İyi geceler dedim, öptüm...
''Deni deiyom anne'' dedi.
Ben de seni canım oğlum. Çoooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooook çok çok seviyorum. İlk defa bana beni sevdiğini söyledi, benden mutlusu yok :))
23 Aralık 2010 Perşembe
21 Aralık 2010 Salı
Gülümseyiiin...
Oğlumun eline fotoğraf makinesi geçerse.....
veee makineyi ters tutup bizim fotoğrafımızı çekerse...
daha doğrusu çekmeye çalışırsa...
dün bugün yarın...
Oğlum iştahsız son zamanlarda...
Ne zaman yemek teklif etsem, ''yağin anne'' cevabını alıyorum...
yağin: yarın
uzun bir süredir, bir şey istediğinde ''şimdiiiiii'' diye tutturmayı biliyor. Bu günlerde dün ve yarın'ı da kullanmaya başladı, genelde doğru yerlerde...
-anneanne'ye gidelim mi Bartu?
-ııı-ııh dün diddik. dimdii büüb bahbala didilim . (hayır dün gittik, şimdi büyük bakkala gidelim) (büyük bakkal : market)
Her söyleneni anlıyor, her söylemek istediğini de söylüyor artık. Büyük-küçük, aynı-farklı, soğuk-sıcak, az-çok gibi zıt kavramları da biliyor ve uzun uzun cümleler içinde kullanıyor. Mutlaka bahsettiği şeyin rengini , miktarını, boyutunu belirtiyor...
Son 3 ayda dil gelişimi konusunda çok yol aldı oğlum, bir de kelimeler daha anlaşılır oldu mu tamamdır bu iş:))
Dil konusunda biraz ağırdan aldığı için, çoooooooook heyecanlanıyorum çooooook!!!
söylediği her kelimeyi yazmak, aramızda geçen her konuşmayı kaydetmek istiyorum.
Mesela arabada gidiyoruz, başlıyor bizim civciv konuşmaya...
- baaak anne mavi ababa, mımızı ababa, yişil ababa.... Anne bihbübü ababa vağ.
Ne zaman yemek teklif etsem, ''yağin anne'' cevabını alıyorum...
yağin: yarın
uzun bir süredir, bir şey istediğinde ''şimdiiiiii'' diye tutturmayı biliyor. Bu günlerde dün ve yarın'ı da kullanmaya başladı, genelde doğru yerlerde...
-anneanne'ye gidelim mi Bartu?
-ııı-ııh dün diddik. dimdii büüb bahbala didilim . (hayır dün gittik, şimdi büyük bakkala gidelim) (büyük bakkal : market)
Her söyleneni anlıyor, her söylemek istediğini de söylüyor artık. Büyük-küçük, aynı-farklı, soğuk-sıcak, az-çok gibi zıt kavramları da biliyor ve uzun uzun cümleler içinde kullanıyor. Mutlaka bahsettiği şeyin rengini , miktarını, boyutunu belirtiyor...
Son 3 ayda dil gelişimi konusunda çok yol aldı oğlum, bir de kelimeler daha anlaşılır oldu mu tamamdır bu iş:))
Dil konusunda biraz ağırdan aldığı için, çoooooooook heyecanlanıyorum çooooook!!!
söylediği her kelimeyi yazmak, aramızda geçen her konuşmayı kaydetmek istiyorum.
Mesela arabada gidiyoruz, başlıyor bizim civciv konuşmaya...
- baaak anne mavi ababa, mımızı ababa, yişil ababa.... Anne bihbübü ababa vağ.
anne baaaak bihbübü bev vağ, iki bev vağ anne. baaaak babiler bev yapooğ. anne bak düdüg bi vafvaf. hav hav hav mama distem adıktımmm diğo... elma daaç anne, babiler elmalaağ aldı, ditttiiiii...
Tercümesi: bak anne mavi araba, kırmızı araba, yeşil araba... anne birsürü araba var. Anne bak bir sürü ev var, iki ev var anne. Bak abiler ev yapıyor anne. Anne bak küçük bir köpek. hav hav hav mama istiyorum acıktım diyor. bak elma ağacı var anne, abiler elmaları aldı gittiiiii...
6 Aralık 2010 Pazartesi
Orda bir köy var uzakta...
Bebekliğinden bugüne oğlumu uyuturken ninni yerine sevdiğim şarkıları söylerim ben, genelde çocuk şarkıları olsada çeşitli romantik şarkılar var repertuarımızda uyku saati için.
Bir dönem Ali Babanın çiftliği favorisiyken, Bir dönem de Şebnem Ferah'ın Sil Baştan şarkısını söylemeden uyumuyordu. Hatta başka ninni söylediğimde sinirleniyordu benim ilginç oğlum...
Bugünlerde ise dilime bu şarkı takıldı işte...
Orda bir köy var, uzakta
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.
Orda bir ev var, uzakta
O ev bizim evimizdir.
Yatmasak da, kalkmasak da
O ev bizim evimizdir.
...
(AHMET KUTSİ TECER)
Geçen gece annemlerdeyken oğlumu yine bu şarkıyla uyutmaya çalışıyordum. Tam gözlerini kapatmış uyumak üzereydi ki heyecanlı bir şekilde gözlerini açtı ve itiraz etti!!!
- Hayığ anne, bu anneanne ev!
Bir dönem Ali Babanın çiftliği favorisiyken, Bir dönem de Şebnem Ferah'ın Sil Baştan şarkısını söylemeden uyumuyordu. Hatta başka ninni söylediğimde sinirleniyordu benim ilginç oğlum...
Bugünlerde ise dilime bu şarkı takıldı işte...
Orda bir köy var, uzakta
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.
Orda bir ev var, uzakta
O ev bizim evimizdir.
Yatmasak da, kalkmasak da
O ev bizim evimizdir.
...
(AHMET KUTSİ TECER)
Geçen gece annemlerdeyken oğlumu yine bu şarkıyla uyutmaya çalışıyordum. Tam gözlerini kapatmış uyumak üzereydi ki heyecanlı bir şekilde gözlerini açtı ve itiraz etti!!!
- Hayığ anne, bu anneanne ev!
![]() |
| Ekim 2008 |
27 Kasım 2010 Cumartesi
Bartu Oto Yıkama
Bartuya sordular:
-Babanın arabası ne renk bartu?
-Diah (diah: siyah (gümüş diyemiyor siyah diyor, onuda pek diyemiyor ya neyse))
-Dedenin arabası ne renk Bartu?
-Diah
-Annenin arabası ne renk Bartu?
pis!
-?!!!?
Bu lafın üzerine bugün arabamızı yıkadık oğlumla. Daha önce babanın arabasını pis bulan oğlum, babasının arabayı yıkatmasının ardından annesinin arabasının pis olduğuna karar verdi.
Baktık ki hava güzel, güneşli biz de hazırladık suyu deterjanı oğlumla başladık arabamızı yıkamaya...
anne baaak bübik!!! (bübik: köpük)
büüb bübük, bihbüğü bübük anne! (büyük köpük, birsürü köpük anne) diye diye elindeki minik bezle arabayı köpük köpük yıkadı oğlum...( en azından boyunun yettiği yerlere köpüklü bir bezi dokundurdu biraz)
İşimiz bitince de ''mis oldu anne, mis mis'' deyip durdu...
-Babanın arabası ne renk bartu?
-Diah (diah: siyah (gümüş diyemiyor siyah diyor, onuda pek diyemiyor ya neyse))
-Dedenin arabası ne renk Bartu?
-Diah
-Annenin arabası ne renk Bartu?
pis!
-?!!!?
Bu lafın üzerine bugün arabamızı yıkadık oğlumla. Daha önce babanın arabasını pis bulan oğlum, babasının arabayı yıkatmasının ardından annesinin arabasının pis olduğuna karar verdi.
Baktık ki hava güzel, güneşli biz de hazırladık suyu deterjanı oğlumla başladık arabamızı yıkamaya...
anne baaak bübik!!! (bübik: köpük)
büüb bübük, bihbüğü bübük anne! (büyük köpük, birsürü köpük anne) diye diye elindeki minik bezle arabayı köpük köpük yıkadı oğlum...( en azından boyunun yettiği yerlere köpüklü bir bezi dokundurdu biraz)
İşimiz bitince de ''mis oldu anne, mis mis'' deyip durdu...
14 Kasım 2010 Pazar
ANNE - OĞUL YANYANYA...
''Anne yanyanya'' deyip yanıma geliyor bebeğim, kolunu boynuma dolayıp saçımla oynaya oynaya uyuyor, daha doğrusu uyuyoruz yanyanya... tabii eğer şanslı gecemdeysem!
Eğer değilsem tam uyuyacağını düşündüğüm bir anda yataktan inip ''dahdu e-e, ıı-ııııh'' (Bartu uyumak istemiyor)der ve çeşitli isteklerde bulunur.
- Annee, Dahdu hu dister (Anne, bartu su istiyor)
- Dahtu mus dister (Bartu muz istiyor)
- Dahtu tütü dister (Bartu first tv istiyor)
Gün içinde oğlumla yaşadığımız bazı diyaloglar...
Sabah kahvaltıda...
- anne dotuydum (anne oturdum)
- anne dahdu düt disteeer (anne Bartu süt ister)
- al anneciğim sütün burda, başka ne istiyor benim oğlum?
- mabne, bal mekmek, vavi kahgış (labne, ballı ekmek, mavi kaşık)
- al birtanem
- anne dahdu yağ dister, yağ mekmek (anne Bartu tereyağı ister)
not: ben bu satırları yazarken oğlum bir parça kağıt havluyu bir bardak suyun içine batırıp batırıp gelip yüzümü siliyor, sırılsıklam oldum...
öğlen yemeğini hazırlarken yanıma gelip, elini omzuma atıyor (tabii boyuma yetişebilmek için önce sandalyeyi yanıma çekiyor ve üzerine çıkıyor). Bir süre beni inceledikten sonra soruyor:
- Anne napyoyyon? (anne napıyorsun?)
