Bugün oğlum-anneanne ve ben dondurma yemeye gittik. Biraz sonra garson yanımızdan araba şeklinde çok güzel bir pasta ile geçti. Oğlumun doğum gününe de bir hafta kalmışken pasta konusunda fikrini alalım dedik...
Anneanne: Aaaa, ne güzel bir doğum günü pastası, sanada böyle arabalı pasta alalım mı?
Anne: Aaa evet çok güzel, ama ilgisini çeker mi acaba?
Anneanne: Bartu doğum gününde sana araba şeklinde pasta alalım mı?
Bartu: Hayır olmas
Anne: Sen nasıl bir pasta istiyorsun doğumgününde?
Bartu: Sekizgen şeklinde.
Araba, uçak veya miki fare şeklinde diye düşünürken sekizgen! Tamam sekizgen olsun. Zaten kurabiye yaparken de kalp, yıldız, ağaç, ördek dururken ''diddörtgen kuğabiye'' istemişti...
29 Ağustos 2011 Pazartesi
21 Ağustos 2011 Pazar
Boyadık!!!
''Koltuklar döşemedeyken salonu boyasak mı?'' dedim
''Hayır hiç vaktim yok, başka zaman yaparız'' dedi
''Ama koltuklar geldikten sonra zor olur, en iyisi şimdi yapalım'' dedim
''Hayır uğraşamam'' dedi
''Ben boyarım o zaman'' dedim
''Hııı?'' dedi
''Evet ben boyarım sen sadece kartonpiyerleri boya'' dedim
Güldü, ''tamam'' dedi
Hemen su bazlı bir boya seçildi ve gerekli malzemeler alındı. Yere parkeyi korumak için naylon örtü, gerekli yerlere kağıt bantla maskeleme ve işe koyuldum. Herşey yolunda gidecekti, herşeyi hazırlamıştım. Düşünmediğim tek bir detay vardı. Oğlum!
Ben boyuycam, ben yapıcam, hayır pencereyi boyuycaaaaam, memevene çıkabilirim, çıkıcaaaaaaaam, hayıııır o benim fırçaaaaam diyen 3 yaşında bir velet.
Ama yaptım, yemek bölümü dahil tüm salonu, ve hızımı alamayıp yatak odasını tek başıma (oğlumun yardımı oldu tabii) boyadım. Anlaştığımız gibi kocacım da kartonpiyerleri ve kartonpiyer duvar sınırındaki detayları boyadı. Yorulduk ama mutluyuz.
Sonuç:
İki tane boya olmuş şort, olmaması gereken yerlerde minik fırça darbeleri, bir kısmı artık gri pencere pervazı, sağ elindeki parmaklar tutulmuş bir anne, merdivenden düşerek ayak bileğini sakatlamış bir baba, ve tam hayalimdeki renklerde bir salon:)
Benim parmaklarımdaki problem yorgunluktan biraz elimi zorladım galiba...
Babanın merdivenden düşmesine ise şanssızlık diyelim. Daha doğrusu ucuz merdiven. Eğer 30 tllik merdiven alırsan ve üzerine yaklaşık 100 kg ağırlık binerse merdivenin ayakları yamulabilirmiş öğrenmiş olduk.
İşte ev boyama maceramızdan birkaç fotoğraf:
''Hayır hiç vaktim yok, başka zaman yaparız'' dedi
''Ama koltuklar geldikten sonra zor olur, en iyisi şimdi yapalım'' dedim
''Hayır uğraşamam'' dedi
''Ben boyarım o zaman'' dedim
''Hııı?'' dedi
''Evet ben boyarım sen sadece kartonpiyerleri boya'' dedim
Güldü, ''tamam'' dedi
Hemen su bazlı bir boya seçildi ve gerekli malzemeler alındı. Yere parkeyi korumak için naylon örtü, gerekli yerlere kağıt bantla maskeleme ve işe koyuldum. Herşey yolunda gidecekti, herşeyi hazırlamıştım. Düşünmediğim tek bir detay vardı. Oğlum!
