B: Çocukların karısı olur mu anne?
A: Hayır anneciğim olmaz.
B: Ama benim var.
A: Öyle mi? kim?
B: Hatice....
Aahhh Hatice Ah, çok duyuyoruz ismini bu aralar. Halasına da anlattı, ''Eskiden Naz'ı seviyordum ama artık Hatice'ye aşık oldum'' diye. Nasıl bir kız diye sorunca da '' Yüzü üçgen şeklinde'' dedi... Geçenlerde oğlumun morali biraz bozuktu , meğer Hatice küsmüş, artık onunla oynamıyormuş. Çünkü oğlumdan onu bisikletle gezdirmesini istemiş ama Bartu o sırada Tahir'le oynamak istemiş....
Eline kağıt kalem alıp dedesinin yanına gitti ve ''Dedeciğim Hatice'ye mektup yazmak istiyorum, benim yerime sen yazar mısın?''dedi....
Veeee mektup yazılır ''Hatice seni çok seviyorum, artık ağlamanı istemiyorum''............................
Ertesi gün mektup Hatice'ye verilir ve birkaç gün süren naz ve kapristen sonra küslük biter...
Oğlumun Maceraları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oğlumun Maceraları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Aralık 2012 Çarşamba
17 Mayıs 2011 Salı
Anneye Sabah Sürprizi
Bu sabah okula gitmek istemedi küçük bey, uykum var azcık daha uyuycam dedi uyudu. Ne de olsa daha tam iyileşmedi dedim, ben de uyudum. Bi ara anne kaka yapıcam dedi, gerisini hatırlamıyorum uyudum bir güzel.
Sonra banyodan gelen su sesi ve tıkırtılarla uyandım. Banyoya koştum, bir de ne göreyim. lavabo su dolu nerdeyse taşmak üzere, oğlumun oturağı lavabodaki suyun içinde. Erimiş tuvalet kağıtları ve su üzerinde yüzen minik minik bir sürü kaka!
Gülsem mi kızsam mı bilemedim:) Bir de bu kakalı suyun içinde benim yüzüme kullandığım fesleğenli sabunum yüzüyordu. Yarım şişe bebe yağını da boşaltmış, lavabo da oturak ta vıcık vıcık:)
Canım oğlum, komik oğlum, birtanem...
Not: Senin minik pokun bile şirin geliyor bana :)
Sonra banyodan gelen su sesi ve tıkırtılarla uyandım. Banyoya koştum, bir de ne göreyim. lavabo su dolu nerdeyse taşmak üzere, oğlumun oturağı lavabodaki suyun içinde. Erimiş tuvalet kağıtları ve su üzerinde yüzen minik minik bir sürü kaka!
Gülsem mi kızsam mı bilemedim:) Bir de bu kakalı suyun içinde benim yüzüme kullandığım fesleğenli sabunum yüzüyordu. Yarım şişe bebe yağını da boşaltmış, lavabo da oturak ta vıcık vıcık:)
Canım oğlum, komik oğlum, birtanem...
Not: Senin minik pokun bile şirin geliyor bana :)
Etiketler:
2.5 YAŞ,
Oğlumun Maceraları,
Renkli Günler
11 Mart 2011 Cuma
Hidrosel ve hastane maceramız...
Ne zormuş çocuğun ameliyathaneye götürülürken arkasından bakmak ve sonrasında beklemek....
Perşembe günü oğlum hidrosel ameliyatı oldu. Biliyordum basit bir ameliyat olduğunu, birkaç saat içinde eve döneceğimizi... Ama yinede ameliyat tarihi belli olduktan sonra hiç uyumadım, uyuyamadım. Korktum. Oğlumun canı acıyacak diye, ameliyata giderken gözleri beni arayacak diye, tanımadığı insanlarla soğuk bir oda da kendini yalnız hissedecek diye, çok korktum. Ama en çok ta genel anesteziden korktum...
Neyse ki korktuğum gibi olmadı. Ameliyata girmeden önce oğluma içirdiğimiz sakinleştirici sayesinde oğlum ameliyathaneye yüzünde gülümsemeyle ve hafif sarhoş bakışlarla girdi. Üstelik babası ve ben ameliyathanenin kapısına kadar oğluma eşlik edebildik. Sonrasında doktorun anlattığına göre ağzında emziğiyle çok sakin durmuş damar yolu açılırken. Ameliyattan sonra ayılırken de yanındaydım oğlumun. Ameliyattan sonra çok ağladı ama ağrısı olduğu için değil, elinde ki seruma kızdığı için. Ağlaya ağlaya uyudu birtanem... Uyandığında çok neşeliydi, yatakta ayağa kalkıp bizi korkuttu... Birkaç yudum su içtikten sonra ''pilav pilaaaaav'' diye ağlayınca oğluma özel pilav pişirildi hastanede... ''Cog düzeeeel, cog düzelmiş anne'' diye diye bir tabak pilavı bitirdi oğlum.
Eve geldiğimizde Koşup zıplamaya başladı hemen. Hiç ağrısı olmadı. Hatta ameliyat yerinin farkında olduğunu bile sanmıyorum. Bir kaç kere elindeki iğne izini (yani minik bir nokta) gösterip ''uff oldu,ağıyoo'' dedi o kadar. Belkide bütün o olayın elindeki o minik nokta için olduğunu düşünüyordur...
Ve geçti, bitti...
Nihayet rahatladık...
Çok şükür...
Not 1: Ameliyattan önce giydirdiğimiz kedili fareli hastane önlüğünden huylandı beyefendi, ameliyat saatine kadar çıplak bekledi. Ameliyathaneye giderken, sakinleştiricinin etkisindeyken ancak giydirebildik.
Not 2: Bahsettiğim sakinleştiriciyi 3 kişi,yarım saatte zor içirdik.
Not 3: Hastane yatağını bozmuş olabiliriz. Yukarı çıkar, aşağı indir, başını kaldır, ayak bölümünü kaldır, oğlum bayıldı.