- yemek yapıyorum anneciğim, acıktınmı?
- hihiii(gülerek), Dahdu mama dister.(Bartu yemek ister)
- anne bu ne?
- bu patates, bu tavuk...
- Dahdu döfde dister. (Bartu köfte ister)
- oldu...
Ben sofrayı hazırlıyorum, oğlum ordan oraya koşuyor ''mama bahbiiiii, mama bahbiiiiii'' (mama vaktiiii)
Bartu çişini oturağına yapıyor.
- anne dis daptım
- aferin oğluma, gel tuvalete dökelim
- dahdu döh (Bartu dökecek)
ben önden gidip dökünce oğlum çok kızıyor. koşa koşa yanıma geliyor.
- anneeee ne döhdün, dahdu döh. anne ne döh dahdu anne dahdu döh....
- tamam oğlum içine köpük yapalım sende köpüğü dök.
- hah bübik dahdu bübük döhh, hihihiii(gülüyor) (Bartu köpük dökecek)
oğlum mutlu, ben mutlu...
Tabakta iki tane yeşil biber var, oğlum onlara bakıp büyük bir heyecanla
- anne baaak, yeşis beb, ayni baaak bu ayni! (anne bak yeşil biber, ikisi birbirinin aynı)
dolap tertipliyorum oğlum iki elbise askısını eline alıyor
- anne baaaak dıskı ayniii (dıskı: askı)
evden çıkarken girişteki ışığı açık bırakıyoruz. Oğlum bu durumu farkedip annesini uyarıyor tabii ki...
- anne mum daçık, gah mum, ane gah! (gah: kapat)
akşam yatmadan önce ışığı kapatıyoruz, oğlum kızıyor...
- anneee dah, mum dahh!!! ( dah : aç)

döhdüm: döktüm
dühdüm: düştüm
daptım: yaptım
del: gel
veeğ: ver
dah: aç
del ditme: gel gitme
dotuydum: oturdum
dahdıı: kalktı
dühdüü: düştü
diğdir: giydır
dıkağğ: çıkar
dister: ister, istiyor
di-iyoğ: geliyor
dütü: ütü
buğha yap: buhar yap (ütü yaparken)
büüb buha: büyük buhar, çok buhar yap
yeğne doğdum: yerine koydum
doddoğdug: doktorculuk
daha neler var neler, sonra devam ederim oğlum, annen seni çoooooook seviyor, seni anlatmaya doyamıyor....
Eğer değilsem tam uyuyacağını düşündüğüm bir anda yataktan inip ''dahdu e-e, ıı-ııııh'' (Bartu uyumak istemiyor)der ve çeşitli isteklerde bulunur.
- Annee, Dahdu hu dister (Anne, bartu su istiyor)
- Dahtu mus dister (Bartu muz istiyor)
- Dahtu tütü dister (Bartu first tv istiyor)
Gün içinde oğlumla yaşadığımız bazı diyaloglar...
Sabah kahvaltıda...
- anne dotuydum (anne oturdum)
- anne dahdu düt disteeer (anne Bartu süt ister)
- al anneciğim sütün burda, başka ne istiyor benim oğlum?
- mabne, bal mekmek, vavi kahgış (labne, ballı ekmek, mavi kaşık)
- al birtanem
- anne dahdu yağ dister, yağ mekmek (anne Bartu tereyağı ister)
not: ben bu satırları yazarken oğlum bir parça kağıt havluyu bir bardak suyun içine batırıp batırıp gelip yüzümü siliyor, sırılsıklam oldum...
öğlen yemeğini hazırlarken yanıma gelip, elini omzuma atıyor (tabii boyuma yetişebilmek için önce sandalyeyi yanıma çekiyor ve üzerine çıkıyor). Bir süre beni inceledikten sonra soruyor:
- Anne napyoyyon? (anne napıyorsun?)
- yemek yapıyorum anneciğim, acıktınmı?
- hihiii(gülerek), Dahdu mama dister.(Bartu yemek ister)
- anne bu ne?
- bu patates, bu tavuk...
- Dahdu döfde dister. (Bartu köfte ister)
- oldu...
Ben sofrayı hazırlıyorum, oğlum ordan oraya koşuyor ''mama bahbiiiii, mama bahbiiiiii'' (mama vaktiiii)
Bartu çişini oturağına yapıyor.
- anne dis daptım
- aferin oğluma, gel tuvalete dökelim
- dahdu döh (Bartu dökecek)
ben önden gidip dökünce oğlum çok kızıyor. koşa koşa yanıma geliyor.
- anneeee ne döhdün, dahdu döh. anne ne döh dahdu anne dahdu döh....
- tamam oğlum içine köpük yapalım sende köpüğü dök.
- hah bübik dahdu bübük döhh, hihihiii(gülüyor) (Bartu köpük dökecek)
oğlum mutlu, ben mutlu...
Tabakta iki tane yeşil biber var, oğlum onlara bakıp büyük bir heyecanla
- anne baaak, yeşis beb, ayni baaak bu ayni! (anne bak yeşil biber, ikisi birbirinin aynı)
dolap tertipliyorum oğlum iki elbise askısını eline alıyor
- anne baaaak dıskı ayniii (dıskı: askı)
evden çıkarken girişteki ışığı açık bırakıyoruz. Oğlum bu durumu farkedip annesini uyarıyor tabii ki...
- anne mum daçık, gah mum, ane gah! (gah: kapat)
akşam yatmadan önce ışığı kapatıyoruz, oğlum kızıyor...
- anneee dah, mum dahh!!! ( dah : aç)

döhdüm: döktüm
dühdüm: düştüm
daptım: yaptım
del: gel
veeğ: ver
dah: aç
del ditme: gel gitme
dotuydum: oturdum
dahdıı: kalktı
dühdüü: düştü
diğdir: giydır
dıkağğ: çıkar
dister: ister, istiyor
di-iyoğ: geliyor
dütü: ütü
buğha yap: buhar yap (ütü yaparken)
büüb buha: büyük buhar, çok buhar yap
yeğne doğdum: yerine koydum
doddoğdug: doktorculuk
daha neler var neler, sonra devam ederim oğlum, annen seni çoooooook seviyor, seni anlatmaya doyamıyor....
29 Ekim 2010 Cuma
DEDE BU NE?
Oğlum ilk defa soru sordu bugün.
''Dede bu ne?''
Büyüyor...
Hergün yeni bir şeyler öğreniyor.
Basamak çıkarken sayıyor artık ''biii, idii, düü, bees, dığdı, dedi, sesis, on''...(1,2,3,5,6,7,8,10) (kimse öğretmedi!)
İsteklerini anlatıyor...
Üşüdüm diyor (düüdüm)
Kıyafetlerini seçiyor...
''vavi bababı'' (mavi ayakkabı)
Hangi eylemi ne saat yapacağına kendi karar veriyor, sonra dediğimizde çok kararlı bir ses tonuyla ''dimdi'' diyor.
Birşey arayıp bulamazsak yardım ediyor, ''buğda'' diyerek hemen buluyor.
Kendi kendine oyunlar kuruyor, ve tabii bizi de dahil ediyor.
Araştırıyor, karıştırıyor, inceliyor...
Ve artık soru soruyor...
Fındığım, canım, balım
büyümeni izlemek çok güzel...
Seni çok seviyorum...
Krup...
Oğlum krup oldu...
Ateşi yok, neşesi yerinde, sadece biraz uykulu gibi bir hali var. Bir de özellikle sabah ve geceleri çıkardığı tuhaf sesler var tabii...
Şimdilik 2 farklı şurup verdi doktorumuz, inşallah antibiyotiğe gerek kalmaz...
Ateşi yok, neşesi yerinde, sadece biraz uykulu gibi bir hali var. Bir de özellikle sabah ve geceleri çıkardığı tuhaf sesler var tabii...
Şimdilik 2 farklı şurup verdi doktorumuz, inşallah antibiyotiğe gerek kalmaz...
20 Ekim 2010 Çarşamba
Manzaramız bu!
Bugünlerde oğluma her baktığımızda gördüğümüz manzara bu! bazen işaret parmağını sokuyor burnuna, bazense orta parmağını... son keşfi iki parmağını iki burun deliğine sokmak ve aynı anda iki burun deliğini birden karıştırmak.
Kızmıyoruz, tatlı tatlı söylüyoruz -bir işe yaramıyor-
Belki biraz daha büyüyünce herkesin içinde yapılmaması gerektiğini anlar, anlatabiliriz.
Şimdilik olayın çok üstünde durmuyoruz inatlaşma başlamasın diye...
![]() |
| oğlumun pis halleri:) |
Pazartesi günü teyzesiyle beraber önce yemek sonra alışveriş birkaç saatimiz dışarıda geçeceği için ve uygun bir tuvalet bulamayacağımızdan oğluma bez taktım, nedenini de açıkladım. Belki de 4-5 saat çişini yapmadı. sonra çiş çiş diye bağırmaya başlayınca bezine yapmasını önerdim . Ama oğlum kaşlarını çatıp bana baktı ve ''bes ııı-ıııh, bes ııı-ıııh'' (bez hayır) dedi çok kararlı bir şekilde. Ve ilk defa umumi bir tuvalete çiş yapma deneyimi yaşadı oğlum, doğru yere isabet ettiremesekte:))
Not 2:
Artık tüm gün konuşuyor... Sabah ''baba mekmek bihbi'' (baba ekmek bitti) diyerek başlıyor. ''baba bahba mekmek, anne ııı-ııh'' (baba bakkaldan ekmek alalım, annem gelmesin) diye devam ediyor...
Sonra...
Gün içinde gördüğü tüm nesnelerin adını söylüyor.