Ben boyuycam, ben yapıcam, hayır pencereyi boyuycaaaaam, memevene çıkabilirim, çıkıcaaaaaaaam, hayıııır o benim fırçaaaaam diyen 3 yaşında bir velet.
Ama yaptım, yemek bölümü dahil tüm salonu, ve hızımı alamayıp yatak odasını tek başıma (oğlumun yardımı oldu tabii) boyadım. Anlaştığımız gibi kocacım da kartonpiyerleri ve kartonpiyer duvar sınırındaki detayları boyadı. Yorulduk ama mutluyuz.
Sonuç:
İki tane boya olmuş şort, olmaması gereken yerlerde minik fırça darbeleri, bir kısmı artık gri pencere pervazı, sağ elindeki parmaklar tutulmuş bir anne, merdivenden düşerek ayak bileğini sakatlamış bir baba, ve tam hayalimdeki renklerde bir salon:)
Benim parmaklarımdaki problem yorgunluktan biraz elimi zorladım galiba...
Babanın merdivenden düşmesine ise şanssızlık diyelim. Daha doğrusu ucuz merdiven. Eğer 30 tllik merdiven alırsan ve üzerine yaklaşık 100 kg ağırlık binerse merdivenin ayakları yamulabilirmiş öğrenmiş olduk.
İşte ev boyama maceramızdan birkaç fotoğraf:
Renk pek pelli değil, bitmiş halinin fotoğrafını çekmedim henüz. Güzel oldu, koltuklarla daha güzel olacak :)
8 Ağustos 2011 Pazartesi
Tembel Anneden notlar
Çoooook tembelim bugünlerde...
Bütün kurallarımı esnetiyorum, boşveriyorum ve bu duruma ben bile şaşırıyorum. Televizyon izleme konusunda max. 2 saat kuralım resmen bitti. Bir iki kere esnek davrandım ve ipin ucu kaçtı. Eskiden olsa hemen kontrol altına alırdım ama enerjim yok bu aralar.
Oğlum son bir aydır bizimle uyuyor. Asla yapmam dediğim şeyi yapıyorum. Oğlumun odası çok sıcak, eğer yatağına yatırsam bir saatte ter içinde uyanacak ve bizim yanımıza gelmek isteyecek ne de olsa! diyorum ve hiç uğraşmadan yanıma yatırıyorum. Sarmaş dolaş uyuyoruz.
Bu tembelliğim ve esnekliğim uyku ve yemek konusunda da kendini gösteriyor. ''Yemiyor musun oğlum? tamam sen bilirsin'', ''Hadi uyuyalım, tamam madem istemiyorsun biraz sonra''.....
Evdeki işler de birikti, ütü yapmam lazım of!
Of of of, kendime gelmem lazım!!!
Yazacak çok şey var,günlerdir elim gidiyor, sonra yazamıyorum hep erteliyorum...
Unutmamak için birşeyler yazayım bari.
Oğlum yine çok tatlı. Zengin bir kelime haznesi var artık. Duyduğu her kelimeyi cümle içinde ve (genelde) doğru şekilde kullanıyor. Bir soru sorulduğunda kesinlikle evet hayır gibi kısa cevap vermiyor. örneğin:
A: Dışarı çıkmadan önce tuvalete gitmek veya su içmek istermisin canım? İstersen suyumuzu yanımıza alırız.
B: Hayıy, dışağı çıkmadan önce tubalete gitmek ve de su içmek istemem. Suyumusu yanımısa almamız gerekicek.
Not : Bugünlerde en çok kullandığı kelime '' gerekicek''
-bu lambayı onağmam gerekicek
-bunu elvisten saklamam gerekicek
-olamas başaramadım, tekrar yapmam gerekicek...
-bis anneaneyle oyun oynuyoruz, senin oynaman gerekmez
diyor...