Perşembe günü oğlum hidrosel ameliyatı oldu. Biliyordum basit bir ameliyat olduğunu, birkaç saat içinde eve döneceğimizi... Ama yinede ameliyat tarihi belli olduktan sonra hiç uyumadım, uyuyamadım. Korktum. Oğlumun canı acıyacak diye, ameliyata giderken gözleri beni arayacak diye, tanımadığı insanlarla soğuk bir oda da kendini yalnız hissedecek diye, çok korktum. Ama en çok ta genel anesteziden korktum...
Neyse ki korktuğum gibi olmadı. Ameliyata girmeden önce oğluma içirdiğimiz sakinleştirici sayesinde oğlum ameliyathaneye yüzünde gülümsemeyle ve hafif sarhoş bakışlarla girdi. Üstelik babası ve ben ameliyathanenin kapısına kadar oğluma eşlik edebildik. Sonrasında doktorun anlattığına göre ağzında emziğiyle çok sakin durmuş damar yolu açılırken. Ameliyattan sonra ayılırken de yanındaydım oğlumun. Ameliyattan sonra çok ağladı ama ağrısı olduğu için değil, elinde ki seruma kızdığı için. Ağlaya ağlaya uyudu birtanem... Uyandığında çok neşeliydi, yatakta ayağa kalkıp bizi korkuttu... Birkaç yudum su içtikten sonra ''pilav pilaaaaav'' diye ağlayınca oğluma özel pilav pişirildi hastanede... ''Cog düzeeeel, cog düzelmiş anne'' diye diye bir tabak pilavı bitirdi oğlum.
Ameliyat sonrası pilav ve oğlum...
Eve geldiğimizde Koşup zıplamaya başladı hemen. Hiç ağrısı olmadı. Hatta ameliyat yerinin farkında olduğunu bile sanmıyorum. Bir kaç kere elindeki iğne izini (yani minik bir nokta) gösterip ''uff oldu,ağıyoo'' dedi o kadar. Belkide bütün o olayın elindeki o minik nokta için olduğunu düşünüyordur...
Ve geçti, bitti...
Nihayet rahatladık...
Çok şükür...
Not 1: Ameliyattan önce giydirdiğimiz kedili fareli hastane önlüğünden huylandı beyefendi, ameliyat saatine kadar çıplak bekledi. Ameliyathaneye giderken, sakinleştiricinin etkisindeyken ancak giydirebildik.
Not 2: Bahsettiğim sakinleştiriciyi 3 kişi,yarım saatte zor içirdik.
Not 3: Hastane yatağını bozmuş olabiliriz. Yukarı çıkar, aşağı indir, başını kaldır, ayak bölümünü kaldır, oğlum bayıldı.
18 Ocak 2011 Salı
Tavşanın adı Kanguru
B aby First'te bir kangurunun oyuncak kutusunda bulduğu nesneleri tanıttığı bir program var. Birgün oğlum, ben ve teyzesi bu programı izlerken aramızda şöyle bir diyalog geçti...
Teyze: Bartu bak kanguru
B: ıııı-ııh bu davsan(tavşan)
T: Ama bu bir kanguru canım
B: Iıııııııııh bu tavsan ıııııııııh ıııııı-ııh bu davvsaan (dudakları sarkıtmış vaziyette)
Teyze daha fazla devam edemedi çünkü oğlum ağlamak üzereydi....
Bugün yine aynı programı izliyoruz. oğlum büyük bir mutlulukla başladı anlatmaya...
B: Anne baaaaak bi davsan, davsanın adı danduğu (kanguru)
A: ??? Tavşanın adı ne???
B: Bak anne bu bi davsan, düdük (küçük) davsan. Bu davsanın adı danduğu....
Etiketler:
2 YAŞ,
Oğlumun Maceraları,
Renkli Günler
14 Ocak 2011 Cuma
Kuşun adı karga...
Oğlumun yeni favori oyuncağı teyzesinin aldığı alışveriş arabası. İçinde elma armut ayva kabak v.b meyve ve sebzeler var. Ayrıca süt, meyve suyu margarin.....
Bartu oyunu biraz değiştirdi, dedesinin bahçesindeki her bir bitkinin üzerine bir meyve koyup sonra ''aaa bak ılma aacı'' ''aaaa bak mamut aacı'' diyor, sonra da meyveleri topluyor. Bizim marketçilik oyunumuz tarım toplayıcılık oyunu gibi bir şey oldu.
ılma: elma
mamut: armut
aac: ağaç
6 yıl önce aldığımız ve bir türlü isim koyamadığımız kuşumuza oğlum bir isim verdi nihayet. Artık kuşun adı karga...
Öyle şeyler yapıyor ki bazen acaba aklından neler geçiyordu, yaparken ne düşündü, amacı neydi çok merak ediyorum. Mesela mutfak dolabının kulplarının üzerine margarin, iki kulp arasına tepsi yerleştirirken amaç neydi bilemiyorum.
veya kuzuyu neden ineğin üzerine koydu acaba???
Bartu oyunu biraz değiştirdi, dedesinin bahçesindeki her bir bitkinin üzerine bir meyve koyup sonra ''aaa bak ılma aacı'' ''aaaa bak mamut aacı'' diyor, sonra da meyveleri topluyor. Bizim marketçilik oyunumuz tarım toplayıcılık oyunu gibi bir şey oldu.
ılma: elma
mamut: armut
aac: ağaç
.................
Oğlum anneanne ve dedesine gider gitmez ilk iş kuş'a (ismi yok) seslenir. Bartu kuşun yanına gidip çığlık atar, kuş Bartu'ya karşılık verir. O kadar iyi arkadaş oldular ki oğlum artık kuşun çıkardığı sesleri taklit etmeye başladı. Geçenlerde markete giderken oğlum başladı anlatmaya...
B: Anne bis anneanne dedeğe gidiyooğs, oğda duş vağ. duşa aaaaaaaaaaaaaaaaaaaa (burda çığlık atıyor) yapoom, duuş danııııııım (danım: canım- kuşun söyleyebildiği tek kelime) diğooo...
A: Peki kuşun adı ne Bartu?
B: Karga.
A: ?!!?
6 yıl önce aldığımız ve bir türlü isim koyamadığımız kuşumuza oğlum bir isim verdi nihayet. Artık kuşun adı karga...
..............