ısgı(elbide askısı)
ninnan: fincan
vezve: cezve
bababı: ayakkabı
coğaap: çorap
yoat: yoğurt
düdük dah: küçük taş
büüb dah: büyük taş
büüb daktööğ: büyük traktör
yişi daktööğ: yeşil traktör
vavi gahgış: mavi kaşık
hağı gakağ: sarı çatal
Sürekli emirler veriyor....
anne diğdir: anne giydir
anne dıağ: anne çıkar
dahş: aç
bıah: bırak
diiit: git
dit me: gitme
geh: gel
dede mama ıı-ıııh: dede yemek yeme(benimle oyna!)
dada bımbı ıı-ıııh: teyze arabaya binme (gitme)
Ve gece olunca...
ee-e ıı-ııh: uyumak istemiyorum
anne geh, yad, ee-eeh: anne gel yanıma yat, uyuyalım
anne memmi bımbı: anne emziğimi ver, beni arabamda uyut
anne diiit, dede e-ee: anne sen git dedem uyutsun
dede ıı-ıııh, anneanne geh: dede değil anneanne uyutsun
Sonunda bir şekilde uyuyor kime denk gelirse artık.
Uyuyor, ve annesi onu çok ama çoooook özlüyor...
Etiketler:
2 YAŞ,
Çiş - Kaka Meselesi,
Dil Gelişimi,
Renkli Günler
14 Ekim 2010 Perşembe
Diiiiiiiiit diiiit!!!
Herşeyi kendi başına yapmak zorunda ya, çişini yaptıktan sonra oturağın çiş dolu bölümünü alıyor eline, bana veya anneanesine meydan okuyan bakışlarla bakıp arkasına saklıyor. Başlıyor bağırmaya ''diiiiiiiiiit diiiiiiiiiiiiiiiit, dahtu, dahtu!'' (giiiiiiiiiiit, giiiiiiiiiiiit, bartu, bartu, (bartu dökecek))
Koşar adımlarla tuvalete gidiyor, ben de arkasından koşuyorum 'aman aman' diyerek, yere çiş dökülmesin diye korkarak, telaşlı!!!
Nasıl oluyorsa tek bir damlası ziyan olmadan çok kıymetli çişini (anneannesinin deyimiyle -sanki altın suyu!) tuvalete ulaştırmayı başarıyor!!!
Neyse ki oturağı temizleme işine el atmadı henüz...
Yakındır:)
Geçenlerde arabayla yolculuk yaparken, güneş rahatsız edince...
- dit üneh dit üneh diiiiit. (git güneş, git güneş, giiiiit)
Bir süre sonra...
- üneh ditti aanne (güneş gitti anne)
Bugünlerde oğlum sürekli git diyor bize... diiiiiiit diiiiiiiiiiiiiiiit diye bağırıyor.
Gitmemizi istemediğinde ise ''dit ı-ııh'' gitme) diyor-du ki bugün ilk defa ''diit me'' dedi.
dit: git
dit ı-ııh: gitme
dit-me: gitme
bu: bu
ge: gel
guüm: kum
Dahdu: Bartu
Ayde: Ayşe
düdüddü deede: düdüklü tencere
biğğbibebbe: cicibebe
yağyağ vağvağ: yağmur yağıyor
Koşar adımlarla tuvalete gidiyor, ben de arkasından koşuyorum 'aman aman' diyerek, yere çiş dökülmesin diye korkarak, telaşlı!!!
Nasıl oluyorsa tek bir damlası ziyan olmadan çok kıymetli çişini (anneannesinin deyimiyle -sanki altın suyu!) tuvalete ulaştırmayı başarıyor!!!
Neyse ki oturağı temizleme işine el atmadı henüz...
Yakındır:)
Geçenlerde arabayla yolculuk yaparken, güneş rahatsız edince...
- dit üneh dit üneh diiiiit. (git güneş, git güneş, giiiiit)
Bir süre sonra...
- üneh ditti aanne (güneş gitti anne)
Bugünlerde oğlum sürekli git diyor bize... diiiiiiit diiiiiiiiiiiiiiiit diye bağırıyor.
Gitmemizi istemediğinde ise ''dit ı-ııh'' gitme) diyor-du ki bugün ilk defa ''diit me'' dedi.
dit: git
dit ı-ııh: gitme
dit-me: gitme
bu: bu
ge: gel
guüm: kum
Dahdu: Bartu
Ayde: Ayşe
düdüddü deede: düdüklü tencere
biğğbibebbe: cicibebe
yağyağ vağvağ: yağmur yağıyor
6 Ekim 2010 Çarşamba
Minik Eller Ne Yapmış???
Tv göstermiyor...
Ekranda bir yazı ''Lütfen digitürk kartınızı kontrol ediniz''
Kart yerinden oynadı herhalde diyorum ve elimle biraz bastırıp yerleştirmeye çalışıyorum. Kart biraz ince geliyor elime...
Çıkarıp bir bakayım diyorum, '' UÇAR ALÜMİNYUM - tüm bilmem ne işlerinde...''
Minik eller digitürk kartını çıkarmış, yerine bir yerlerden bulduğu bir kartviziti takmış:))
Seni yerim ben...
Not: Digitürk kartı koltuğun arkasına atılmış:)
Ekranda bir yazı ''Lütfen digitürk kartınızı kontrol ediniz''
Kart yerinden oynadı herhalde diyorum ve elimle biraz bastırıp yerleştirmeye çalışıyorum. Kart biraz ince geliyor elime...
Çıkarıp bir bakayım diyorum, '' UÇAR ALÜMİNYUM - tüm bilmem ne işlerinde...''
Minik eller digitürk kartını çıkarmış, yerine bir yerlerden bulduğu bir kartviziti takmış:))
Seni yerim ben...
Not: Digitürk kartı koltuğun arkasına atılmış:)
3 Ekim 2010 Pazar
Ahh oğlum aahh...
Akşam 21.30'da uyuyorsun oğlum... 02.00 - 03.00 arası uyanıyorsun. aramıza geliyorsun, bana sarılıp tekrar uyuyorsun. Sonra seni yatağına götürüyorum, tam yatıracakken gözlerin kapalı tepinmeye ağlamaya ve bizim yatağı işaret etmeye başlıyorsun. Tamam diyorum, yanımıza alıyorum seni yine ve yarım saat sonra yine yatağına yatırmayı deniyorum, bu sefer başarıyorum...
Sabah 5.30-6.30 arası uyanıyorsun yine. Çiş var mı diye soruyorum, genelde cevabın hayır oluyor. yanımda yatmak istiyorsun anlıyorum, sarılıyoruz, uyumaya çalışıyoruz. Ortalama 20-30 saç telimi parmağına dolayıp çıtlattıktan sonra yatakta yer değiştirmeye başlıyorsun. Önce babanın ayak ucu, sonra benim. Sonra, baş yatakta, popo yerde pozisyonuna geçiyorsun. Seni ordan almaya çalıştığımda sinirlenip ağlıyorsun.
Son olarak yere yatıyorsun, ve derin bir uykuya geçiyorsun. Birkaç dk. seni izliyorum ve yerden alıp yatağına yatırırsam başıma gelecekleri düşünüyorum. Veee sonunda cesaretimi toplayıp seni yerden almaya çalışıyorum. Evet uykun o kadar da derin değilmiş. Bağırmaya, ağlamaya ve tekmelemeye başlıyorsun tüm gücünle. Yerde kalmak için mücadele veriyorsun ama sonunda seni yatağına yatırıyorum. (Mutlaka soruyorum kendi yatağın mı yoksa anne-babanın yatağı mı diye - inatla yeri gösteriyorsun, parkeyi...) tabii ki ağlıyorsun ve sonunda sarmaş dolaş uyuyoruz...
Ve ben tüm gün ''Allah Allah neden böyle yorgun hissediyorum acaba???'' diye dolaşıyorum ortalıkta...
Not: Şikayet değil, seni çok seviyorum...
1 Ekim 2010 Cuma
Her gün yeni bir kelime...
Yeni kelimeler...
anne: anne (önceleri nanne diyordu)
büib baba: büyük baba
nindan: fincan
huj: ruj
bahbal: bakkal
namud: armut
üneh: güneş
dittii: gitti
diğdir: giydir (ayakkabılarını göstererek)
bah: bak
Oğlum cümle kuruyor artık,
baba diddi: baba gitti
mekmek bihbi: ekmek bitti
mekmek bihbi baba bahbal mekmek : ekmek bitti babam bakkaldan ekmek alsın
bah daktöğ: bak traktör
duğundu bip : turuncu ip
vavi bımbı: mavi araba
bah yişi bımbı: bak yeşil araba
daydu bihbi, bahba daydu: caillou (kitap) bitti, başka caillou
bi bebe, düdüt bebe: bir bebek, küçük bebek
hatta sohbet etmeye başladık...
Bartu: mav dühdü, piss pis (bluzunu çekiştirip, yüzünü ekşiterek), ıhıı ıhııı aaahaı(ağlama taklidi yapıyor), anne hah (eliyle bıcı bıcı hareketi yapıyor), dohdoğ aap...
tercümesi: miyav(kedi) düştü, üstü başı pis oldu, annesi onu temizledi, doktor hap verdi.
anneanne ve teyze sohbet ediyor, Bartu oyun oynuyor, ama kulak misafiri olup soruna çözüm buluyor...
Anneanne: Ruj almak istiyorum, hiç rujum kalmadı...
Teyze: yarın alışverişe çıkar alırız...
Bartu: dede bahbal, dedde bahbal huj... (dede bakkaldan ruj alsın)
Bartu'nun afiyetle yediği armut bitiyor...
B: Anne nammut bihbi, bahba nammut. (Anne armut bitti başka armut yok mu?)
A: Evde başka armut kalmadı bitanem, elma vereyim mi?
B: ı-ıııh elllma ı-ııııh (sinirleniyor). Nammut. baba bahbal nammut. (hayır elmaya hayır! söyle babama bakkaldan armut alsın!)
A: Tamam oğlum baba bakkaldan armut alır yarın...
B: Haahh! (hah şöyleee! yola gel bakalım!)
dil gelişiminden bahsettik tuvalet meselesini atlamıyalım...
