hatırlattım...
A: Bartum canım bugün anneler günü, beni öpüp anneler günümü kutlayacak mısın?
B: Ben sana dooooooocaman ama ama cog docaman bi puff alcam. bi gün de benim domgünümdü bana masa aldılar, o masada pasta vardı ben mumları üfleedim.


Evde, sohbet ederken...
B: Anne babam coooooog büyüüüük. babam coooog güçlü. babamın doooocaman bir memesi var!
A: !
B: Babamın sakalllllalarınının dikenleri var. babam beni öptü sakalılı battı. Anne senin sakalın yog, Büüüyüyüyünce senin de sakalın olacak anne.
A: !
A: Ama ben kadınım, kadınlarda sakal olmaz ki
B: Anne sen erkeksin mi?


Teyze ve Eniştenin ziyaretinden sonra...
B: Anne Hağunun kulağına ne oldu? (Hağun: Harun Eniştesi)
A: Bilmem farketmedim, ne oldu?
B: Hağunun kulağında küpe vardı, hağun neden dadamın küpesini taktı? Dadam Hağuna kızdı, benim küpemi takma dedi.


Okul sonrası hasret giderirken....
B: Anneeee sen benim annemsin, seni cog deviyoğum.
A: Bende seni çoooooook seviyorum birtanem, canım oğlum.
B: Anne sen benim annemsin, okulun annesi değilsin.
A: Tabii ki senin annenim.
B: Sen büğüğünce okulun annesi olacaksın mı? büğüğünce öğretmen olacaksın mı?
A: Hayır ben senin annenim, okulun...(sözümü keser)
B: Hadi gel, benim cog güsel bi fikrim var, bana yaydım et....

1 Nisan 2011 Cuma

Kreş...

Oğlum okullu oldu artık...
Ve kreşte ilk haftayı geride bıraktık...
Yavaş yavaş alıştırmaya çalışıyoruz. Beraber gidiyoruz, 2 saat kadar kalıp oyun oynuyoruz ve eve dönüyoruz. Bugün ilk defa daha uzun süre kaldık. Sınıfına arkadaşlarıyla beraber yalnız girdi. Bahçede oynarken ben uzaktan izledim, beni aramadı bile. Meyve saatinde arkadaşları ve öğretmenleriyle beraber gidip elma yedi. Sonra öğretmenine ''annem nerde?'' diye sorunca beni çağırdılar. Yanına gittiğimde bana ''bak anne elma, daha isdem'' dedi. Öğle yemeğinde de ''annem yedirsin'' deyince yanıma getirdiler, yemeğini yedirdim ve eve döndük...
Çalışmadığım ve acelemiz olmadığı için yavaş yavaş alıştırmaya karar verdik öğretmenleriyle. Pazartesi 1 saat kadar orda bırakıp azar azar bu süreyi artırmayı düşünüyoruz. Şimdilik iyi gidiyor. Tabii bunda ilk gördüğü andan itibaren gidip gelip oğluma sarılıp, öpücükleriyle beyefendiyi mest eden sınıf arkadaşının katkısı büyük diye düşünüyorum. İlk aşk mı acaba?.... :))

25 Mart 2011 Cuma

Sohbet...

Telaşla kahvaltı hazırlamaya çalışırken...
Oğlum karşıma dikildi çatık kaşlar ve asık suratıyla bana hesap sordu.
- Men sana çağııdım, sen mana devap vermedin. Sen babamla konustun ama mana devap vermedin.

Birlikte resim yaparken...
A: Bartu bak sana sümüklüböcek çizdim
B: O nünüknü bödek diil, o bir daydangos!
(daydangos:salyangoz)
...
A: Köpek çizdim bitanem, beğendin mi?
B: Anne ninik'te ciz.
A: minik mi? bebek mi? emzik mi? geyik mi? (çeşitli tahminlerde bulunmaya çalışıyorum)
B: hayıı, ninik ciz. ninik, ninik niniiiiiiiiiiiiik!
A: ninik ne oğlum?
B: Bak anne, ninik cog güsel bi mamadır, döpekler nam nam nam yapağ.
A: Kemik mi?
B: eved , heeeeeeey niniiiiiiiik annneeeee!!!

