Lilypie Fourth Birthday tickers

Lilypie Kids Birthday tickers

Lilypie Pregnancy tickers

Lilypie First Birthday tickers
Çiş - Kaka Meselesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çiş - Kaka Meselesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2011 Pazar

Mango'da çiş...

Oğlumla ve anneannesiyle alışverişe çıktık. Mango'da kendimizden geçmiş bir halde dolaşırken oğlum yanıma geldi ve ''çişim var'' dedi. Ben de tuvalet olmadığını ama biraz sonra zaten çıkacağımızı söyledim. Oğlum anneannesinin yanına gitti ve elbise askılarının arasında oynamaya başladı herzaman yaptığı gibi. Meğer oğlum çok kötü şeyler planlıyormuş da bizim haberimiz yokmuş. Birsüre sonra anneannesi oğlumu pipiyi külodundan çıkarmış ve elbiseleri nişan almış bir şekilde yakaladı. N'apıyorsun yapma derken bizimki bağırmaya başladı. ''Çişimi yapıcaaaam elbiselere  çiş yapmak istiyoruuuum!!!'' Anneannesi dikkatini dağıtmış sonunda ve büyük bir rezilliğin eşiğinden dönmüş olduk.

Çiş-kaka konusunda oğlumdan inciler...

-Küçücük bir kaka yaptım anne büyüyünce annesi gibi büyük kaka olacak diimi?
-Anne sen poponun yanındaki delikten mi çiş yapıyosun?
-Kızlar ayakta çiş yapamaz, sadece erkek olanlar ayakta çiş yapabilir.

Veee son olarak oğlum tuvaletteyken gelen sesleri dinledim çaktırmadan...
-Uslu dur pipi, hayır olamas! yerine git, uslu dur! aşağıda dur pipi!

2 Ağustos 2011 Salı

Parti ve tuvalet hakkında :)

Cuma günü okulun son günüydü. 15 günlük bir tatiili var oğlumun. Henüz tatil olayını pek anlayamamış olacak ki her sabah ''aşada okul uyanmış mı?'' diye soruyor. (aşada : acaba)
Perşembe günü oğlumu almaya gittiğimde öğretmeni ''yarın okulda parti var eğer yapabilirseniz birşeyler hazırlayabilirsiniz ama mecburiyet yok'' dedi. Zaten oğlumla beraber yapmaktan en keyif aldığımız şey kek kurabiye pişirmek, soluğu markette aldık. Oğlum çok heyecanlandı. ''Pasta yapıp aykadaşlarıma götüyelim anne'' diye diye evdeki eksikleri tamamlayıp eve gittik, işe koyulduk. Mutfak battı ama kekimizde kurabiyelerimizde çok güzel oldu:) Oğlum kurabiyelerden birkaç tane yedikten sonra düşündü taşındı,  bir an bakışları daldı ve '' Anne aykadaşlarım pasta istemezlermiş'' dedi. (hehe kurabiyenin tadına bakınca paylaşmaktan vazgeçti cingöz!)

Ben mutfakta kek piştimi diye kontrol ederken oğlum ''anneeeeeeee kaka yabdııııııııım) diye çağırdı.
Bir an düşündüm  -oğlumun oturağı üst katta- eee nereye yaptı bu çocuk? Altına yapmıyor, bezi çıkardık çıkaralı hiç kazamız olmadı (çiş kazası oldu ama kaka kazası olmadı) korku ve merakla banyoya gittim. Veeeeeeee işte o an oğlumu bizim tuvaletimizde, kendi deyimiyle büğüb duvalette otururken gördüm. evet oğlum yardımsız bir şekilde tuvalete oturdu, lavabonun kenarını tuttu ve kakasını yaptı.  Benim büyük sevincim ve heyecanım karşısında ''anne eğey lavaboyu tutmazsam düşerim'' dedi. Ve tam 4 gündür oturağı kullanmıyor. Tuvaleti geldimi gidip işini görüyor, ''anneeee popomu siiiiil'' diye çağırıyor sonra:). Bir de çiş yaparken ayakta parmak ucunda duruyor, pipisini tutuyor ve büyük tuvalete yapıyor çişini, küçük adam...
Oturak dönemi de bitti artık...

Not: Öğretmeninden öğrendiğim kadarıyla partileri çok güzel geçmiş, kekimiz çok beğenilmiş. Ama oğlum eve geldikten sonra durup durup ''Anne pastalayı okulda unuttuk'' dedi...

20 Ekim 2010 Çarşamba

Manzaramız bu!