Oğlum çişi geldiğinde oturağının yanına gidiyor, külodunu indiriyor ve çişini yapıyor. İlk 2-3 gün ufak tefek kazalar oldu ama nerdeyse 10 gündür hiç kaza yok. Artık kaka problemimiz de kalmadı, biraz paniklese de sonunda gidip oturağına yapabiliyor.
Oğlumun bana güzel bir sürprizi de oldu bu arada... gece bez takmama rağmen sabah kuru uyanmaya başladı. Bu durumda biraz cesaret dedim kendime ve gece bezini de çıkardım. Bazen sabaha doğru uyanıp çişini haber veriyor, veya sabaha kadar tutuyor. İyi gidiyoruz...
Umarım kış gelmeden tuvalet eğitimini tamamlarız.
Etiketler:
2 YAŞ,
Çiş - Kaka Meselesi,
Dil Gelişimi
21 Eylül 2010 Salı
Eylül - doğumgünü, bayram ve bayram şekerleri...
Eylül oldukça hareketli ve güzel geçiyor bizim için...
Önce oğlumun halası ve babaannesi geldi beyefendinin doğum günü için...
Halanın düğün hazırlıkları olduğundan sadece 5 gün kalabildiler ama bu 5 günü iyi değerlendirdik. Birgün doğayla içi içe, birgün aile ziyareti, birgün doğumgünü derken 5 gün çarçabuk geçti. Bol bol öptüler kokladılar oğlumu babaannesi ve halası, ve tabiiki oğlum da babaannesi ve halasını öptü...
Oğlum halasına ''yaya'' diyordu, artık ''hağa'' diyor. 5 gün boyunca ''hağa hağa'' diye peşinden koştu durdu. 2 yaş boyutundaki bisiklete de bindirdi halasını, küçücük kaydıraktan da kaydırdı:)) çok eğlendi oğlum...
Babaannesine ''nenne'' demeye devam ediyor. ''Nenneeee'' diye çağırıp yanına yere oturtuyor sonra oynamak istediği oyuncağı seçiyor ve başlıyorlar oyuna...
Eylül oldukça hareketli ve güzel geçiyor dedim ya, işte bu güzelliklerden biri de oğlumun tuvalet eğitimiyle ilgili...
2 gündür bezsiz benim oğlum... sadece kilot giydiriyorum, çişi geldiğinde oturağına gidiyor, kilodunu indirip yapıyor. İlk gün 1 kaza, 2. gün 2 kaza oldu. Gece yatmadan önce bezini takıyorum. Daha önce de kısa süreli bezsiz bırakma denemeleri yapmıştım ama 2-3 saat sonra ''bee bee'' diye söylenmeye başlayınca pes ediyordum (bee bez demek oluyor). Ama şimdi iyi başladık, iyi gidiyoruz. Kış gelmeden (2 ayımız var) bu işi sonuçlandırma hayalleri kuruyorum ama kakasını tuvalete yaptıramıyorum henüz...
Başka bir güzellik ise oğlumun dil gelişimi...
Söyleyebildiği kelimeler hızla artıyor. Günde ortalama 2 yeni kelime söyleyip şaşırtıyor bizi. renkleri öğrenmeye başladı. iki kelimeyi artık yan yana getirebiliyor...
İşte yeni kelimeleri...
tüs: tuz
jikeeğ: şeker
vehve: kahve
dah: taş
behbe: pembe
tuuğdu: turuncu
yişii: yeşil
mami, mai: mavi
hağı: sarı
mo: mor
bip: ip
bihbi: bitti
buut: bulut
boh: boş
bahbiii: basket
vağe: fare
biibi:pipi
duş: kuş
dağdu: Caillou
sağa: Sarah
hao: Leo
dehdi: Ceylin
duğdu : kurudu (çimlerimiz)
büib: büyük
hallim, hellim: hellim
boop: top
Bakalım yarın neler söyleyecek küçük beyefendi...
Önce oğlumun halası ve babaannesi geldi beyefendinin doğum günü için...
Halanın düğün hazırlıkları olduğundan sadece 5 gün kalabildiler ama bu 5 günü iyi değerlendirdik. Birgün doğayla içi içe, birgün aile ziyareti, birgün doğumgünü derken 5 gün çarçabuk geçti. Bol bol öptüler kokladılar oğlumu babaannesi ve halası, ve tabiiki oğlum da babaannesi ve halasını öptü...
Oğlum halasına ''yaya'' diyordu, artık ''hağa'' diyor. 5 gün boyunca ''hağa hağa'' diye peşinden koştu durdu. 2 yaş boyutundaki bisiklete de bindirdi halasını, küçücük kaydıraktan da kaydırdı:)) çok eğlendi oğlum...
Babaannesine ''nenne'' demeye devam ediyor. ''Nenneeee'' diye çağırıp yanına yere oturtuyor sonra oynamak istediği oyuncağı seçiyor ve başlıyorlar oyuna...
4 Eylül'de hep beraber doğumgününü kutladık oğlumun. Annesi, babası, babaannesi, halası, anneannesi, dedesi, (teyzesi birgün önce kutladı), Ayşe Teyzesi, Berk Abisi, Hande Yengesi ve Savaş...
Doğumgünü çocuğu pastasındaki mumları üfledikten sonra partinin geri kalanını bahçede kurumuş çiçeklerle oynayarak geçirdi. Bu arada babası da 4-5 arının saldırısına uğradı:((
Bayramın ilk 2 günü aile ziyaretleriyle geçti herzamanki gibi...
Bayramın üçüncü günü çok güzel bir ailenin ziyareti hepimizi çok mutlu etti... Arkadaşlarımız Gülfer ve Soner, ve dünya tatlısı kızları Ceylin - oğlumun ilk arkadaşı...
Biri kız, biri erkek... biri 3, diğeri 2 yaşında... biri bıcır bıcır konuşuyor, diğeri işaret dilini kullanıyor.... öyle güzel anlaştılar ki fındıklar, çok tatlılardı gerçekten:)).
Yapboz yaptılar, kaydırakta kaydılar, oğlum arkadaşını salıncakta salladı:), topraktan yapraktan kek börek yaptılar, sohbet ettiler ;))(oğlum arkadaşının sorularına kısa cevaplar verdi ''hah, gımgım, mekmek, döfde)
Bartu Ceylin'i çok sevdi... Ceylin otelde kalmaya gidince oğlum bana telefonu getirip ''dehdi dehdi(ceylin)'' dedi telefonu kulağına koyarak. ''Ceylin'i arayım mı'' dedim ''hah!'' dedi evet anlamında:) ceylinin birkaç gün sonra geleceğini söylediğimizde sakinleşti ama daha sonra kapıya gidip ''dehdiii dehdiiii'' diye çağırdı eliyle gel gel yaparak...
Şimdi Ceylin İstanbula döndü. Bartuya Ceylin nerde diye soruyoruz, ''mekmek mama'' diyor (Ceylin ekmek ve mama almaya gitti anlamına geliyor). Ceylin yine gelsin mi diye soruyoruz, kocaman bir gülümsemeyle hah!(evet) diyor. Gülfer en kısa zamanda yine bekliyoruz...
Eylül oldukça hareketli ve güzel geçiyor dedim ya, işte bu güzelliklerden biri de oğlumun tuvalet eğitimiyle ilgili...
2 gündür bezsiz benim oğlum... sadece kilot giydiriyorum, çişi geldiğinde oturağına gidiyor, kilodunu indirip yapıyor. İlk gün 1 kaza, 2. gün 2 kaza oldu. Gece yatmadan önce bezini takıyorum. Daha önce de kısa süreli bezsiz bırakma denemeleri yapmıştım ama 2-3 saat sonra ''bee bee'' diye söylenmeye başlayınca pes ediyordum (bee bez demek oluyor). Ama şimdi iyi başladık, iyi gidiyoruz. Kış gelmeden (2 ayımız var) bu işi sonuçlandırma hayalleri kuruyorum ama kakasını tuvalete yaptıramıyorum henüz...
Başka bir güzellik ise oğlumun dil gelişimi...
Söyleyebildiği kelimeler hızla artıyor. Günde ortalama 2 yeni kelime söyleyip şaşırtıyor bizi. renkleri öğrenmeye başladı. iki kelimeyi artık yan yana getirebiliyor...
İşte yeni kelimeleri...
tüs: tuz
jikeeğ: şeker
vehve: kahve
dah: taş
behbe: pembe
tuuğdu: turuncu
yişii: yeşil
mami, mai: mavi
hağı: sarı
mo: mor
bip: ip
bihbi: bitti
buut: bulut
boh: boş
bahbiii: basket
vağe: fare
biibi:pipi
duş: kuş
dağdu: Caillou
sağa: Sarah
hao: Leo
dehdi: Ceylin
duğdu : kurudu (çimlerimiz)
büib: büyük
hallim, hellim: hellim
boop: top
Bakalım yarın neler söyleyecek küçük beyefendi...
Etiketler:
2 YAŞ,
Arkadaşlık,
Çiş - Kaka Meselesi,
Dil Gelişimi,
Doğumgünü
4 Eylül 2010 Cumartesi
21 Ağustos 2010 Cumartesi
Sevgi Dolu...
Her sabah yanıma alıp ta sızdıktan sonra ben, miniminnacık dudaklar tarafından öpülerek uyandırılıyorum...
Gün içinde sık sık yanıma gelip numaradan bir ağlamayla sarılıyor, öpülmek istiyor...
Gelip gelip öpüyor beni, elimden ayağımdan yanağımdan bazen ağzında emzikle...
Bazen kızıyor bana, vurmak için elini kaldırıp sonra kıyamıyor annesine, okşuyor...
Evden çıkmadan önce oyuncaklarına içten bir gülümsemeyle 'babaağ babağ' diye el sallıyor...
Kendi deyimiyle buğuba'sına (kurbağa) veya vafvaf'ına (köpek) sarılıp öpüyor...
Markette kasadaki görevliye iyi günler diyorum, oğlum el sallayıp babaaağ baabaağ diyor, sonra kapıdan çıkıp arabaya binene kadar gördüğü her görevliye ve her müşteriye el sallayıp 'babaağ babaağ' diyor...