Öyle şeyler yapıyor ki bazen acaba aklından neler geçiyordu, yaparken ne düşündü, amacı neydi çok merak ediyorum. Mesela mutfak dolabının kulplarının üzerine margarin, iki kulp arasına tepsi yerleştirirken amaç neydi bilemiyorum.
| eserinin yanında poz verirken:) |
veya kuzuyu neden ineğin üzerine koydu acaba???
Etiketler:
2 YAŞ,
Oğlumun Maceraları,
Renkli Günler
6 Ekim 2010 Çarşamba
Minik Eller Ne Yapmış???
Tv göstermiyor...
Ekranda bir yazı ''Lütfen digitürk kartınızı kontrol ediniz''
Kart yerinden oynadı herhalde diyorum ve elimle biraz bastırıp yerleştirmeye çalışıyorum. Kart biraz ince geliyor elime...
Çıkarıp bir bakayım diyorum, '' UÇAR ALÜMİNYUM - tüm bilmem ne işlerinde...''
Minik eller digitürk kartını çıkarmış, yerine bir yerlerden bulduğu bir kartviziti takmış:))
Seni yerim ben...
Not: Digitürk kartı koltuğun arkasına atılmış:)
Ekranda bir yazı ''Lütfen digitürk kartınızı kontrol ediniz''
Kart yerinden oynadı herhalde diyorum ve elimle biraz bastırıp yerleştirmeye çalışıyorum. Kart biraz ince geliyor elime...
Çıkarıp bir bakayım diyorum, '' UÇAR ALÜMİNYUM - tüm bilmem ne işlerinde...''
Minik eller digitürk kartını çıkarmış, yerine bir yerlerden bulduğu bir kartviziti takmış:))
Seni yerim ben...
Not: Digitürk kartı koltuğun arkasına atılmış:)
20 Nisan 2010 Salı
Çiçek Böcek
taşları toplayıp ordan oraya taşımak, onlarla mama yapmak...
Geçen gün oğlum minik bir böceği köşeye sıkıştırdı. Deh deh diye sevinçle bağırıp böceğe dokunmaya çalıştı. Hayvancağız ne kadar uğraştıysa kurtulmayı başaramadı. Sonra oğlum yerden aldığı minik bir taşı böceğin üzerine koymaya çalıştı, beceremedi. 'Oğlum napıyorsun' diye sorunca heyecanla taşı gösterip 'mmama mamma' dedi iyi niyetli oğlum. Amacı böceği beslemekmiş meğer. Sonra bir şekilde dikkatini başka yöne çekmeyi başardık ve böcek kurtuldu!!!
Kuru üzüm sevdalısı oğlum, beni çağırıp kuru üzümlerin olduğu dolabı gösterip duruyor günde birkaç kere! Biliyorum çok faydalı, yesin oğluşum. zaten henüz çikolata bisküvi gibi hazır gıdalara başlamadık (şimdi şimdi hiç te niyetim yok zaten!) abur cubur yiyeceğine meyve, kuru meyve yesin...
Tabii bu üzüm sevdasıyla oğlum yeni bir kelime ekledi repertuarına: düdüm (yani üzüm)...
Bir de oğlum bu aralar yerde bir kağıt parçası veya pis olduğunu düşündüğü herhangi bir şey görünce ''biss'' yani pis diyor. Hatta yerden alıp çöpe doğru koşuyor bazen.
düdüm: üzüm
bibek: kelebek
bis: pis
Etiketler:
19. AY,
Dil Gelişimi,
Oğlumun Maceraları
10 Nisan 2010 Cumartesi
Bazı Notlar
Oğlumla albüm görüyoruz geçen gün, halası, babaannesi ve dedesinin fotoğrafını gördü. Heyecanlandı, parmağıyla halasının fotoğrafına dokundu ve ''yaya'' dedi. Sonra tekrar tekrar sordum ve her seferinde aynı cevap ''yaya''!!! Evet, oğlum artık hala diyor...
Babaannesini gösterip sorduğumda ise ''vuuuv''dedi eliyle uçak hareketi yaparak...
Oğlumla sarmaş dolaş oyunlar oynayıp birbirimize sevgi gösterdiğimiz o eşsiz anların birinde aramızda geçen diyalog:
Anne: Sen benim canımsın, bebeğimsin birtanem
Bartu: nanne
Anne: Bartu söyle sen benim neyimsin?
Bartu: Bebii...
Bartunun bir dişi daha çıktı, oğlumun dişleri 8 tane oldu. Sıra azı dişlerinde, heyecanla bekliyoruz...
Birtanemin yeni kelimeleri:
app: hap
gaba: kabak
Babaannesini gösterip sorduğumda ise ''vuuuv''dedi eliyle uçak hareketi yaparak...
Oğlumla sarmaş dolaş oyunlar oynayıp birbirimize sevgi gösterdiğimiz o eşsiz anların birinde aramızda geçen diyalog:
Anne: Sen benim canımsın, bebeğimsin birtanem
Bartu: nanne
Anne: Bartu söyle sen benim neyimsin?
Bartu: Bebii...
Bartunun bir dişi daha çıktı, oğlumun dişleri 8 tane oldu. Sıra azı dişlerinde, heyecanla bekliyoruz...
Birtanemin yeni kelimeleri:
app: hap
gaba: kabak
Etiketler:
19. AY,
Dil Gelişimi,
Gelişim,
Oğlumun Maceraları
7 Nisan 2010 Çarşamba
Maaşallah Oğluma!
Oğlum, biz maaşallah deyince o küçücük pamuk elleriyle tahtaya vuruyor, aynen bizim yaptığımız gibi...
Seni çok seviyorum küçük taklitçi!!!
Seni çok seviyorum küçük taklitçi!!!