Bugünlerde oğluma her baktığımızda gördüğümüz manzara bu! bazen işaret parmağını sokuyor burnuna, bazense orta parmağını... son keşfi iki parmağını iki burun deliğine sokmak ve aynı anda iki burun deliğini birden karıştırmak.
Kızmıyoruz, tatlı tatlı söylüyoruz -bir işe yaramıyor-
Belki biraz daha büyüyünce herkesin içinde yapılmaması gerektiğini anlar, anlatabiliriz.
Şimdilik olayın çok üstünde durmuyoruz inatlaşma başlamasın diye...


oğlumun pis halleri:)

Not 1:
Pazartesi günü teyzesiyle beraber önce yemek sonra alışveriş birkaç saatimiz dışarıda geçeceği için ve uygun bir tuvalet bulamayacağımızdan  oğluma bez taktım, nedenini de açıkladım. Belki de 4-5 saat çişini yapmadı. sonra çiş çiş diye bağırmaya başlayınca bezine yapmasını önerdim . Ama oğlum kaşlarını çatıp bana baktı ve ''bes ııı-ıııh, bes ııı-ıııh'' (bez hayır) dedi çok kararlı bir şekilde. Ve ilk defa umumi bir tuvalete çiş yapma deneyimi yaşadı oğlum, doğru yere isabet ettiremesekte:))

Not 2:
Artık tüm gün konuşuyor... Sabah ''baba mekmek bihbi'' (baba ekmek bitti) diyerek başlıyor. ''baba bahba mekmek, anne ııı-ııh'' (baba bakkaldan ekmek alalım, annem gelmesin) diye devam ediyor...
Sonra...

Gün içinde gördüğü tüm nesnelerin adını söylüyor.

ısgı(elbide askısı)
ninnan: fincan
vezve: cezve
bababı: ayakkabı
coğaap: çorap
yoat: yoğurt
düdük dah: küçük taş
büüb dah: büyük taş
büüb daktööğ: büyük traktör
yişi daktööğ: yeşil traktör
vavi gahgış: mavi kaşık
hağı gakağ: sarı çatal

Sürekli emirler veriyor....

anne diğdir: anne giydir
anne dıağ: anne çıkar
dahş: aç
bıah: bırak
diiit: git
dit me: gitme
geh: gel
dede mama ıı-ıııh: dede yemek yeme(benimle oyna!)
dada bımbı ıı-ıııh: teyze arabaya binme (gitme)

Ve gece olunca...

ee-e ıı-ııh: uyumak istemiyorum
anne geh, yad, ee-eeh: anne gel yanıma yat, uyuyalım
anne memmi bımbı: anne emziğimi ver, beni arabamda uyut
anne diiit, dede e-ee: anne sen git dedem uyutsun
dede ıı-ıııh, anneanne geh: dede değil anneanne uyutsun

Sonunda bir şekilde uyuyor kime denk gelirse artık.
Uyuyor, ve annesi onu çok ama çoooook özlüyor...

1 Ekim 2010 Cuma

Her gün yeni bir kelime...


Yeni kelimeler...

anne: anne (önceleri nanne diyordu)
büib baba: büyük baba
nindan: fincan
huj: ruj
bahbal: bakkal
namud: armut
üneh: güneş
dittii: gitti
diğdir: giydir (ayakkabılarını göstererek)
bah: bak

Oğlum cümle kuruyor artık,

baba diddi: baba gitti
mekmek bihbi: ekmek bitti
mekmek bihbi baba bahbal mekmek : ekmek bitti babam bakkaldan ekmek alsın
bah daktöğ: bak traktör
duğundu bip : turuncu ip
vavi bımbı: mavi araba
bah yişi bımbı: bak yeşil araba
daydu bihbi, bahba daydu: caillou (kitap) bitti, başka caillou
bi bebe, düdüt bebe:  bir bebek, küçük bebek

hatta sohbet etmeye başladık... 

Bartu: mav dühdü, piss pis (bluzunu çekiştirip, yüzünü ekşiterek), ıhıı ıhııı aaahaı(ağlama taklidi yapıyor),  anne hah (eliyle bıcı bıcı hareketi yapıyor), dohdoğ aap...
tercümesi: miyav(kedi) düştü, üstü başı pis oldu, annesi onu temizledi, doktor hap verdi.

anneanne ve teyze sohbet ediyor, Bartu oyun oynuyor, ama kulak misafiri olup soruna çözüm buluyor...
Anneanne: Ruj almak istiyorum, hiç rujum kalmadı...
Teyze: yarın alışverişe çıkar alırız...
Bartu: dede bahbal, dedde bahbal huj... (dede bakkaldan ruj alsın)

Bartu'nun afiyetle yediği armut bitiyor...
B: Anne nammut bihbi, bahba nammut. (Anne armut bitti başka armut yok mu?)
A: Evde başka armut kalmadı bitanem, elma vereyim mi?
B: ı-ıııh elllma ı-ııııh (sinirleniyor). Nammut. baba bahbal nammut. (hayır elmaya hayır! söyle babama bakkaldan armut alsın!)
A: Tamam oğlum baba bakkaldan armut alır yarın...
B: Haahh! (hah şöyleee! yola gel bakalım!)

dil gelişiminden bahsettik tuvalet meselesini atlamıyalım...