Ve yine bugünlerde...
-vay canına, gözlerime inanamıyoyum
-kendi gösümle göğmesem inanmazdım
-kim güsel güsel oturursa ona bunu vericem
-kim benimle oyun oynamak ister
-böyle güsel oldu diil mi?
-elvise bir daha yapma desem yapmaz, beni dinler diil mi?
diyor...
Eline şerit metre alıp boyunu ölçüyo ''anne 3 oldum'' diyor...
Aramızda geçen birkaç diyalog da şöyle:
Teyze: Bartu kardeş istermisin?
B: Benim okulda bisürü kaydeşlerim var, kaydeşlerin adı ağkadaş.
-Anne ben senin kaynından çıktım mı? senin kaynındamıydım?-
-ben senin kaynına girmek istemem
-ben büğüb ekmek isteğim, küçük ekmek yeğsem bebek olurum annemin kaynına girerim
Bahçede oturup sohbet ederken kalkıp içeri giren dedesinin ardından...
-olamas, bir insan eksik!
Evimize ziyarete gelen 7 yaşındaki kuzeninin oyun daveti karşısında...
S: Bartu oynayalım mı? hadi oynayalım
B: Ben aş önce oynamıştım, sen evine gittiğinde oynarım.
-anne ben uyandım, aşada sabah olmuş mu? Yıldızlar kaybolmuşmu diye pencereden bi bakıcam.
-Olamas koşaman bir kaymon! Dışayda koşaman bir kaymon var. Aşada (acaba) o kaymon dışayda naapıyor? Buldum! Kaymon dışayda evi mis yapıyor.
B: Anne bardağmı yıkarmısın?
Yıkayıp kurulayıp veriyorum
B: Anne sen muhteşemsin! Seni çog seviyorum!
Not: Ben de seni canım oğlum. Çoooooooooooooook!
B: Anne bana makarna pişiğsene
A: tamam canım hemen yaparım
B: Sen beni hiç kırmazsın mı?
A: Kıramam canım, hiç kıramam seni
B: Annannem birgün beni yere düşürmüştü ve kırmıştı
Bu tembelliğime göre iyi yazdım:)
Bütün kurallarımı esnetiyorum, boşveriyorum ve bu duruma ben bile şaşırıyorum. Televizyon izleme konusunda max. 2 saat kuralım resmen bitti. Bir iki kere esnek davrandım ve ipin ucu kaçtı. Eskiden olsa hemen kontrol altına alırdım ama enerjim yok bu aralar.
Oğlum son bir aydır bizimle uyuyor. Asla yapmam dediğim şeyi yapıyorum. Oğlumun odası çok sıcak, eğer yatağına yatırsam bir saatte ter içinde uyanacak ve bizim yanımıza gelmek isteyecek ne de olsa! diyorum ve hiç uğraşmadan yanıma yatırıyorum. Sarmaş dolaş uyuyoruz.
Bu tembelliğim ve esnekliğim uyku ve yemek konusunda da kendini gösteriyor. ''Yemiyor musun oğlum? tamam sen bilirsin'', ''Hadi uyuyalım, tamam madem istemiyorsun biraz sonra''.....
Evdeki işler de birikti, ütü yapmam lazım of!
Of of of, kendime gelmem lazım!!!
Yazacak çok şey var,günlerdir elim gidiyor, sonra yazamıyorum hep erteliyorum...
Unutmamak için birşeyler yazayım bari.
Oğlum yine çok tatlı. Zengin bir kelime haznesi var artık. Duyduğu her kelimeyi cümle içinde ve (genelde) doğru şekilde kullanıyor. Bir soru sorulduğunda kesinlikle evet hayır gibi kısa cevap vermiyor. örneğin:
A: Dışarı çıkmadan önce tuvalete gitmek veya su içmek istermisin canım? İstersen suyumuzu yanımıza alırız.