Teyzesinin fotoğrafını görüyor, hemen eline alıp sevgi dolu bir sesle 'dadaa' diyor ve fotoğrafı öpüyor...
En sevdiği kitabı okuyoruz, Caillou'yu öpüyor, Sarah'ı öpüyor, Caillou'nun annesini, babasını, dedesini öpüyor. Kuşu gösterip ''duş'' diyor, kurbağaya ''buğuba'', kedi Gilbert'a ''mavv'' diyor ve hepsini birer birer öpüyor...
Benim sevgi dolu oğlum...
Gün içinde sık sık yanıma gelip numaradan bir ağlamayla sarılıyor, öpülmek istiyor...
Gelip gelip öpüyor beni, elimden ayağımdan yanağımdan bazen ağzında emzikle...
Bazen kızıyor bana, vurmak için elini kaldırıp sonra kıyamıyor annesine, okşuyor...
Evden çıkmadan önce oyuncaklarına içten bir gülümsemeyle 'babaağ babağ' diye el sallıyor...
Kendi deyimiyle buğuba'sına (kurbağa) veya vafvaf'ına (köpek) sarılıp öpüyor...
Markette kasadaki görevliye iyi günler diyorum, oğlum el sallayıp babaaağ baabaağ diyor, sonra kapıdan çıkıp arabaya binene kadar gördüğü her görevliye ve her müşteriye el sallayıp 'babaağ babaağ' diyor...
Teyzesinin fotoğrafını görüyor, hemen eline alıp sevgi dolu bir sesle 'dadaa' diyor ve fotoğrafı öpüyor...
En sevdiği kitabı okuyoruz, Caillou'yu öpüyor, Sarah'ı öpüyor, Caillou'nun annesini, babasını, dedesini öpüyor. Kuşu gösterip ''duş'' diyor, kurbağaya ''buğuba'', kedi Gilbert'a ''mavv'' diyor ve hepsini birer birer öpüyor...
Benim sevgi dolu oğlum...
15 Ağustos 2010 Pazar
10 Ağustos 2010 Salı
15 Dişli Canavar
Oğlumun alt köpek dişlerinden biri çıkmıştı geçenlerde, diğerini bekliyorduk. Bugün bir baktım üstteki iki köpek dişi birden çıkmış....
Toplamda 15 tane dişi oldu oğlumun...
Toplamda 15 tane dişi oldu oğlumun...
5 Ağustos 2010 Perşembe
Vurma olayı ve aappp!!!
Ne yazık ki -asla olmaz, benim oğlum yapmaz- dediğim şey başıma geldi! Oğlum vurmaya başladı. Nerden öğrendiyse birine canı sıkıldı mı hemen hafif şiddette vuruyor. Ne yapacağımı bilmiyorum. Kızmadım, sonra inatlaşır daha fazla yapar dedim olmadı. Güzelce sakin sakin anlatayım dedim yine olmadı.
Daha da kötüsü vurma canım acıdı deyince hemen cevabı yapıştırıyor ''aap'' yani hap! İlaçla geçer yaniii!! bu da hiç hoşuma gitmedi. Bir-iki ay önce kadar idrar yolları iltihabı teşhisiyle doktor antibiyotik verdi. Ama oğluma içirmek resmen imkansızdı. Çişini yaparken çok acıdığı için ciyak ciyak ağlayan oğluma ''bak eğer ilacını içersen geçecek'' diyerek antibiyotiği içirmeyi başardık. Başardık başarmasına ama oğlum bunu unutmadı, önce vuruyor, sonra biz acıdı deyince Aaap! diyor. Acıdıysa hap(yani ilaç) iç!!! İlacı her ağrıyı sıkıntıyı geçiren mucizevi birşey gibi görmesin, içmeye özenmesin diye panikleyen biz ''olmaz oğlum, hap sadece doktor verdiğinde içilir'' dedik. Aramızda geçen diyalog şöyle:
Bartu anneanneye vuruyor.
Anneanne: Bartu bak çok acıdı anneanneciğim, vurma!
Bartu: Aaaap.
A: Olmaz Bartu, hapı doktor verirse içiyoruz sadece...
Bartu tekrar vuruyor ve
B: Aaap, dohdoo, aap dohdo (eliyle doktora git der gibi bir hereket yapıyor)
Bir konuşsa her sözümüze bir laf söyleyecek, şimdilik tek tük kelimelerle idare ediyor....
Sonuç: her vurduğunda hayır demeye devam ediyoruz inatla, hiç gülmüyoruz ama bağırıp aşırı tepki de göstermiyoruz. Bakalım işe yarayacak mı???
Daha da kötüsü vurma canım acıdı deyince hemen cevabı yapıştırıyor ''aap'' yani hap! İlaçla geçer yaniii!! bu da hiç hoşuma gitmedi. Bir-iki ay önce kadar idrar yolları iltihabı teşhisiyle doktor antibiyotik verdi. Ama oğluma içirmek resmen imkansızdı. Çişini yaparken çok acıdığı için ciyak ciyak ağlayan oğluma ''bak eğer ilacını içersen geçecek'' diyerek antibiyotiği içirmeyi başardık. Başardık başarmasına ama oğlum bunu unutmadı, önce vuruyor, sonra biz acıdı deyince Aaap! diyor. Acıdıysa hap(yani ilaç) iç!!! İlacı her ağrıyı sıkıntıyı geçiren mucizevi birşey gibi görmesin, içmeye özenmesin diye panikleyen biz ''olmaz oğlum, hap sadece doktor verdiğinde içilir'' dedik. Aramızda geçen diyalog şöyle:
Bartu anneanneye vuruyor.
Anneanne: Bartu bak çok acıdı anneanneciğim, vurma!
Bartu: Aaaap.
A: Olmaz Bartu, hapı doktor verirse içiyoruz sadece...
Bartu tekrar vuruyor ve
B: Aaap, dohdoo, aap dohdo (eliyle doktora git der gibi bir hereket yapıyor)
Bir konuşsa her sözümüze bir laf söyleyecek, şimdilik tek tük kelimelerle idare ediyor....
Sonuç: her vurduğunda hayır demeye devam ediyoruz inatla, hiç gülmüyoruz ama bağırıp aşırı tepki de göstermiyoruz. Bakalım işe yarayacak mı???
4 Ağustos 2010 Çarşamba
23 Aylık...
Oğlum 23 aylık oldu...
2 yaşa çok az kaldı...
Büyüyor, kendi istekleri ve tercihleri olan kocaman bir çocuk oluyor
31 Temmuz 2010 Cumartesi
En sevdiğimiz obje!
Oğlum elinde lego seti yanıma geliyor, nanne deyip legolarını bana uzatıyor....
Bartu: Nanneee ıııııh...
Anne: Ne yapalım oğlum, legoyla ne yapmamızı istersin?
B: Mu.
A: Mum mu yapalım?
B: Bi mu (bir mum)
....
Defter ve boya kalemleri ile yanıma geliyor...
B: Nanne... ııııh....
A: Resim yapalım mı Bartu, hadi gel...
B: Mu, bi mu!
A: Mum mu çizelim?
B: Hah! bi mu!!!
.....
A: Bartu dedeye gidelim mi?
B: hah! dede! dede mu üfff!
A: Dedeyle ne oynayacaksınız?
B: Mu, üfff mu?!?!?!
Not:oğlum bu ara muma fena halde takmış durumda!
Bartu: Nanneee ıııııh...
Anne: Ne yapalım oğlum, legoyla ne yapmamızı istersin?
B: Mu.
A: Mum mu yapalım?
B: Bi mu (bir mum)
....
Defter ve boya kalemleri ile yanıma geliyor...
B: Nanne... ııııh....
A: Resim yapalım mı Bartu, hadi gel...
B: Mu, bi mu!
A: Mum mu çizelim?
B: Hah! bi mu!!!
.....
A: Bartu dedeye gidelim mi?
B: hah! dede! dede mu üfff!
A: Dedeyle ne oynayacaksınız?
B: Mu, üfff mu?!?!?!
Not:oğlum bu ara muma fena halde takmış durumda!
29 Temmuz 2010 Perşembe
Ay-Yıldız...
Oğlum önce yıldızı öğrendi. Tvde gördü sonra gittiğimiz bir düğünde önce dekoratif deniz yıldızlarını, sonra gökyüzünü gösterip düğdız (yıldız) dedi heyecanla...
Sonra başka bir gün gökyüzünde Ay'ı gösterip düğdız deyince dedesi düzeltti ''o yıldız değil ay'' diye... Oğlum tekrarladı ''Ag''...
Bu aralar oğlum sürekli bezindeki yıldızları, ayı gösteriyor isimlerini tekrar ederek. Plajda gördüğümüz bir gencin şortundaki yıldız deseni, masal kitabındaki ay çizimi oğlumu bayağı heyecanlandırıyor...
Geçen sabah kahvaltıda oğlumun tabağındaki bir dilim domatesin çekirdek bölümü çıkınca oğlum kalan domatesi ay'a benzetmiş olacakki sevinçle bağırdı ''ag ag ag'' diye... elinde domates, çok mutlu!!! Sonra bir parça ekmek aldı tabağından, düğdız dedi!!! Domates dilimini aya, ekmek parçasını yıldıza benzetti benim oğlum.
Babanın yorumu: İşte benim oğlum, ay ve yıldızı seviyor, tam bir Türk!!!
Annenin yorumu: İşte benim oğlum, gökyündeki yıldızlar, ay, bir de mum sevdası var tam bir romantik...
Sonra başka bir gün gökyüzünde Ay'ı gösterip düğdız deyince dedesi düzeltti ''o yıldız değil ay'' diye... Oğlum tekrarladı ''Ag''...
Bu aralar oğlum sürekli bezindeki yıldızları, ayı gösteriyor isimlerini tekrar ederek. Plajda gördüğümüz bir gencin şortundaki yıldız deseni, masal kitabındaki ay çizimi oğlumu bayağı heyecanlandırıyor...