Pastahanede...
Dondurma ikram eden garsona ''mana dodurna veğdin ben cog mutlu oldum'' dedi.
Pastahanede garson zannettiği hiç tanımadığı bir adama gidip ''su isteğim'' dedi. Adam garsona çağırdı ''beyefendiye bir su lütfen'' dedi. Sonra gidip beraber aldık suyumuzu...

Tv de Muhteşem Yüzyıl, biz oğlumla oyun oynarken...
Oğlumun gözü çığlık çığlığa ağlayan Hürrem' e takıldı. Sanırım o sırada Hürrem doğum yapıyordu...
-Anne kadin neden ağliyo?
-Hasta oldu galiba, o nedenle ağlıyordur.
-Yemek yemeden düd dane dadalada yedi, kağnı ağriyo die ağlıyo anne!
düd dane dadalada: üç tane çikolata

Oğlum çişini yaparken...
B: Anne bak menim bipim vağ.
A: Evet anneciğim
B: Anne sen erkek misin?
A: Hayır anneciğim ben kadınım, baba erkek, sen erkeksin.... ben kadınım...
B: Hayıı anne sen erkeksin, senin adın kadın. Sen kadın erkeksin.
Aklı karışık herhalde dedim ve sohbeti pek uzatmadım...

Dedeyi kandırmaya çalışırken...
-Dede cog güsel bi fikrim var, bak biz cog güsel bi noyun noynaynım. Kooooocaman bi iş yapalım.
Veya...
- Dede bak bi annaşma yapalım. Sen mana bi dadalada ver. Son! Söz! Biyane!

dadalada:çikolata
biyane: birtane

 Alet çantasını ararken...
Annee menim ayetleyim neğde? Bağabam bosulmuş men onu büküp onağcam. Heeeeyyy kim menle büküp onağmak isteğ?
 
 
 
 
Artık sohbet ediyoruz oğlumla
Gün içinde böyle çeşit türlü diyalog geçiyor aramızda...

20 Mart 2011 Pazar

Küsme, anlaşma, savunma...

Artık konuşuyor. Daha önce söylediği kelimeler bizi şaşırtıyordu, şimdi kurduğu cümleler. Çok düzgün bir cümle yapısıyla ve bozuk kelimelerle konuşması öyle güzel öyle tatlı bir tezat oluşturuyor ki, çıldırıyorum. Her konuştuğunda öpmek, ısırmak istiyorum fındık burnunu:))

Bir de küsmeye alıştı artık beyefendi... Her küstüğünde merdivenin bir basamağına  yüzüstü yatıp, popoyu dikip, mır mır mır söylenmeye başlıyor. Genelde şöyle:
-ben dedemle noyun noynamak istiodum. dedem deozyon izleneğe ditti. dedem menimle noynanadı die men cog üzüldüm. dedeeeee deeeeedeeeee men noyun noynamak istediiiiiiiiiiiiiim. ben cog üzüldün, küstüm.
Olaydan birkaç saat sonra hatırlayıp hatırlayıp söylüyor ''Ben küstüm, ben cog üzüldüm. Ben dedemle noyun noynamak istedim. dedem ditti diye cog üzülmüştüm''...
deozyon: televizyon

Küsme Pozisyonu

Artık pazarlık yapıyor oğlum. Birşey istediğinde mesela çikolata ve ben olmaz dediğimde pazarlığa başlıyor...
-Anne bi annaşma yapalım. Sadece biyane dadalada ver, son, söz.
annaşma: anlaşma
biyane dadalada: birtane çikolata

Kızdığımızda en masum ses tonu ve yüz ifadesiyle kendini savunuyor artık. Konu ne olursa olsun bahane hep aynı -cog güsel olsun die yabdım- veya -sadece noyun noynamak isdemişdim-....

A: Neden çoraplarını çıkardın oğlum?
B: Cog güsel olsun die cıkardım anne.

A: Bartu hemen ordan in, çok tehlikeli!
B: Sadece noyun noynamak isdemişdim anne...

Canım oğlum.....


4 Mart 2011 Cuma

Büyüdün(mü?)...

2.5 yıldır hayatımızda olan minik adam...

Beni sevdiğini söyleyecek, ''sacın cog güzel oldu'' diye iltifat edecek kadar büyüdün artık,  ve de pazarlık yapacak kadar.
-son bir dadalada daha söz!!!