2 Nisan 2010 Cuma
Deh Deh!?!
inek : mö veya mo
kuzu: me
horoz: ü
köpek: vaf vaf
at: deh deh
Oğluma inek resmi gösterip bu nedir diye sorduğumuzda 'mö' diyor. yani her hayvana çıkardığı sese göre bir isim vermiş. Buraya kadar herşey normal ama ben karınca gördüğünde niye ''deh deh (at)'' diye peşinden koştuğunu anlamadım:)))
kuzu: me
horoz: ü
köpek: vaf vaf
at: deh deh
Oğluma inek resmi gösterip bu nedir diye sorduğumuzda 'mö' diyor. yani her hayvana çıkardığı sese göre bir isim vermiş. Buraya kadar herşey normal ama ben karınca gördüğünde niye ''deh deh (at)'' diye peşinden koştuğunu anlamadım:)))
Etiketler:
19. AY,
Dil Gelişimi,
Gelişim,
Oğlumun Maceraları
14 Mart 2010 Pazar
İnci Gibi Dişler Ve Yeni Huylar...
Oğlumun ilk dişi 11 aylıkken çıktı. O günden bu güne diş sayısı 6 oldu... Diş fırçalamak için zorlarsam ters tepebileceğini düşündüğümden hiç ısrar etmedim.
Daha tek dişi bile çıkmadan önce önünde diş fırçalamaya, ve bunu eğlenceli birşey olarak göstermeye başlamıştım zaten. Oğlum da bu olaya iyice ısınmış ve beni lavaboya giderken görse, dişlerini gösterip heyecanla beni diş fırçama yönlendirmeye alışmıştı. Fakat bir türlü küçük prens diş fırçalamaya veya fırçalatmaya yanaşmıyordu.
Veeeeee nihayet bugün oğlum yine benim kendi dişlerimi fırçalamamı heyecanla izleyip sonunda 'gel seninde dişlerini fırçalayalım' diyen annesini geri çevirmedi!!! Dişlerini gösterip sabırla fırçalamamı bekledi. Sonra fırçayı elimden kaptı ve kendi dişlerini fırçalamaya devam etti.
Umarım oğlum diş fırçalama alışkanlığını erken yaşta kazanır ve mis kokulu oğlumun inci gibi dişleri olur...
Küçük Bey'in bu sıralar yeni bir huyu var. Sürekli babasından saklamam üzere birşeyler veriyor elime, hemde büyük bir telaşla! Bu sabah babası 'oğlum mamanı bana versene benim olsun' deyince oğlum kahvaltı tabağını 'nanne nanne ıııh' diye bana uzattı.
Geçenlerde doktora gittik, babası beklerken broşürlere bakınca oğlum kızdı! babasının elinden kapıp kapıp bana getirmeye başladı.
Canım oğlum, hergün yeni bir huyunu öğreniyoruz. Aslında daha yazacak çok şey var ama sonra.... Anne yorgun...
Daha tek dişi bile çıkmadan önce önünde diş fırçalamaya, ve bunu eğlenceli birşey olarak göstermeye başlamıştım zaten. Oğlum da bu olaya iyice ısınmış ve beni lavaboya giderken görse, dişlerini gösterip heyecanla beni diş fırçama yönlendirmeye alışmıştı. Fakat bir türlü küçük prens diş fırçalamaya veya fırçalatmaya yanaşmıyordu.
Veeeeee nihayet bugün oğlum yine benim kendi dişlerimi fırçalamamı heyecanla izleyip sonunda 'gel seninde dişlerini fırçalayalım' diyen annesini geri çevirmedi!!! Dişlerini gösterip sabırla fırçalamamı bekledi. Sonra fırçayı elimden kaptı ve kendi dişlerini fırçalamaya devam etti.
Umarım oğlum diş fırçalama alışkanlığını erken yaşta kazanır ve mis kokulu oğlumun inci gibi dişleri olur...
Küçük Bey'in bu sıralar yeni bir huyu var. Sürekli babasından saklamam üzere birşeyler veriyor elime, hemde büyük bir telaşla! Bu sabah babası 'oğlum mamanı bana versene benim olsun' deyince oğlum kahvaltı tabağını 'nanne nanne ıııh' diye bana uzattı.
Geçenlerde doktora gittik, babası beklerken broşürlere bakınca oğlum kızdı! babasının elinden kapıp kapıp bana getirmeye başladı.
Canım oğlum, hergün yeni bir huyunu öğreniyoruz. Aslında daha yazacak çok şey var ama sonra.... Anne yorgun...
6 Mart 2010 Cumartesi
Yaş: 1+buçuk
Canım oğlum artık bir buçuk yaşında!
Her geçen gün biraz daha büyüyor, her gün yeni birşey öğreniyor. Artık söylenen herşeyi anlıyor, işaretle de olsa derdini anlatıyor.
Söylediği kelimeler de hızla artıyor oğlumun. Son olarak ayak dedi oğlum 'yayah'!!!
Sırayla bütün organlarını soruyoruz, hepsini gösteriyor. Ama eğer herhangi bir yerini gösterip bu ne diye sorarsak ve sorduğumuz ayak(yayah!) haricinde bir organıysa cevap hep aynı! net bir 'bımbı'!!!
E oğlum bımbı araba, elektrik süpürgesi ve saç kurutma makinesi değilmiydi?
Ne olduğunu bilmediği herşeyin adı 'bımbı'!!!
Bu kimin diye sorduğumuz herşey babaya ait!!!
Ayrıca bütün kıyafetlerini de babası alıyor...
Oğlumla aramızda sık yaşanan bir diyalog...
A: bu kimin? (elindeki bardağı göstererek)
B: ba-ba
A: pekii bu kimin Bartu? (elinde bebek dergisi)
B: ba-ba
A: Bartu ayakkabılarını kim aldı sana birtanem?
B: babbaaa!
A: ama teyze aldı sana onları!
B: dedeeeee! baba.... de-ba !
En favori oyuncakları, evdeki tencereler, tavalar ve cezveler. Sırayla bütün tencereler oturma odasına taşınıyor her sabah, boyundan büyük olanlar bile! Sonra bir heyecan beni çağırıyor ve kaşıkların olduğu çekmeceyi gösterip mamma mamma diyor. bende eline tehlikesiz bir kaşık veriyorum ve oğlumun oyunu başlıyor. Birkaç parça oyuncağı tencereye koyup karıştırıyor, tadına bakıyor, baktırıyor. Eğer eline köfte yaptığımız çelik tepsi geçerse o minicik elleriyle köfte yoğuruyor-muş gibi yapıyor! Biberonundan birkaç damla su damlatıp devam ediyor köfte yapımına!!!