Geçen sabah kahvaltıda oğlumun tabağındaki bir dilim domatesin çekirdek bölümü çıkınca oğlum kalan domatesi ay'a benzetmiş olacakki sevinçle bağırdı ''ag ag ag'' diye... elinde domates, çok mutlu!!! Sonra bir parça ekmek aldı tabağından, düğdız dedi!!! Domates dilimini aya, ekmek parçasını yıldıza benzetti benim oğlum.
Babanın yorumu: İşte benim oğlum, ay ve yıldızı seviyor, tam bir Türk!!!
Annenin yorumu: İşte benim oğlum, gökyündeki yıldızlar, ay, bir de mum sevdası var tam bir romantik...
22 Temmuz 2010 Perşembe
Büyüdükçe...
Oğlum büyüyor...
Nerdeyse 1 aydır çiş ve kaka yaptığında hatta yapacağında haber veriyor. Oturağa oturup çişini yapıyor. Bir-iki kere de kakasını yaptı... Önceleri yakalayıp bezini değiştiremezken, şimdi kaka yapar yapmaz anında yanıma gelip, elimden tutup beni bezlerinin yanına götürüyor...
Okunmasını istediği masal kitabını seçip getiriyor, yapmak istediği aktiviteyi kendi seçiyor. örneğin ''meee meee'' derse kuzu taklidi yapıp, emeklemek istiyor demek, genelde anneanneyle yapmayı tercih ediyor. Eline defterini alıp ''muu mu'' derse, mum çizmemizi istiyor, ''hag hag'' derse kalp çizmemizi istiyor!!!
Sabah yanıma yatıp babasını yataktan atmaya çalışıyor, sanki gücü yetermiş gibi:) yataktan atamayınca üzerinden çarşafı almaya çalışıyor. Babası bana sarılırsa sinir krizleri geçiriyor. Baba lavaboya gider gitmez babasının yerine yatıyor büyük bir telaş ve yüzünde zafer gülümsemesiyle...
Annesinin telefonunu, fotoğraf makinesini, anahtarlarını sadece annesi kullanabilir, eğer baba veya anneanne kullanmaya kalkarsa oğlum basıyor çığlığı... Herkes kendi malını kullansın!!!
Bir restoranda garson boş tabakları alınca, kuaförde bizim oturduğumuz yere biz kalktığımızda bir başkası gelip oturduğunda, herhangi bir eşyayı birine ödünç verdiğimizde... oğlum çıldırıyor!!!
Hatta herkes yerini bilecek, anne hep aynı yere oturacak, dedenin koltuğuna kimse oturmayacak. Bir gün önce benim kahve içtiğim fincanı bile unutmayıp hatırlatıyor...
Anneannenin çakmağını alıp arkasına saklıyor. Niye bu çocuk dik dik, hareketsiz durup öyle bakıyor diyoruz, meğer çakmağı saklamış. Babasından telefonu saklıyor, emziğini saklıyor. Neyseki benimle herşeyini paylaşıyor, benim eşyalarımı benden saklamıyor!!!
Oğlum büyüyor... Büyüdükçe değişiyor.
Her gün yeni bir şeyler öğreniyor, yeni alışkanlıklar kazanıyor.
Hep aynı güler yüzlü, sevgi dolu çocuk ama daha kişilikli, daha inatçı.
Zaman o kadar hızlı geçiyor ki, daha dün ilk adımlarını alkışlarken, bugün koşuyor, basamakları hızlı hızlı çıkıyor.
Doyamıyorum izlemeye, yaptıklarını anlatmaya...
Büyüdükçe yaptıklarını unutmaktan korkuyorum, ve her anın tadını çıkaramamaktan...
Not 1:
Oğlumun bir de köpek dişi var artık...
Not 2:
Yeni kelimelerimiz var...
hag: kalp
pi: pil
dokdo: doktor
aa: ay
Nerdeyse 1 aydır çiş ve kaka yaptığında hatta yapacağında haber veriyor. Oturağa oturup çişini yapıyor. Bir-iki kere de kakasını yaptı... Önceleri yakalayıp bezini değiştiremezken, şimdi kaka yapar yapmaz anında yanıma gelip, elimden tutup beni bezlerinin yanına götürüyor...
Okunmasını istediği masal kitabını seçip getiriyor, yapmak istediği aktiviteyi kendi seçiyor. örneğin ''meee meee'' derse kuzu taklidi yapıp, emeklemek istiyor demek, genelde anneanneyle yapmayı tercih ediyor. Eline defterini alıp ''muu mu'' derse, mum çizmemizi istiyor, ''hag hag'' derse kalp çizmemizi istiyor!!!
Sabah yanıma yatıp babasını yataktan atmaya çalışıyor, sanki gücü yetermiş gibi:) yataktan atamayınca üzerinden çarşafı almaya çalışıyor. Babası bana sarılırsa sinir krizleri geçiriyor. Baba lavaboya gider gitmez babasının yerine yatıyor büyük bir telaş ve yüzünde zafer gülümsemesiyle...
Annesinin telefonunu, fotoğraf makinesini, anahtarlarını sadece annesi kullanabilir, eğer baba veya anneanne kullanmaya kalkarsa oğlum basıyor çığlığı... Herkes kendi malını kullansın!!!
Bir restoranda garson boş tabakları alınca, kuaförde bizim oturduğumuz yere biz kalktığımızda bir başkası gelip oturduğunda, herhangi bir eşyayı birine ödünç verdiğimizde... oğlum çıldırıyor!!!
Hatta herkes yerini bilecek, anne hep aynı yere oturacak, dedenin koltuğuna kimse oturmayacak. Bir gün önce benim kahve içtiğim fincanı bile unutmayıp hatırlatıyor...
Anneannenin çakmağını alıp arkasına saklıyor. Niye bu çocuk dik dik, hareketsiz durup öyle bakıyor diyoruz, meğer çakmağı saklamış. Babasından telefonu saklıyor, emziğini saklıyor. Neyseki benimle herşeyini paylaşıyor, benim eşyalarımı benden saklamıyor!!!
Oğlum büyüyor... Büyüdükçe değişiyor.
Her gün yeni bir şeyler öğreniyor, yeni alışkanlıklar kazanıyor.
Hep aynı güler yüzlü, sevgi dolu çocuk ama daha kişilikli, daha inatçı.
Zaman o kadar hızlı geçiyor ki, daha dün ilk adımlarını alkışlarken, bugün koşuyor, basamakları hızlı hızlı çıkıyor.
Doyamıyorum izlemeye, yaptıklarını anlatmaya...
Büyüdükçe yaptıklarını unutmaktan korkuyorum, ve her anın tadını çıkaramamaktan...
Not 1:
Oğlumun bir de köpek dişi var artık...
Not 2:
Yeni kelimelerimiz var...
hag: kalp
pi: pil
dokdo: doktor
aa: ay
12 Temmuz 2010 Pazartesi
Dada ile Hağu'nun düğünü...
Oğlumun dünyalar güzeli dadası (teyzesi), benim canım, sırdaşım, en iyi arkadaşım, kardeşim ile oğlumun çok sevdiği eniştesi Hağu (Harun) evlendiler....
Smokiniyle çok yakışıklı olan fındığım dadasıyla dans edemese de düğünden önce teyzesine şans öpücüğü verdi ve düğünün sonunda uyanıp teyzesiyle eniştesinin dansını izleyebildi.... Zaten sonraki günlerde de bol bol taklitlerini yaptı:)
Düğünden sonra o geceyi otelde geçirdik. ''O yorgunluğun üzerine araba yolculuğu hiç çekilmez, hemen odamıza çıkar güzel güzel uyuruz'' !!! hayallerim suya düştü tabii. Çünkü düğünün başından sonuna kadar uyuyan oğlum uyandı ve sabah 4'e kadar uyumak bilmedi!!! Bir de üstüne makyajın alerji yaptığı gözlerimin ağrısı vardı...
Yine de herşey çok güzeldi....
Zaten her zaman her haliyle güzel olmuştur ama gelinlikle mükemmeldi, prenses gibiydi...
Çok mutlu ol canımın içi...
Hakettiğin gibi...
Smokiniyle çok yakışıklı olan fındığım dadasıyla dans edemese de düğünden önce teyzesine şans öpücüğü verdi ve düğünün sonunda uyanıp teyzesiyle eniştesinin dansını izleyebildi.... Zaten sonraki günlerde de bol bol taklitlerini yaptı:)
Düğünden sonra o geceyi otelde geçirdik. ''O yorgunluğun üzerine araba yolculuğu hiç çekilmez, hemen odamıza çıkar güzel güzel uyuruz'' !!! hayallerim suya düştü tabii. Çünkü düğünün başından sonuna kadar uyuyan oğlum uyandı ve sabah 4'e kadar uyumak bilmedi!!! Bir de üstüne makyajın alerji yaptığı gözlerimin ağrısı vardı...
Yine de herşey çok güzeldi....
Zaten her zaman her haliyle güzel olmuştur ama gelinlikle mükemmeldi, prenses gibiydi...
Çok mutlu ol canımın içi...
Hakettiğin gibi...
16 Haziran 2010 Çarşamba
Bir-iki not
Oğlumun alt sağdaki azı dişi de çıktı ve dişleri 12 tane oldu. (4 Haziran)
buğuba: kurbağa (8 Haziran)
hu: su (16 Haziran)7 Haziran 2010 Pazartesi
Yolculuk, düğün ve başka bir düğün için hazırlık...
...
Küçücük birer çocukken kurduğumuz şirket, sırtımızda çantalar yaptığımız keşif yolculukları, su savaşları, video kaset çılgınlığı ve 20-25 filmle eve dönüp saatlerce film keyfi... Yaz tatili yaklaştımı heyecanla ve sevinçle gelişini beklediğimiz kuzenimiz evlendi... İnsan nasıl da duygulanıyor çok sevdiği kuzenini damatlıkla ve tabii onun güzeller güzeli eşini gelinlikle görünce...