Ve itiraz edecek kadar...
-ben bugün misim, beni yadın yıga!!!

Zaman zaman annene de küsecek, şikayet edecek kadar...
-ben üzüldüm, cünkü ssen yemeg yedin, men onun onnamak istiodum, men küsdüm....

Küçücük ellerinle annenin saçını okşayacak, şefkat gösterecek kadar...
Büyük bir heyecanla annene yardım edecek kadar...
-anne sana yadım edeyim miii? yamımcı olayımmı?

Oyuncak sepetinden istediğin oyuncağı almak için eğildiğimde ''Ben seni duddum anne, düşne diye duddumm anne'' diyecek kadar büyüdün...

Ama hala....
saçımla oynamadan uyuyamayacak, 3 taneden fazla olan herşeyin on tane olduğunu sanacak, duştan korkacak, ve tırnaklarının mum olduğunu düşünecek kadar küçücüksün...

Hala annenin minik sevgi dolu oğlusun...
Canısın...
Mis kokulususun...
Kucağıma aldığım andan itibaren beni tamamen değiştiren, birini kendimden fazla sevmeyi öğreten meleğimsin...

Bugün 2buçuk yaşında oldun birtanem, iyiki doğdun...


dadalada: çikolata
misim: temizim
yadın : yarın
yıga: yıka
onun onnamak: oyun oynamak 
yadım: yardım
yamımcı: yardımcı
duddum: tuttum
düşne: düşme




27 Şubat 2011 Pazar

Saklambaç, pijama ve benim annem

Anneanne, dede ve Bartu saklambaç oynuyorlar. Oğlum kapıya kadar gidip anneanne ve dedeye sırtını dönüyor, kendinden emin bir gülüsemeyle onu bulmalarını (!) bekliyor, gerçekten sabırla bekliyor...
Anneanne: Aaa Bartu nerde acaba?
Bartu: Burdadır

Oğlum kelimelerin sonuna -mış -muş -dır -dir gibi ekler koymayı çok seviyor. Oyun alanında jetonlu oyuncaklardan otobüs şeklinde olanı gösterip ''Anne bak bu bi odöbüs-müş'' diyor. Veya ''bu bir kalem'' demiyor, ''bu bir kalem-dirr, bu kalem-miş'' diyor...




Oğlum her sabah önce yatak odasından sonra evden çıkıp, bakkala gidip ekmek almak için sabırsızlanıyor. Son zamanlarda pijamalarla bakkala gidilmeyeceğini öğrenmiş durumda (nihayet sabah ağlamaları azaldı)... Sabah yanıma gelip pijamalarını tutarak başlıyor söylenmeye...
-Anne bak bu bir niyana, bu da niyana, bu da niyana , bak bunlar ep niyana... adii adi adiiiii meni giydir.
niyana: pijama

ep: hep
adi: hadi
meni: beni

Bu sabah baba-oğulun arasında geçen konuşmalardan biri de şöyle:
B: Bu menim annem
Baba: Hayır benim annem
B: Meniiiiiiiiiim meniiiiim annem Niyan.
Baba: Hayır Nihan benim annem
B: Niyan menim annem senin kayın.

menim: benim
Niyan: Nihan
Senin kayın: senin karın


Canım canım canım canım..................................................


8 Şubat 2011 Salı

Karışık...

Kahvaltıdan sonra Tv keyfi yapan babasının karşısına geçti. Sonra bir televizyona baktı bir de babasına...
-Babaaaaa, sen ise diiiit. Baba ise ditmen lazım, ise dit baba...
Küçük Bey istediği kanal açılınca sustu. Sonra babasının oturduğu koltuğa gözünü dikince başladı yine...
-Babaaaa ise dit babaa, baybaaaay, ise ditmen lazım...
Cingöz:))
is: iş
dit: git