Aslında yemek yapması gibi bir çok evi işini taklit ediyor oğlum. Hatta taklitle yetinmeyip gerçeğini istiyor. Bımbı bımbı diye dedesinin peşinden koşuyor, ne istiyorsun diye soran dedesini hemen elektrikli süpürgenin yanına götürüyor. Sonra başlıyorlar dede torun temizliğe! Ev 1 saat kadar süpürülüyor...
Geçenlerde kimse bımbı isteğine yanıt vermeyince kocaman elektrik süpürgesini kucaklayıp taşımaya çalıştı. Tabii anneannesi torunu düşmeden, bir yerini sakatlamadan imdadına yetişti!
18 aylık olmasıyla tehlikeli hareketler başladı oğlumda. Oturma odasında orta sehpaya çıkıp kendi etrafında dönüyor, oturup kalkıyor, eğer yanına yaklaşırsak üzerimize atlıyor.
Yatak odasında komidinin üstüne çıkıp kendini yüzüstü yatağa atıyor. Yüzü yatağa hızla çarpınca benim yüreğim ağzıma geliyor, oğlum ise içten bir kahkaha atıyor.
Bir de istekleri yerine getirilmeyince ortaya çıkan ağlama krizleri başladı. Mesela bir kase yoğurdu kaşık kaşık mama sandalyesine boşaltmak istediğinde ve engellendiğinde, veya pişik kremini yemek istediğinde ve annesi elinden aldığında, çöpü karıştırmak istediğinde örneğin... En son, içi sıcak yemek dolu düdüklü tencereyi mama sandalyesinde önündeki tepsiye koymadım diye ağlama krizine girdi beyefendi! istekleri tehlikeli ve çok abuk olmadığı sürece çok üzmüyorum oğlumu. Yeni şeyler denesin, öğrensin, gelişsin.... Dağıtsın, kirletsin, kirlensin... Mutlu olsun, özgür olsun, ama sınırları bilsin!
Canım oğlum, birbuçuk yaşında oldun, kocaman oldun... Çooook uzun, sağlıklı ve huzurlu bir hayatın olsun... Hep mutlu ol...
Her geçen gün biraz daha büyüyor, her gün yeni birşey öğreniyor. Artık söylenen herşeyi anlıyor, işaretle de olsa derdini anlatıyor.
Söylediği kelimeler de hızla artıyor oğlumun. Son olarak ayak dedi oğlum 'yayah'!!!
Sırayla bütün organlarını soruyoruz, hepsini gösteriyor. Ama eğer herhangi bir yerini gösterip bu ne diye sorarsak ve sorduğumuz ayak(yayah!) haricinde bir organıysa cevap hep aynı! net bir 'bımbı'!!!
E oğlum bımbı araba, elektrik süpürgesi ve saç kurutma makinesi değilmiydi?
Ne olduğunu bilmediği herşeyin adı 'bımbı'!!!
Bu kimin diye sorduğumuz herşey babaya ait!!!
Ayrıca bütün kıyafetlerini de babası alıyor...
Oğlumla aramızda sık yaşanan bir diyalog...
A: bu kimin? (elindeki bardağı göstererek)
B: ba-ba
A: pekii bu kimin Bartu? (elinde bebek dergisi)
B: ba-ba
A: Bartu ayakkabılarını kim aldı sana birtanem?
B: babbaaa!
A: ama teyze aldı sana onları!
B: dedeeeee! baba.... de-ba !
En favori oyuncakları, evdeki tencereler, tavalar ve cezveler. Sırayla bütün tencereler oturma odasına taşınıyor her sabah, boyundan büyük olanlar bile! Sonra bir heyecan beni çağırıyor ve kaşıkların olduğu çekmeceyi gösterip mamma mamma diyor. bende eline tehlikesiz bir kaşık veriyorum ve oğlumun oyunu başlıyor. Birkaç parça oyuncağı tencereye koyup karıştırıyor, tadına bakıyor, baktırıyor. Eğer eline köfte yaptığımız çelik tepsi geçerse o minicik elleriyle köfte yoğuruyor-muş gibi yapıyor! Biberonundan birkaç damla su damlatıp devam ediyor köfte yapımına!!!
Aslında yemek yapması gibi bir çok evi işini taklit ediyor oğlum. Hatta taklitle yetinmeyip gerçeğini istiyor. Bımbı bımbı diye dedesinin peşinden koşuyor, ne istiyorsun diye soran dedesini hemen elektrikli süpürgenin yanına götürüyor. Sonra başlıyorlar dede torun temizliğe! Ev 1 saat kadar süpürülüyor...
Geçenlerde kimse bımbı isteğine yanıt vermeyince kocaman elektrik süpürgesini kucaklayıp taşımaya çalıştı. Tabii anneannesi torunu düşmeden, bir yerini sakatlamadan imdadına yetişti!
18 aylık olmasıyla tehlikeli hareketler başladı oğlumda. Oturma odasında orta sehpaya çıkıp kendi etrafında dönüyor, oturup kalkıyor, eğer yanına yaklaşırsak üzerimize atlıyor.
Yatak odasında komidinin üstüne çıkıp kendini yüzüstü yatağa atıyor. Yüzü yatağa hızla çarpınca benim yüreğim ağzıma geliyor, oğlum ise içten bir kahkaha atıyor.
Bir de istekleri yerine getirilmeyince ortaya çıkan ağlama krizleri başladı. Mesela bir kase yoğurdu kaşık kaşık mama sandalyesine boşaltmak istediğinde ve engellendiğinde, veya pişik kremini yemek istediğinde ve annesi elinden aldığında, çöpü karıştırmak istediğinde örneğin... En son, içi sıcak yemek dolu düdüklü tencereyi mama sandalyesinde önündeki tepsiye koymadım diye ağlama krizine girdi beyefendi! istekleri tehlikeli ve çok abuk olmadığı sürece çok üzmüyorum oğlumu. Yeni şeyler denesin, öğrensin, gelişsin.... Dağıtsın, kirletsin, kirlensin... Mutlu olsun, özgür olsun, ama sınırları bilsin!
Canım oğlum, birbuçuk yaşında oldun, kocaman oldun... Çooook uzun, sağlıklı ve huzurlu bir hayatın olsun... Hep mutlu ol...