Bu güzel olayı paylaşmak için gittik İstanbul'a, büyük bir heyecanla... Biraz yorucu, biraz heyecanlı ama çok eğlenceli geçti bu 4 günlük İstanbul ziyareti. Babaanne, dede ve hala ile hasret giderdi oğlum. Oyunlar oynadı bol bol, öpüldü koklandı.
İstanbul'dan döner dönmez bir telaş başladık başka bir düğün hazırlığına...
Benim canım kardeşim, oğlumun birtanecik teyzesi (dadası) evleniyor 10 Temmuzda...
Oğlumun smokini hazır, 10 Temmuzu bekliyoruz...
Not 1: Dada oğlumun dilinde teyze demek.
Not 2: Düğün çok güzeldi. Oğlum çok yakışıklıydı.
Not 3: Teyzesinin düğününe oğlumun smokini hazır ama ben istediğim gibi bir elbise bulamadım. Not 4: Oğlum uçak yolculuğundan nefret ediyor.
Not 5: Seni çok seviyorum canım oğlum.
Küçücük birer çocukken kurduğumuz şirket, sırtımızda çantalar yaptığımız keşif yolculukları, su savaşları, video kaset çılgınlığı ve 20-25 filmle eve dönüp saatlerce film keyfi... Yaz tatili yaklaştımı heyecanla ve sevinçle gelişini beklediğimiz kuzenimiz evlendi... İnsan nasıl da duygulanıyor çok sevdiği kuzenini damatlıkla ve tabii onun güzeller güzeli eşini gelinlikle görünce...
Bu güzel olayı paylaşmak için gittik İstanbul'a, büyük bir heyecanla... Biraz yorucu, biraz heyecanlı ama çok eğlenceli geçti bu 4 günlük İstanbul ziyareti. Babaanne, dede ve hala ile hasret giderdi oğlum. Oyunlar oynadı bol bol, öpüldü koklandı.
İstanbul'dan döner dönmez bir telaş başladık başka bir düğün hazırlığına...
Benim canım kardeşim, oğlumun birtanecik teyzesi (dadası) evleniyor 10 Temmuzda...
Oğlumun smokini hazır, 10 Temmuzu bekliyoruz...
Not 1: Dada oğlumun dilinde teyze demek.
Not 2: Düğün çok güzeldi. Oğlum çok yakışıklıydı.
Not 3: Teyzesinin düğününe oğlumun smokini hazır ama ben istediğim gibi bir elbise bulamadım. Not 4: Oğlum uçak yolculuğundan nefret ediyor.
Not 5: Seni çok seviyorum canım oğlum.
23 Mayıs 2010 Pazar
Yeni Kelimeler
Oğlumun yeni kelimeleri...
to: top
tu: tuz
daktö: traktör
hağu: Harun (eniştesi)
Ayrıca bugün Bartu'nun sol altta azı dişi çıktı. 11 dişli canavarım benim!!!
to: top
tu: tuz
daktö: traktör
hağu: Harun (eniştesi)
Ayrıca bugün Bartu'nun sol altta azı dişi çıktı. 11 dişli canavarım benim!!!
15 Mayıs 2010 Cumartesi
Gahgı yani kaka...
Oğlumla oyun oynuyorduk. Önce yüzü kızardı, sonra oyunu bıraktı olduğu yerde durdu öylece, ağzını ve gözlerini açtı çok ciddi!. Ardından oğlumun mis kaka kokusu. Buraya kadar her gün yaşadığımız doğal bir olay. Ama sonra ilk defa birşey oldu, oğlum ''gahgı'' dedi......
Bir-iki kere tekrar etti gahgı gahgı diye, kaka mı diyorsun diye sorunca gülümsedi. Anne şaşkın heyecanlı ve mutlu, çocuk gururlu, banyoya gittiler:))))
Bartu: Gahgı!??!!!
Anne: tavşan mı anneciğim, tavşanı mı gösterdin?
B: ıı-ıı, başını sağa sola sallıyor hayır anlamında...
A: ayı mı var tv'de? ayı mı diyorsun canım?
B : ıı-ıı
A: kaka mı dedin anneciğim, gahgı kaka mı?
B: hahh! gülümseyerek...
Bir-iki kere tekrar etti gahgı gahgı diye, kaka mı diyorsun diye sorunca gülümsedi. Anne şaşkın heyecanlı ve mutlu, çocuk gururlu, banyoya gittiler:))))
Bartu: Gahgı!??!!!
Anne: tavşan mı anneciğim, tavşanı mı gösterdin?
B: ıı-ıı, başını sağa sola sallıyor hayır anlamında...
A: ayı mı var tv'de? ayı mı diyorsun canım?
B : ıı-ıı
A: kaka mı dedin anneciğim, gahgı kaka mı?
B: hahh! gülümseyerek...
1 Mayıs 2010 Cumartesi
TV
18 aylığa kadar tv ile hiiiiiiç hiç ilgilenmeyen oğlum bugünlerde Baby First tiryakisi oldu. Tamam belki bütün bir gün tv başında oturmuyor (zaten ben izin vermem) ama ben yinede pek hoşnut değilim bu durumdan:((
Aslında günde 20 dk. izliyor, üstelik bebek kanalı! diye kendimi teselli edip, biraz kitap okuma fırsatı yakaladığım için sevinsem mi acaba??? Her ne kadar kitap okumaktan bahsetsem de, aslında daha çok Baby First izliyorum oğlumla beraber, elimde kitabım:(( My gym'deki aktiviteleri de beraber yapıyoruz. Tabii oğlum iyice ağırlaştığından kaldır indir pek beceremiyoruz ama neyyyse.
Açıkçası oğlumun tv izlemesiyle ilgili karışık duygular içindeyim. Bir tarafım ''hayır! olmaz, izlememeli, oyun oynasın, birşeyler karalasın'' diyor. Diğer bir tarfım ise ''rahat bırak çocuğu, 20dk'nın hiçbir zararı olmaz, zaten gün içinde çok güzel oyunlar oynuyorsunuz anne oğul''..... diyor.
Oğlum Baby First izlemek istediğinde yanıma geliyor, gülümseyerek ''nanne thü tü tü'' diyor.
thü tü tü: baby first
Bazen kendi işini kendi hallediyor ve gidip tv'yi açıyor. Sonra tv kumandasını alıp düğmelerine basıyor rastgele. Baby First'ü açamayınca da benden yardım istiyor....
Aslında günde 20 dk. izliyor, üstelik bebek kanalı! diye kendimi teselli edip, biraz kitap okuma fırsatı yakaladığım için sevinsem mi acaba??? Her ne kadar kitap okumaktan bahsetsem de, aslında daha çok Baby First izliyorum oğlumla beraber, elimde kitabım:(( My gym'deki aktiviteleri de beraber yapıyoruz. Tabii oğlum iyice ağırlaştığından kaldır indir pek beceremiyoruz ama neyyyse.
Açıkçası oğlumun tv izlemesiyle ilgili karışık duygular içindeyim. Bir tarafım ''hayır! olmaz, izlememeli, oyun oynasın, birşeyler karalasın'' diyor. Diğer bir tarfım ise ''rahat bırak çocuğu, 20dk'nın hiçbir zararı olmaz, zaten gün içinde çok güzel oyunlar oynuyorsunuz anne oğul''..... diyor.
Oğlum Baby First izlemek istediğinde yanıma geliyor, gülümseyerek ''nanne thü tü tü'' diyor.
thü tü tü: baby first
Bazen kendi işini kendi hallediyor ve gidip tv'yi açıyor. Sonra tv kumandasını alıp düğmelerine basıyor rastgele. Baby First'ü açamayınca da benden yardım istiyor....
21 Nisan 2010 Çarşamba
Hoşgeldiniz Azı Dİşleri
Nihayet:)
Nihayet oğlumun üst azı dişleri çıktı, hemde ikisi birden. belki biri daha önce çıkmıştır bilmiyorum ama ben ikisini de bugün gördüm. Belki artık tavuk ve köfteyi daha severek yer yeni dişleri sayesinde:))) İnşaallah!!!
Nihayet oğlumun üst azı dişleri çıktı, hemde ikisi birden. belki biri daha önce çıkmıştır bilmiyorum ama ben ikisini de bugün gördüm. Belki artık tavuk ve köfteyi daha severek yer yeni dişleri sayesinde:))) İnşaallah!!!
20 Nisan 2010 Salı
Çiçek Böcek
taşları toplayıp ordan oraya taşımak, onlarla mama yapmak...
Geçen gün oğlum minik bir böceği köşeye sıkıştırdı. Deh deh diye sevinçle bağırıp böceğe dokunmaya çalıştı. Hayvancağız ne kadar uğraştıysa kurtulmayı başaramadı. Sonra oğlum yerden aldığı minik bir taşı böceğin üzerine koymaya çalıştı, beceremedi. 'Oğlum napıyorsun' diye sorunca heyecanla taşı gösterip 'mmama mamma' dedi iyi niyetli oğlum. Amacı böceği beslemekmiş meğer. Sonra bir şekilde dikkatini başka yöne çekmeyi başardık ve böcek kurtuldu!!!
Kuru üzüm sevdalısı oğlum, beni çağırıp kuru üzümlerin olduğu dolabı gösterip duruyor günde birkaç kere! Biliyorum çok faydalı, yesin oğluşum. zaten henüz çikolata bisküvi gibi hazır gıdalara başlamadık (şimdi şimdi hiç te niyetim yok zaten!) abur cubur yiyeceğine meyve, kuru meyve yesin...
Tabii bu üzüm sevdasıyla oğlum yeni bir kelime ekledi repertuarına: düdüm (yani üzüm)...
Bir de oğlum bu aralar yerde bir kağıt parçası veya pis olduğunu düşündüğü herhangi bir şey görünce ''biss'' yani pis diyor. Hatta yerden alıp çöpe doğru koşuyor bazen.
düdüm: üzüm
bibek: kelebek
bis: pis
Etiketler:
19. AY,
Dil Gelişimi,
Oğlumun Maceraları
10 Nisan 2010 Cumartesi
Bazı Notlar
Oğlumla albüm görüyoruz geçen gün, halası, babaannesi ve dedesinin fotoğrafını gördü. Heyecanlandı, parmağıyla halasının fotoğrafına dokundu ve ''yaya'' dedi. Sonra tekrar tekrar sordum ve her seferinde aynı cevap ''yaya''!!! Evet, oğlum artık hala diyor...