Beraber resim yapıyorduk. Daha doğrusu beyefendi şunu çiz diyor, ben de çiziyordum
B: anne did ciz
A: ne çizeyim?
B: did ciz
A: çiçek mi?
B: diiiid did did ciz did
A: kuş mu?
B: ııı-ııııh did ciz did ciz
A: kedi mi?
(ağlamaya başlıyor)
B: diiiiiiiid cizzzz anneeeee did ciz
A: Bartu anlamadım en iyisi sen bana did'in ne olduğunu anlat
eline bir lego parçası alır
B: bunu böle aıyoon (bunu böyle alıyorsun)
    bööle did did did yaıyoooon (böyle did did yapıyorsun)
legoyu kulağına götürüyor
     donra böleee yaıyooon (sonra böyle yapıyorsun)
     aloooo diyooon (alo diyorsun)
     alloooo dada del (alo teyze gel)
     delvis deldin dadaaa (elvis'de gelsin teyze)
     baaaabaaaaay
     böle did yaıyoooooon
A: telefon mu anneciğim?
B: hii defon (nihayet yüzü gülüyor)

defon : telefon




Oğlum kelimelerin sonuna mış-muş gibi ekler koyuyor artık. Ama kelimeden ayrı ve vurgulu söylüyor.
Mesela....
-Anne bak bi corap-mışş.
-Baaak bi dane dabak, benim mavi dabaım. Benim düdük mavi dabaım. Benim mavi dabaım buğda-mışş. (bak anne bir tane tabak, benim mavi tabağım, benim küçük mavi tabağım) benim mavi tabağım burdaymış.
-Anne, anneanne ise ditti, dede ise ditti-mişş.





Geçenlerde oğlum giymek istediği gömleği seçti...
B: Anne bak bu mavii. bunu diğdir.
A: Tamam canım gel giydireyim
B: Anne bunu yenni ılda diydiydim, herkes cog beendiydi...
   (anne bunu yeni yılda giydiydim herkes çok beğendiydi)



Not 1: Artık omlet yiyor benim tatlı oğlum
Not 2: Legolarla oynamayı çok seviyor.
Not 3: Bir de kağıt havluları dolaptan çıkarıp üstüste koyup kooocaman kuleler yapmayı çok seviyor. (Bkz. son iki fotoğraf)

18 Ocak 2011 Salı

Tavşanın adı Kanguru



B aby First'te bir kangurunun oyuncak kutusunda bulduğu nesneleri tanıttığı bir program var. Birgün oğlum, ben ve teyzesi bu programı izlerken aramızda şöyle bir diyalog geçti...

Teyze: Bartu bak kanguru
B: ıııı-ııh bu davsan(tavşan)
T: Ama bu bir kanguru canım
B: Iıııııııııh bu tavsan ıııııııııh ıııııı-ııh bu davvsaan (dudakları sarkıtmış vaziyette)

Teyze daha fazla devam edemedi çünkü oğlum ağlamak üzereydi....

Bugün yine aynı programı izliyoruz. oğlum büyük bir mutlulukla başladı anlatmaya...

B: Anne baaaaak bi davsan, davsanın adı danduğu (kanguru)
A: ??? Tavşanın adı ne???
B: Bak anne bu bi davsan, düdük (küçük) davsan. Bu davsanın adı danduğu....

14 Ocak 2011 Cuma

Kuşun adı karga...

Oğlumun yeni favori oyuncağı teyzesinin aldığı alışveriş arabası. İçinde elma armut ayva kabak v.b meyve ve sebzeler var. Ayrıca süt, meyve suyu margarin.....
Bartu  oyunu biraz değiştirdi, dedesinin bahçesindeki her bir bitkinin üzerine bir meyve koyup sonra ''aaa bak ılma aacı'' ''aaaa bak mamut aacı'' diyor, sonra da meyveleri topluyor. Bizim marketçilik oyunumuz tarım toplayıcılık oyunu gibi bir şey oldu.
ılma: elma
mamut: armut
aac: ağaç






.................


Oğlum anneanne ve dedesine gider gitmez ilk iş kuş'a (ismi yok) seslenir. Bartu kuşun yanına gidip çığlık atar, kuş Bartu'ya karşılık verir. O kadar iyi arkadaş oldular ki oğlum artık kuşun çıkardığı sesleri taklit etmeye başladı. Geçenlerde markete giderken oğlum başladı anlatmaya...
B: Anne bis anneanne dedeğe gidiyooğs, oğda duş vağ. duşa aaaaaaaaaaaaaaaaaaaa (burda çığlık atıyor) yapoom, duuş danııııııım (danım: canım- kuşun söyleyebildiği tek kelime) diğooo...
A: Peki kuşun adı ne Bartu?
B: Karga.
A: ?!!?