26 Ocak 2010 Salı
Nannee!!!
17 ay sonra oğlum bana anne demeye karar verdi!
Geçenlerde oğlumun sesiyle uyandım 'nanneeee nannnneee mama, nannee nanne mama' diye...
Tahminen çok kıymetli emziğini yere atmış, biraz söylenmiş ıııh'lamış, ıııhh'lamaların işe yaramadığını, annesini uykusundan uyandıramayacağını anlamış ve çareyi bana anne diye seslenmekte bulmuştur. Sonunda ben uyanınca eliyle emziğini işaret edip 'nanne mama, nanne mama' diye isteğini tekrarladı küçük bey. Ve emziğine kavuşunca içten sıcak bir gülümsemeyle annesine teşekkür etti oğluşum...
Not:
Nanne =anne
Mama =emzik (oğlum burada emzik anlamında kullanmış olsa da yemek, ekmek, su gibi gıdalara da mama, mamam veya mammı diyor)
Oğluma...: ben seni yerim! ne tatlı nanne diyorsun canım noğlum!
Geçenlerde oğlumun sesiyle uyandım 'nanneeee nannnneee mama, nannee nanne mama' diye...
Tahminen çok kıymetli emziğini yere atmış, biraz söylenmiş ıııh'lamış, ıııhh'lamaların işe yaramadığını, annesini uykusundan uyandıramayacağını anlamış ve çareyi bana anne diye seslenmekte bulmuştur. Sonunda ben uyanınca eliyle emziğini işaret edip 'nanne mama, nanne mama' diye isteğini tekrarladı küçük bey. Ve emziğine kavuşunca içten sıcak bir gülümsemeyle annesine teşekkür etti oğluşum...
Not:
Nanne =anne
Mama =emzik (oğlum burada emzik anlamında kullanmış olsa da yemek, ekmek, su gibi gıdalara da mama, mamam veya mammı diyor)
Oğluma...: ben seni yerim! ne tatlı nanne diyorsun canım noğlum!
Etiketler:
16. AY,
Dil Gelişimi,
Gelişim,
Oğlumun Maceraları
21 Ocak 2010 Perşembe
Renkli renkli...
Ocak ayında oğlumun yaptıklarını kısa kısa not düşmüştüm bir yerlere, tarihleriyle beraber...
Şimdi buraya aktarayım en iyisi, hayatımızdaki bazı renkli anları bir günlükte toplamış olalım bariiii...
02.01.10 Ctsi.
Oğlum kaka yaptıktan sonra eliyle bezine vurarak haber verdi. galiba tuvalet dönemine adım adım yaklaşıyoruz.
05.01.10 Salı
Oğlum el arabasını gezdirip eee-eee-e yapıyor. Hatta içine oyuncağını koyuyor. Oyuncağını uyutmaya çalışıyor ama bu oyuncak bazen bir araba olabiliyor...
06.01.10
Oğlumu yine babasıyla aramıza yatırdım bu sabah. Hiç olmazsa yarım saat daha kestirebiliyorum böylece... Ama bu sabah farklı bir şey oldu. Oğlum çantamdaki bebe bisküvilerini buldu ve yemeye başladı. sessiz sessiz bisküvilerini yerken, ve ben biraz(!) uyurken babasıda uykusunda söyleniyordu ''offff yapmasana oğlum yeter, çocuğa birşey söylesene ooooooooff'''... sonunda dayanamadım ve ''AAAyyy noldu ki? çocuk uslu uslu oturuyor bisküvi yiyor'' diye patladım. Meğer benim cingöz oğlum bisküvileri yemiyor parçalayıp parçalayıp babasının kulağının içine atıyormuş!!! Minicik eller ne işler beceriyor:)) Oğlum bu sabah babasının kulağını bisküvi kırıntısıyla doldurdu.
21.01.2010
....
Baba-babaaağa: baba
Dedde- dede- dedieee: dede
Değde: teyze
Nennne: anneanne
Innne: anne (çok ender)
Mamma- mammı- mamam: yemek, su, ekmek, emzik
Imbımbı- bımbım- ımbı- imbı- umbu: araba
Bımgha bımgha bımgha bım: ?
Debba: ?
Bıyımbi: ? elektrik süpürgesi olabilir
Diyabba: ?
Deeh deeh de
Şimdi buraya aktarayım en iyisi, hayatımızdaki bazı renkli anları bir günlükte toplamış olalım bariiii...
02.01.10 Ctsi.
Oğlum kaka yaptıktan sonra eliyle bezine vurarak haber verdi. galiba tuvalet dönemine adım adım yaklaşıyoruz.
05.01.10 Salı
Oğlum el arabasını gezdirip eee-eee-e yapıyor. Hatta içine oyuncağını koyuyor. Oyuncağını uyutmaya çalışıyor ama bu oyuncak bazen bir araba olabiliyor...
06.01.10
Oğlumu yine babasıyla aramıza yatırdım bu sabah. Hiç olmazsa yarım saat daha kestirebiliyorum böylece... Ama bu sabah farklı bir şey oldu. Oğlum çantamdaki bebe bisküvilerini buldu ve yemeye başladı. sessiz sessiz bisküvilerini yerken, ve ben biraz(!) uyurken babasıda uykusunda söyleniyordu ''offff yapmasana oğlum yeter, çocuğa birşey söylesene ooooooooff'''... sonunda dayanamadım ve ''AAAyyy noldu ki? çocuk uslu uslu oturuyor bisküvi yiyor'' diye patladım. Meğer benim cingöz oğlum bisküvileri yemiyor parçalayıp parçalayıp babasının kulağının içine atıyormuş!!! Minicik eller ne işler beceriyor:)) Oğlum bu sabah babasının kulağını bisküvi kırıntısıyla doldurdu.
21.01.2010
Sabah sabah dünya tatlısı bir sesle uyandım-uyandırıldım yine. Nanne mama! Nanne mama! Nanae mamaaaaaaaa! Nanneeeeee mamaaaaaaa! oğlum acıkmış annesine haber veriyormuş meğer...
....