Oğlum çişi geldiğinde oturağının yanına gidiyor, külodunu indiriyor ve çişini yapıyor. İlk 2-3 gün ufak tefek kazalar oldu ama nerdeyse 10 gündür hiç kaza yok. Artık kaka problemimiz de kalmadı, biraz paniklese de sonunda gidip oturağına yapabiliyor.
Oğlumun bana güzel bir sürprizi de oldu bu arada... gece bez takmama rağmen sabah kuru uyanmaya başladı. Bu durumda biraz cesaret dedim kendime ve gece bezini de çıkardım. Bazen sabaha doğru uyanıp çişini haber veriyor, veya sabaha kadar tutuyor.  İyi gidiyoruz...
Umarım kış gelmeden tuvalet eğitimini tamamlarız.

21 Eylül 2010 Salı

Eylül - doğumgünü, bayram ve bayram şekerleri...

Eylül oldukça hareketli ve güzel geçiyor bizim için...

Önce oğlumun halası ve babaannesi geldi beyefendinin doğum günü için...
Halanın düğün hazırlıkları olduğundan sadece 5 gün kalabildiler ama bu 5 günü iyi değerlendirdik. Birgün doğayla içi içe, birgün aile ziyareti, birgün doğumgünü derken 5 gün çarçabuk geçti. Bol bol öptüler kokladılar oğlumu babaannesi ve halası, ve tabiiki oğlum da babaannesi ve halasını öptü...
Oğlum halasına ''yaya'' diyordu, artık ''hağa'' diyor. 5 gün boyunca ''hağa hağa'' diye peşinden koştu durdu. 2 yaş boyutundaki bisiklete de bindirdi halasını, küçücük kaydıraktan da kaydırdı:)) çok eğlendi oğlum...
Babaannesine ''nenne'' demeye devam ediyor. ''Nenneeee'' diye  çağırıp yanına yere oturtuyor sonra oynamak istediği oyuncağı seçiyor ve başlıyorlar oyuna...


4 Eylül'de hep beraber doğumgününü kutladık oğlumun. Annesi, babası, babaannesi, halası, anneannesi, dedesi, (teyzesi birgün önce kutladı), Ayşe Teyzesi, Berk Abisi, Hande Yengesi ve Savaş...


Doğumgünü çocuğu pastasındaki mumları üfledikten sonra partinin geri kalanını bahçede kurumuş çiçeklerle oynayarak geçirdi. Bu arada babası da 4-5 arının saldırısına uğradı:((


Bayramın ilk 2 günü aile ziyaretleriyle geçti herzamanki gibi...

Bayramın üçüncü günü çok güzel bir ailenin ziyareti hepimizi çok mutlu etti... Arkadaşlarımız Gülfer ve Soner, ve dünya tatlısı kızları Ceylin - oğlumun ilk arkadaşı...
Biri kız, biri erkek... biri 3, diğeri 2 yaşında... biri bıcır bıcır konuşuyor, diğeri işaret dilini kullanıyor.... öyle güzel anlaştılar ki fındıklar, çok tatlılardı gerçekten:)). 

Yapboz yaptılar, kaydırakta kaydılar, oğlum arkadaşını salıncakta salladı:), topraktan yapraktan kek börek yaptılar, sohbet ettiler ;))(oğlum arkadaşının sorularına kısa cevaplar verdi ''hah, gımgım, mekmek, döfde)

Bartu Ceylin'i çok sevdi... Ceylin otelde kalmaya gidince oğlum bana telefonu getirip ''dehdi dehdi(ceylin)'' dedi telefonu kulağına koyarak. ''Ceylin'i arayım mı'' dedim ''hah!'' dedi evet anlamında:) ceylinin birkaç gün sonra geleceğini söylediğimizde sakinleşti ama daha sonra kapıya gidip ''dehdiii dehdiiii'' diye çağırdı eliyle gel gel yaparak...

Şimdi Ceylin İstanbula döndü. Bartuya Ceylin nerde diye soruyoruz, ''mekmek mama'' diyor (Ceylin ekmek ve mama almaya gitti anlamına geliyor). Ceylin yine gelsin mi diye soruyoruz, kocaman bir gülümsemeyle hah!(evet) diyor. Gülfer en kısa zamanda yine bekliyoruz...