6 yıl önce aldığımız ve bir türlü isim koyamadığımız kuşumuza oğlum bir isim verdi nihayet. Artık kuşun adı karga...




..............



Öyle şeyler yapıyor ki bazen acaba aklından neler geçiyordu, yaparken ne düşündü, amacı neydi çok merak ediyorum. Mesela mutfak dolabının kulplarının üzerine margarin,  iki kulp arasına tepsi yerleştirirken amaç neydi bilemiyorum.

eserinin yanında poz verirken:)
 

veya kuzuyu neden ineğin üzerine koydu acaba???

3 Ocak 2011 Pazartesi

Yeni Yıl...

2010 güzel bir seneydi bizim için ....
Oğlumun bebeklikten çocukluğa geçişini izledik bir yıl boyunca, hergün, heyecanla...
Artık sevdiği şeyleri söyleyen, isteklerini anlatabilen, ''seni seviyorum anne'' diyebilen, itiraz eden, şaka yapan, tuvaletini söyleyen hatta ''cişim deldiydi yapdım annanne'' diye iş bitince haber veren bir çocuk oldu benim oğlum...
2010 çoook güzeldi....


Fotoğraflarla 2010...
















31 Aralık 2010


2011 senden öncelikle sağlık diliyorum...
Ve huzur tabii ki...
Oğlumla ve Mert'le, ailemle beraber çoooooooooook mutlu bir yıl diliyorum...



23 Aralık 2010 Perşembe

Seni Seviyorum

İyi geceler dedim, öptüm...
''Deni deiyom anne'' dedi.

Ben de seni canım oğlum. Çoooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooook çok çok seviyorum. İlk defa bana beni sevdiğini söyledi, benden mutlusu yok :))






6 Aralık 2010 Pazartesi

Orda bir köy var uzakta...

Bebekliğinden bugüne oğlumu uyuturken ninni yerine sevdiğim şarkıları söylerim ben, genelde çocuk şarkıları olsada  çeşitli romantik şarkılar var repertuarımızda uyku saati için.

Bir dönem Ali Babanın çiftliği favorisiyken, Bir dönem de Şebnem Ferah'ın Sil Baştan şarkısını söylemeden uyumuyordu. Hatta başka ninni söylediğimde sinirleniyordu benim ilginç oğlum...
Bugünlerde ise dilime bu şarkı takıldı işte...

Orda bir köy var, uzakta
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.
Orda bir ev var, uzakta
O ev bizim evimizdir.
Yatmasak da, kalkmasak da
O ev bizim evimizdir.
...
(AHMET KUTSİ TECER)

Geçen gece annemlerdeyken oğlumu yine bu şarkıyla uyutmaya çalışıyordum. Tam gözlerini kapatmış uyumak üzereydi ki heyecanlı bir şekilde gözlerini açtı ve itiraz etti!!!

- Hayığ anne, bu anneanne ev!


Ekim 2008









27 Kasım 2010 Cumartesi

Bartu Oto Yıkama

Bartuya sordular:
-Babanın arabası ne renk bartu?
-Diah (diah: siyah (gümüş diyemiyor siyah diyor, onuda pek diyemiyor ya neyse))
-Dedenin arabası ne renk Bartu?
-Diah
-Annenin arabası ne renk Bartu?
pis!
-?!!!?

Bu lafın üzerine bugün arabamızı yıkadık oğlumla. Daha önce babanın arabasını pis bulan oğlum, babasının arabayı yıkatmasının ardından annesinin arabasının pis olduğuna karar verdi.
Baktık ki hava güzel, güneşli biz de hazırladık suyu deterjanı oğlumla başladık arabamızı yıkamaya...

anne baaak bübik!!! (bübik: köpük)
büüb bübük, bihbüğü bübük anne! (büyük köpük, birsürü köpük anne) diye diye elindeki minik bezle arabayı köpük köpük yıkadı oğlum...( en azından boyunun yettiği yerlere köpüklü bir bezi dokundurdu biraz)

İşimiz bitince de ''mis oldu anne, mis mis'' deyip durdu...