B: Hayıy, dışağı çıkmadan önce tubalete gitmek ve de su içmek istemem. Suyumusu yanımısa almamız gerekicek.
Not : Bugünlerde en çok kullandığı kelime '' gerekicek''
-bu lambayı onağmam gerekicek
-bunu elvisten saklamam gerekicek
-olamas başaramadım, tekrar yapmam gerekicek...
-bis anneaneyle oyun oynuyoruz, senin oynaman gerekmez
diyor...
Ve yine bugünlerde...
-vay canına, gözlerime inanamıyoyum
-kendi gösümle göğmesem inanmazdım
-kim güsel güsel oturursa ona bunu vericem
-kim benimle oyun oynamak ister
-böyle güsel oldu diil mi?
-elvise bir daha yapma desem yapmaz, beni dinler diil mi?
diyor...
Eline şerit metre alıp boyunu ölçüyo ''anne 3 oldum'' diyor...
Aramızda geçen birkaç diyalog da şöyle:
Teyze: Bartu kardeş istermisin?
B: Benim okulda bisürü kaydeşlerim var, kaydeşlerin adı ağkadaş.
-Anne ben senin kaynından çıktım mı? senin kaynındamıydım?-
-ben senin kaynına girmek istemem
-ben büğüb ekmek isteğim, küçük ekmek yeğsem bebek olurum annemin kaynına girerim
Bahçede oturup sohbet ederken kalkıp içeri giren dedesinin ardından...
-olamas, bir insan eksik!
Evimize ziyarete gelen 7 yaşındaki kuzeninin oyun daveti karşısında...
S: Bartu oynayalım mı? hadi oynayalım
B: Ben aş önce oynamıştım, sen evine gittiğinde oynarım.
-anne ben uyandım, aşada sabah olmuş mu? Yıldızlar kaybolmuşmu diye pencereden bi bakıcam.
-Olamas koşaman bir kaymon! Dışayda koşaman bir kaymon var. Aşada (acaba) o kaymon dışayda naapıyor? Buldum! Kaymon dışayda evi mis yapıyor.
B: Anne bardağmı yıkarmısın?
Yıkayıp kurulayıp veriyorum
B: Anne sen muhteşemsin! Seni çog seviyorum!
Not: Ben de seni canım oğlum. Çoooooooooooooook!
B: Anne bana makarna pişiğsene
A: tamam canım hemen yaparım
B: Sen beni hiç kırmazsın mı?
A: Kıramam canım, hiç kıramam seni
B: Annannem birgün beni yere düşürmüştü ve kırmıştı
Bu tembelliğime göre iyi yazdım:)
2 Ağustos 2011 Salı
Parti ve tuvalet hakkında :)
Cuma günü okulun son günüydü. 15 günlük bir tatiili var oğlumun. Henüz tatil olayını pek anlayamamış olacak ki her sabah ''aşada okul uyanmış mı?'' diye soruyor. (aşada : acaba)
Perşembe günü oğlumu almaya gittiğimde öğretmeni ''yarın okulda parti var eğer yapabilirseniz birşeyler hazırlayabilirsiniz ama mecburiyet yok'' dedi. Zaten oğlumla beraber yapmaktan en keyif aldığımız şey kek kurabiye pişirmek, soluğu markette aldık. Oğlum çok heyecanlandı. ''Pasta yapıp aykadaşlarıma götüyelim anne'' diye diye evdeki eksikleri tamamlayıp eve gittik, işe koyulduk. Mutfak battı ama kekimizde kurabiyelerimizde çok güzel oldu:) Oğlum kurabiyelerden birkaç tane yedikten sonra düşündü taşındı, bir an bakışları daldı ve '' Anne aykadaşlarım pasta istemezlermiş'' dedi. (hehe kurabiyenin tadına bakınca paylaşmaktan vazgeçti cingöz!)
Ben mutfakta kek piştimi diye kontrol ederken oğlum ''anneeeeeeee kaka yabdııııııııım) diye çağırdı.