Eylül oldukça hareketli ve güzel geçiyor dedim ya, işte bu güzelliklerden biri de oğlumun tuvalet eğitimiyle ilgili...
2 gündür bezsiz benim oğlum... sadece kilot giydiriyorum, çişi geldiğinde oturağına gidiyor, kilodunu indirip yapıyor. İlk gün 1 kaza, 2. gün 2 kaza oldu. Gece yatmadan önce bezini takıyorum. Daha önce de kısa süreli bezsiz bırakma denemeleri yapmıştım ama 2-3 saat sonra ''bee bee'' diye söylenmeye başlayınca pes ediyordum (bee bez demek oluyor). Ama şimdi iyi başladık, iyi gidiyoruz. Kış gelmeden (2 ayımız var) bu işi sonuçlandırma hayalleri kuruyorum ama kakasını tuvalete yaptıramıyorum henüz...

Başka bir güzellik ise oğlumun dil gelişimi...
Söyleyebildiği kelimeler hızla artıyor. Günde ortalama 2 yeni kelime söyleyip şaşırtıyor bizi. renkleri öğrenmeye başladı. iki kelimeyi artık yan yana getirebiliyor...
İşte yeni kelimeleri...

tüs: tuz
jikeeğ: şeker
vehve: kahve
dah: taş
behbe: pembe
tuuğdu: turuncu
yişii: yeşil
mami, mai: mavi
hağı: sarı
mo: mor
bip: ip
bihbi: bitti
buut: bulut
boh: boş
bahbiii: basket
vağe: fare
biibi:pipi
duş: kuş
dağdu: Caillou
sağa: Sarah
hao: Leo
dehdi: Ceylin
duğdu : kurudu (çimlerimiz)
büib: büyük
hallim, hellim: hellim
boop: top

Bakalım yarın neler söyleyecek küçük beyefendi...

22 Temmuz 2010 Perşembe

Büyüdükçe...

Oğlum büyüyor...
Nerdeyse 1 aydır çiş ve kaka yaptığında hatta yapacağında haber veriyor. Oturağa oturup çişini yapıyor. Bir-iki kere de kakasını yaptı... Önceleri yakalayıp bezini değiştiremezken, şimdi kaka yapar yapmaz anında yanıma gelip, elimden tutup beni bezlerinin yanına götürüyor...

Okunmasını istediği masal kitabını seçip getiriyor, yapmak istediği aktiviteyi kendi seçiyor. örneğin ''meee meee'' derse kuzu taklidi yapıp, emeklemek istiyor demek, genelde anneanneyle yapmayı tercih ediyor. Eline defterini alıp ''muu mu'' derse, mum çizmemizi istiyor, ''hag hag'' derse kalp çizmemizi istiyor!!!

Sabah yanıma yatıp babasını yataktan atmaya çalışıyor, sanki gücü yetermiş gibi:) yataktan atamayınca üzerinden çarşafı almaya çalışıyor. Babası bana sarılırsa sinir krizleri geçiriyor. Baba lavaboya gider gitmez babasının yerine yatıyor büyük bir telaş ve yüzünde zafer gülümsemesiyle...

Annesinin telefonunu, fotoğraf makinesini, anahtarlarını sadece annesi kullanabilir, eğer baba veya anneanne kullanmaya kalkarsa oğlum basıyor çığlığı... Herkes kendi malını kullansın!!!
Bir restoranda garson boş tabakları alınca, kuaförde bizim oturduğumuz yere biz kalktığımızda bir başkası gelip oturduğunda, herhangi bir eşyayı birine ödünç verdiğimizde... oğlum çıldırıyor!!!
Hatta herkes yerini bilecek, anne hep aynı yere oturacak, dedenin koltuğuna kimse oturmayacak. Bir gün önce benim kahve içtiğim fincanı bile unutmayıp hatırlatıyor...
Anneannenin çakmağını alıp arkasına saklıyor. Niye bu çocuk dik dik, hareketsiz durup öyle bakıyor diyoruz, meğer çakmağı saklamış. Babasından telefonu saklıyor, emziğini saklıyor. Neyseki benimle herşeyini paylaşıyor, benim eşyalarımı benden saklamıyor!!!

Oğlum büyüyor... Büyüdükçe değişiyor.
Her gün yeni bir şeyler öğreniyor, yeni alışkanlıklar kazanıyor.
Hep aynı güler yüzlü, sevgi dolu çocuk ama daha kişilikli, daha inatçı.
Zaman o kadar hızlı geçiyor ki, daha dün ilk adımlarını alkışlarken, bugün koşuyor, basamakları hızlı hızlı çıkıyor.
Doyamıyorum izlemeye, yaptıklarını anlatmaya...
Büyüdükçe yaptıklarını unutmaktan korkuyorum, ve her anın tadını çıkaramamaktan...

Not 1:
Oğlumun bir de köpek dişi var artık...

Not 2:
Yeni kelimelerimiz var...
hag: kalp
pi: pil
dokdo: doktor
aa: ay