14 Kasım 2010 Pazar

ANNE - OĞUL YANYANYA...

''Anne yanyanya'' deyip yanıma geliyor bebeğim, kolunu boynuma dolayıp saçımla oynaya oynaya uyuyor, daha doğrusu uyuyoruz yanyanya... tabii eğer şanslı gecemdeysem!
Eğer değilsem tam uyuyacağını düşündüğüm bir anda yataktan inip ''dahdu e-e, ıı-ııııh'' (Bartu uyumak istemiyor)der ve çeşitli isteklerde bulunur.
- Annee, Dahdu hu dister (Anne, bartu su istiyor)
- Dahtu mus dister (Bartu muz istiyor)
- Dahtu tütü dister (Bartu first tv istiyor)

Gün içinde oğlumla yaşadığımız bazı diyaloglar...

Sabah kahvaltıda...
- anne dotuydum (anne oturdum)
- anne dahdu düt disteeer (anne Bartu süt ister)
- al anneciğim sütün burda, başka ne istiyor benim oğlum?
- mabne, bal mekmek, vavi kahgış (labne, ballı ekmek, mavi kaşık)
- al birtanem
- anne dahdu yağ dister, yağ mekmek (anne Bartu tereyağı ister)

not: ben bu satırları yazarken oğlum bir parça kağıt havluyu bir bardak suyun içine batırıp batırıp gelip yüzümü siliyor, sırılsıklam oldum...

öğlen yemeğini hazırlarken yanıma gelip, elini omzuma atıyor (tabii boyuma yetişebilmek için önce sandalyeyi yanıma çekiyor ve üzerine çıkıyor). Bir süre beni inceledikten sonra soruyor:
- Anne napyoyyon? (anne napıyorsun?)
- yemek yapıyorum anneciğim, acıktınmı?
- hihiii(gülerek), Dahdu mama dister.(Bartu yemek ister)
- anne bu ne?
- bu patates, bu tavuk...
- Dahdu döfde dister. (Bartu köfte ister)
- oldu...

Ben sofrayı hazırlıyorum, oğlum ordan oraya koşuyor ''mama bahbiiiii, mama bahbiiiiii'' (mama vaktiiii)

 Bartu çişini oturağına yapıyor.
- anne dis daptım
- aferin oğluma, gel tuvalete dökelim
- dahdu döh (Bartu dökecek)
ben önden gidip dökünce oğlum çok kızıyor. koşa koşa yanıma geliyor.
- anneeee ne döhdün, dahdu döh. anne ne döh dahdu anne dahdu döh....
- tamam oğlum içine köpük yapalım sende köpüğü dök.
- hah bübik dahdu bübük döhh, hihihiii(gülüyor) (Bartu köpük dökecek)
oğlum mutlu, ben mutlu...

Tabakta iki tane yeşil biber var, oğlum onlara bakıp büyük bir heyecanla
- anne baaak, yeşis beb, ayni baaak bu ayni! (anne bak yeşil biber, ikisi birbirinin aynı)
dolap tertipliyorum oğlum iki elbise askısını eline alıyor
- anne baaaak dıskı ayniii (dıskı: askı)

evden çıkarken girişteki ışığı açık bırakıyoruz. Oğlum bu durumu farkedip annesini uyarıyor tabii ki...
- anne mum daçık, gah mum, ane gah! (gah: kapat)
akşam yatmadan önce ışığı kapatıyoruz, oğlum kızıyor...
- anneee dah, mum dahh!!! ( dah : aç)



döhdüm: döktüm
dühdüm: düştüm
daptım: yaptım
del: gel
veeğ: ver
dah: aç
del ditme: gel gitme
dotuydum: oturdum
dahdıı: kalktı
dühdüü: düştü
diğdir: giydır
dıkağğ: çıkar
dister: ister, istiyor
di-iyoğ: geliyor
dütü: ütü
buğha yap: buhar yap (ütü yaparken)
büüb buha: büyük buhar, çok buhar yap
yeğne doğdum: yerine koydum
doddoğdug: doktorculuk

daha neler var neler, sonra devam ederim oğlum, annen seni çoooooook seviyor, seni anlatmaya doyamıyor....