Bir an düşündüm -oğlumun oturağı üst katta- eee nereye yaptı bu çocuk? Altına yapmıyor, bezi çıkardık çıkaralı hiç kazamız olmadı (çiş kazası oldu ama kaka kazası olmadı) korku ve merakla banyoya gittim. Veeeeeeee işte o an oğlumu bizim tuvaletimizde, kendi deyimiyle büğüb duvalette otururken gördüm. evet oğlum yardımsız bir şekilde tuvalete oturdu, lavabonun kenarını tuttu ve kakasını yaptı. Benim büyük sevincim ve heyecanım karşısında ''anne eğey lavaboyu tutmazsam düşerim'' dedi. Ve tam 4 gündür oturağı kullanmıyor. Tuvaleti geldimi gidip işini görüyor, ''anneeee popomu siiiiil'' diye çağırıyor sonra:). Bir de çiş yaparken ayakta parmak ucunda duruyor, pipisini tutuyor ve büyük tuvalete yapıyor çişini, küçük adam...
Oturak dönemi de bitti artık...
Not: Öğretmeninden öğrendiğim kadarıyla partileri çok güzel geçmiş, kekimiz çok beğenilmiş. Ama oğlum eve geldikten sonra durup durup ''Anne pastalayı okulda unuttuk'' dedi...
Perşembe günü oğlumu almaya gittiğimde öğretmeni ''yarın okulda parti var eğer yapabilirseniz birşeyler hazırlayabilirsiniz ama mecburiyet yok'' dedi. Zaten oğlumla beraber yapmaktan en keyif aldığımız şey kek kurabiye pişirmek, soluğu markette aldık. Oğlum çok heyecanlandı. ''Pasta yapıp aykadaşlarıma götüyelim anne'' diye diye evdeki eksikleri tamamlayıp eve gittik, işe koyulduk. Mutfak battı ama kekimizde kurabiyelerimizde çok güzel oldu:) Oğlum kurabiyelerden birkaç tane yedikten sonra düşündü taşındı, bir an bakışları daldı ve '' Anne aykadaşlarım pasta istemezlermiş'' dedi. (hehe kurabiyenin tadına bakınca paylaşmaktan vazgeçti cingöz!)
Ben mutfakta kek piştimi diye kontrol ederken oğlum ''anneeeeeeee kaka yabdııııııııım) diye çağırdı.
Bir an düşündüm -oğlumun oturağı üst katta- eee nereye yaptı bu çocuk? Altına yapmıyor, bezi çıkardık çıkaralı hiç kazamız olmadı (çiş kazası oldu ama kaka kazası olmadı) korku ve merakla banyoya gittim. Veeeeeeee işte o an oğlumu bizim tuvaletimizde, kendi deyimiyle büğüb duvalette otururken gördüm. evet oğlum yardımsız bir şekilde tuvalete oturdu, lavabonun kenarını tuttu ve kakasını yaptı. Benim büyük sevincim ve heyecanım karşısında ''anne eğey lavaboyu tutmazsam düşerim'' dedi. Ve tam 4 gündür oturağı kullanmıyor. Tuvaleti geldimi gidip işini görüyor, ''anneeee popomu siiiiil'' diye çağırıyor sonra:). Bir de çiş yaparken ayakta parmak ucunda duruyor, pipisini tutuyor ve büyük tuvalete yapıyor çişini, küçük adam...
Oturak dönemi de bitti artık...
Not: Öğretmeninden öğrendiğim kadarıyla partileri çok güzel geçmiş, kekimiz çok beğenilmiş. Ama oğlum eve geldikten sonra durup durup ''Anne pastalayı okulda unuttuk'' dedi...
Etiketler:
2.5 YAŞ,
Çiş - Kaka Meselesi,
Kreş,
Oğlumun İLK'leri,
Renkli Günler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