Baba-babaaağa: baba
Dedde- dede- dedieee: dede
Değde: teyze
Nennne: anneanne
Innne: anne (çok ender)
Mamma- mammı- mamam: yemek, su, ekmek, emzik
Imbımbı- bımbım- ımbı- imbı- umbu: araba
Bımgha bımgha bımgha bım: ?
Debba: ?
Bıyımbi: ? elektrik süpürgesi olabilir
Diyabba: ?
Deeh deeh de
Etiketler:
16. AY,
Dil Gelişimi,
Gelişim,
Oğlumun Maceraları
10 Ocak 2010 Pazar
15 Aralık 2009 Salı
Biraz yalnız kalmak mı istedin oğlum???
Bugün akşamüzeri saat 4-5 gibi üst kata çıktık. Yatak odasına gireceğimiz sırada oğlum önden gidip beni bacağımdan tutup dışarı itti. Sonra kıkır kıkır gülerek kapıyı kapattı.
Sonra ben kapıyı açtım, ve oğlum yine gülerek aynı oyunu yapmak istedi. Veee kapıyı yine kapattı. Sonra ben kapıyı dikkatli dikkatli açayım oğlum kapının arkasında duruyor derken bir ses ‘klikk!!!’ oğlum anahtarı çevirip kendini odaya kilitledi. İşin kötü tarafı telefon da yatak odasında! Ne yapacağmı şaşırdım. Koştum diğer odalardan birinin anahtarını denedim anahtar girmedi çünkü delikte anahtar var. Anahtarı düşürmeye çalışayım dedim, anahtar yan durduğu için ne kadar uğraşsamda tornavidayla falan vursamda düşüremedim.
Koşarak alt kata indim ve ne kadar tornavida bıçak falan varsa aldım ama hiç biri bir işe yaramadı. Kapı kolunu yerinden çıkarsam anahtara daha rahat müdahele edebileceğimi düşünüp vidaları açmaya çalıştım, sıkışmışlar açılmadı. Komşuya gidip Babasına telefon açmayı düşündüm ama oğlum orda yalnız kalacak korkacak diye gidemedim. O süre boyunca oğluma tatlı tatlı konuşup onun sakin kalmasını sağladım. Sürekli hadi bartu anahtarı çevir dedim veya sevimli sevimli konuşup sakin davranmaya çalıştım (hayatımda ellerim bukadar titremişmidir acaba?)
Benim sesimi duymasa ağlayacağını biliyordum.
Peki bu arada oğlum ne yapıyordu? İçeride bir kamera olsaydı da izleyebilseydim keşke! Ama bildiğim bir şey var oğlum kapının önünden hiç ayrılmadı ve sürekli anahtarı çevirmeye çalıştı. Ve kapıyı açmayı beceremese de en azından anahtarı dik konuma getirebildi. Bende elimdeki tornavidayla vurup anahtarın diğer taraftan düşmesini sağladım. Sonra da diğer odanın anahtarıyla kapıyı açtım ve oğluma kooooocaman sarıldım. Kapıyı açtığımda gördüğüm manzara çok tatlıydı. Yüzünde şaşkın bir ifade, yere düşen anahtar elinde, sıkısıkı tutuyordu, canım oğlum.
Odada tehlikeli bir şey yoktu. Banyonun kapısı kapalıydı. Balkon kapısı kilitliydi. Olsa olsa oğlum babası ve çilingir gelene kadar (ortalama 1saat) orda kalacak ve de çok sıkılacak, korkacaktı. Ama oğlumun böyle bir durumda kalması bile bana çok korkunç geliyor. En kötüsüde benim kapıyı isteyerek kasıtlı açmadığımı düşünmesi olurdu herhalde....
Not: evdeki tüm anahtarlar Bartunun ulaşamayacağı yerlere kaldırıldı!!!
Sonra ben kapıyı açtım, ve oğlum yine gülerek aynı oyunu yapmak istedi. Veee kapıyı yine kapattı. Sonra ben kapıyı dikkatli dikkatli açayım oğlum kapının arkasında duruyor derken bir ses ‘klikk!!!’ oğlum anahtarı çevirip kendini odaya kilitledi. İşin kötü tarafı telefon da yatak odasında! Ne yapacağmı şaşırdım. Koştum diğer odalardan birinin anahtarını denedim anahtar girmedi çünkü delikte anahtar var. Anahtarı düşürmeye çalışayım dedim, anahtar yan durduğu için ne kadar uğraşsamda tornavidayla falan vursamda düşüremedim.
Koşarak alt kata indim ve ne kadar tornavida bıçak falan varsa aldım ama hiç biri bir işe yaramadı. Kapı kolunu yerinden çıkarsam anahtara daha rahat müdahele edebileceğimi düşünüp vidaları açmaya çalıştım, sıkışmışlar açılmadı. Komşuya gidip Babasına telefon açmayı düşündüm ama oğlum orda yalnız kalacak korkacak diye gidemedim. O süre boyunca oğluma tatlı tatlı konuşup onun sakin kalmasını sağladım. Sürekli hadi bartu anahtarı çevir dedim veya sevimli sevimli konuşup sakin davranmaya çalıştım (hayatımda ellerim bukadar titremişmidir acaba?)
Benim sesimi duymasa ağlayacağını biliyordum.
Peki bu arada oğlum ne yapıyordu? İçeride bir kamera olsaydı da izleyebilseydim keşke! Ama bildiğim bir şey var oğlum kapının önünden hiç ayrılmadı ve sürekli anahtarı çevirmeye çalıştı. Ve kapıyı açmayı beceremese de en azından anahtarı dik konuma getirebildi. Bende elimdeki tornavidayla vurup anahtarın diğer taraftan düşmesini sağladım. Sonra da diğer odanın anahtarıyla kapıyı açtım ve oğluma kooooocaman sarıldım. Kapıyı açtığımda gördüğüm manzara çok tatlıydı. Yüzünde şaşkın bir ifade, yere düşen anahtar elinde, sıkısıkı tutuyordu, canım oğlum.
Odada tehlikeli bir şey yoktu. Banyonun kapısı kapalıydı. Balkon kapısı kilitliydi. Olsa olsa oğlum babası ve çilingir gelene kadar (ortalama 1saat) orda kalacak ve de çok sıkılacak, korkacaktı. Ama oğlumun böyle bir durumda kalması bile bana çok korkunç geliyor. En kötüsüde benim kapıyı isteyerek kasıtlı açmadığımı düşünmesi olurdu herhalde....
Not: evdeki tüm anahtarlar Bartunun ulaşamayacağı yerlere kaldırıldı!!!
4 Kasım 2009 Çarşamba
Nefis bir tavuklu makarna...
Akşam annemlerde yemek makarna ve tavuktu. Bir güzel makarnalar tabaklara konuldu ve sıra tavuğa geldi. Annem tavukları özenle bir tabağa çıkarmaya başladı ve tencerenin dibinde küçük bir sürprizle karşılaştı!!! Bir tablet bulaşık makinesi deterjanı!!!! Biz bu olaya gülerken suçlu elinde bir kaç parça mutfak gereciyle sevinç çığlıkları atarak koşturuyordu!!!! Az daha oğlum sayesinde deterjanlı tavuk yiyorduk!!!
Bugün oğlum bayağı bir maceralı gün yaşadı aslında! Önce cevizle sonrada muşmulayla tanıştı. İkisiylede bayağı bir oynadıktan ve elinde ordan oraya gezdirdikten sonra cevizin de muşmulanın da sonu aynı oldu- çiçeğin kökü- tıpkı evdeki diğer mutfak aletleri, tabak çanak bardak cezve gibi.....
Sonra bir tane soğanı sebze sepetinden kaptı ve salona getirdi . soğanın kabukları parçalayıp parçalayıp halının üzerine attı. Sonra soğanı mutfak dolbındaki tencerenin birinin içine koydu, kapağı da bir güzel kapattı!!!
Oğlum bugünlerde çığlık olayını abarttı. Yere eğilerek (nedense?) çığlıklar atıyor. Birde çığlık atarken o küçücük işaret parmağıyla yere vuruyor.
Bugünlerde dans etmeye bayılıyor oğlum, biz şarkı söylüyoruz o da yüzünde tatlı bir gülümseme dizlerini kırarak dans ediyor....
Bugün oğlum bayağı bir maceralı gün yaşadı aslında! Önce cevizle sonrada muşmulayla tanıştı. İkisiylede bayağı bir oynadıktan ve elinde ordan oraya gezdirdikten sonra cevizin de muşmulanın da sonu aynı oldu- çiçeğin kökü- tıpkı evdeki diğer mutfak aletleri, tabak çanak bardak cezve gibi.....
Sonra bir tane soğanı sebze sepetinden kaptı ve salona getirdi . soğanın kabukları parçalayıp parçalayıp halının üzerine attı. Sonra soğanı mutfak dolbındaki tencerenin birinin içine koydu, kapağı da bir güzel kapattı!!!
Oğlum bugünlerde çığlık olayını abarttı. Yere eğilerek (nedense?) çığlıklar atıyor. Birde çığlık atarken o küçücük işaret parmağıyla yere vuruyor.
Bugünlerde dans etmeye bayılıyor oğlum, biz şarkı söylüyoruz o da yüzünde tatlı bir gülümseme dizlerini kırarak dans ediyor....
3 Kasım 2009 Salı
Bartu'nun Düzenlemeleri
Oğlum evdeki herşeyin yerini değiştiriyor. Tencereleri farklı yerlere koymaya bayılıyor, fincan ve cezvelerle oynayıp kahve yaparmış gibi yapmayı çok seviyor...
Acaba o güzel kafasının içinden neler geçiyor, ne düşünüyor da tencereyi çiçeğin köküne koyuyor?
Ama bence en güzeli kahve yapma denemesi. Her bir kahve fincanı tabağının içine bir cezve koymuş:) Biraz aklı mı karışmış ne?
Acaba o güzel kafasının içinden neler geçiyor, ne düşünüyor da tencereyi çiçeğin köküne koyuyor?
Ama bence en güzeli kahve yapma denemesi. Her bir kahve fincanı tabağının içine bir cezve koymuş:) Biraz aklı mı karışmış ne?
29 Ekim 2009 Perşembe
Bulaşık Makinesi...
Oğlum bulaşık makinesini çalıştırmaya yardım ediyor. Önce anneannesinin peşinde makineyi boşaltmaya sonrada kirlileri doldurmaya yardım(!?!) ediyor. Sonra dolabı açıp paketli tabletlerden bir tane alıp yerine yerleştiriyor. Sonra limon tuzunu alıp anneanneye veriyor (Kireçli suya çözüm!). Sonra makinenin kapağı kapanıp anneanne tarafından makine çalıştırılıyor. Sonra oğlum kapatıyor, sonra açıyor sonra yine kapatıyor. En sonunda oğlumun dikkati başka yöne çekilerek ordan uzaklaştırılıyor!!!
28 Ekim 2009 Çarşamba
İki olay...
Bugün biri güzel biri can sıkıcı olan 2 olay yaşadık...
1......Oğlum bugün mama sandalyesinde sıkıldı, ellerini bana uzatıp ambıncı dedi!!! Ben al beni diye yorumladım tabiiki!!!
2......Akşam annemlerde bir bardak kırıldı, biz iyice süpürdük temizledik sandık ama biraz sonra bir baktım oğlum ağzına birşey attı ve çiğnemeye başladı. Hemen ağzına baktım birde ne göreyim! Oğlum mercimek büyüklüğünde bir cam parçasını ağzında döndürüyor... çok şükür ağzını kesmedi ve çok şükür oğlum yutmadan ağzından almayı başardım!
1......Oğlum bugün mama sandalyesinde sıkıldı, ellerini bana uzatıp ambıncı dedi!!! Ben al beni diye yorumladım tabiiki!!!
2......Akşam annemlerde bir bardak kırıldı, biz iyice süpürdük temizledik sandık ama biraz sonra bir baktım oğlum ağzına birşey attı ve çiğnemeye başladı. Hemen ağzına baktım birde ne göreyim! Oğlum mercimek büyüklüğünde bir cam parçasını ağzında döndürüyor... çok şükür ağzını kesmedi ve çok şükür oğlum yutmadan ağzından almayı başardım!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