Babaannesini gösterip sorduğumda ise ''vuuuv''dedi eliyle uçak hareketi yaparak...
Oğlumla sarmaş dolaş oyunlar oynayıp birbirimize sevgi gösterdiğimiz o eşsiz anların birinde aramızda geçen diyalog:
Anne: Sen benim canımsın, bebeğimsin birtanem
Bartu: nanne
Anne: Bartu söyle sen benim neyimsin?
Bartu: Bebii...
Bartunun bir dişi daha çıktı, oğlumun dişleri 8 tane oldu. Sıra azı dişlerinde, heyecanla bekliyoruz...
Birtanemin yeni kelimeleri:
app: hap
gaba: kabak
Babaannesini gösterip sorduğumda ise ''vuuuv''dedi eliyle uçak hareketi yaparak...
Oğlumla sarmaş dolaş oyunlar oynayıp birbirimize sevgi gösterdiğimiz o eşsiz anların birinde aramızda geçen diyalog:
Anne: Sen benim canımsın, bebeğimsin birtanem
Bartu: nanne
Anne: Bartu söyle sen benim neyimsin?
Bartu: Bebii...
Bartunun bir dişi daha çıktı, oğlumun dişleri 8 tane oldu. Sıra azı dişlerinde, heyecanla bekliyoruz...
Birtanemin yeni kelimeleri:
app: hap
gaba: kabak
Etiketler:
19. AY,
Dil Gelişimi,
Gelişim,
Oğlumun Maceraları
7 Nisan 2010 Çarşamba
Maaşallah Oğluma!
Oğlum, biz maaşallah deyince o küçücük pamuk elleriyle tahtaya vuruyor, aynen bizim yaptığımız gibi...
Seni çok seviyorum küçük taklitçi!!!
Seni çok seviyorum küçük taklitçi!!!
2 Nisan 2010 Cuma
Deh Deh!?!
inek : mö veya mo
kuzu: me
horoz: ü
köpek: vaf vaf
at: deh deh
Oğluma inek resmi gösterip bu nedir diye sorduğumuzda 'mö' diyor. yani her hayvana çıkardığı sese göre bir isim vermiş. Buraya kadar herşey normal ama ben karınca gördüğünde niye ''deh deh (at)'' diye peşinden koştuğunu anlamadım:)))
kuzu: me
horoz: ü
köpek: vaf vaf
at: deh deh
Oğluma inek resmi gösterip bu nedir diye sorduğumuzda 'mö' diyor. yani her hayvana çıkardığı sese göre bir isim vermiş. Buraya kadar herşey normal ama ben karınca gördüğünde niye ''deh deh (at)'' diye peşinden koştuğunu anlamadım:)))
Etiketler:
19. AY,
Dil Gelişimi,
Gelişim,
Oğlumun Maceraları
31 Mart 2010 Çarşamba
Yeni Kelimeler
Oğlumun 3 yeni kelimesi var artık!
Mo: mum
Mu: muz
Döhde: köfte
Canım benim, ne tatlı köfte diyor! Bir de yese:((
Tencere tava ne varsa dolaptan çıkarıyor. Biraz su, biraz oyuncak parçaları veya minnacık ellerle parçalanmış bir miktar kağıt havluyu tencereye koyuyor. Elinde kepçe, kaşık (mutfaktan ne albilirse artık) başlıyor mama yapmaya.
''Ne yapıyorsun oğlum?''
''Döhde...''
Mo: mum
Mu: muz
Döhde: köfte
Canım benim, ne tatlı köfte diyor! Bir de yese:((
Tencere tava ne varsa dolaptan çıkarıyor. Biraz su, biraz oyuncak parçaları veya minnacık ellerle parçalanmış bir miktar kağıt havluyu tencereye koyuyor. Elinde kepçe, kaşık (mutfaktan ne albilirse artık) başlıyor mama yapmaya.
''Ne yapıyorsun oğlum?''
''Döhde...''
Seni yerimmmm!!!
21 Mart 2010 Pazar
Seçim Hakkı!
Oğluma ayakkabı almaya gittik. Kafamdaki yeşil beyaz spor ayakkabılardı ama oğlum inatla kırmızı beyaz olanını istedi. Kaç kere sorduk, fikrini değiştirmedi yakışıklım. Ve istediği oldu tabii!!! kırmızı beyaz spor ayakkabılarla eve döndük, ve oğlum herkese gösterdi cicilerini...
Canım oğlum, zevk sahibi oğlum, ne istediğini bilen oğlum... daha bir buçuk yaşında kendi seçimini yapıyorsun:)
Annen seni çok seviyor...
Canım oğlum, zevk sahibi oğlum, ne istediğini bilen oğlum... daha bir buçuk yaşında kendi seçimini yapıyorsun:)
Annen seni çok seviyor...
14 Mart 2010 Pazar
İnci Gibi Dişler Ve Yeni Huylar...
Oğlumun ilk dişi 11 aylıkken çıktı. O günden bu güne diş sayısı 6 oldu... Diş fırçalamak için zorlarsam ters tepebileceğini düşündüğümden hiç ısrar etmedim.
Daha tek dişi bile çıkmadan önce önünde diş fırçalamaya, ve bunu eğlenceli birşey olarak göstermeye başlamıştım zaten. Oğlum da bu olaya iyice ısınmış ve beni lavaboya giderken görse, dişlerini gösterip heyecanla beni diş fırçama yönlendirmeye alışmıştı. Fakat bir türlü küçük prens diş fırçalamaya veya fırçalatmaya yanaşmıyordu.
Veeeeee nihayet bugün oğlum yine benim kendi dişlerimi fırçalamamı heyecanla izleyip sonunda 'gel seninde dişlerini fırçalayalım' diyen annesini geri çevirmedi!!! Dişlerini gösterip sabırla fırçalamamı bekledi. Sonra fırçayı elimden kaptı ve kendi dişlerini fırçalamaya devam etti.
Umarım oğlum diş fırçalama alışkanlığını erken yaşta kazanır ve mis kokulu oğlumun inci gibi dişleri olur...
Küçük Bey'in bu sıralar yeni bir huyu var. Sürekli babasından saklamam üzere birşeyler veriyor elime, hemde büyük bir telaşla! Bu sabah babası 'oğlum mamanı bana versene benim olsun' deyince oğlum kahvaltı tabağını 'nanne nanne ıııh' diye bana uzattı.
Geçenlerde doktora gittik, babası beklerken broşürlere bakınca oğlum kızdı! babasının elinden kapıp kapıp bana getirmeye başladı.
Canım oğlum, hergün yeni bir huyunu öğreniyoruz. Aslında daha yazacak çok şey var ama sonra.... Anne yorgun...
Daha tek dişi bile çıkmadan önce önünde diş fırçalamaya, ve bunu eğlenceli birşey olarak göstermeye başlamıştım zaten. Oğlum da bu olaya iyice ısınmış ve beni lavaboya giderken görse, dişlerini gösterip heyecanla beni diş fırçama yönlendirmeye alışmıştı. Fakat bir türlü küçük prens diş fırçalamaya veya fırçalatmaya yanaşmıyordu.
Veeeeee nihayet bugün oğlum yine benim kendi dişlerimi fırçalamamı heyecanla izleyip sonunda 'gel seninde dişlerini fırçalayalım' diyen annesini geri çevirmedi!!! Dişlerini gösterip sabırla fırçalamamı bekledi. Sonra fırçayı elimden kaptı ve kendi dişlerini fırçalamaya devam etti.
Umarım oğlum diş fırçalama alışkanlığını erken yaşta kazanır ve mis kokulu oğlumun inci gibi dişleri olur...
Küçük Bey'in bu sıralar yeni bir huyu var. Sürekli babasından saklamam üzere birşeyler veriyor elime, hemde büyük bir telaşla! Bu sabah babası 'oğlum mamanı bana versene benim olsun' deyince oğlum kahvaltı tabağını 'nanne nanne ıııh' diye bana uzattı.
Geçenlerde doktora gittik, babası beklerken broşürlere bakınca oğlum kızdı! babasının elinden kapıp kapıp bana getirmeye başladı.
Canım oğlum, hergün yeni bir huyunu öğreniyoruz. Aslında daha yazacak çok şey var ama sonra.... Anne yorgun...
12 Mart 2010 Cuma
18. Ay Kontrolü
Geçen hafta oğlumu 18. ay kontrolüne götürdük ama 1buçuk yaş heyecanıyla unutmuşum yazmayı...
Bartu 84 cm olmuş. Bu ay geçen ayki kilosunu korumuş ve halen 12kg. Doktorumuz oğlumun gelişimini çok iyi buldu.
Kan tahlili sonuçlarımız da iyi çıkınca nasıl besleniyorsa aynen devam kararı aldık. Oğluma içirmeyi hiç başaramadığım demir şurubu da tarihe karıştı böylece... Zaten bu zamana kadar toplasam 2 kaşık içmemiştir. Zaten bende nasılsa iyi besleniyor diye denemeyi bırakmıştım.
Aşısını da yaptırdık (DBT, Polio, Hib), çok ağlamış olsada kısa sürede unutup, giderken el sallamayı ihmal etmedi oğlum...
Ağustos'a kadar aşımız yok, mayıs ayında kontrolümüz var!
Bartu 84 cm olmuş. Bu ay geçen ayki kilosunu korumuş ve halen 12kg. Doktorumuz oğlumun gelişimini çok iyi buldu.
Kan tahlili sonuçlarımız da iyi çıkınca nasıl besleniyorsa aynen devam kararı aldık. Oğluma içirmeyi hiç başaramadığım demir şurubu da tarihe karıştı böylece... Zaten bu zamana kadar toplasam 2 kaşık içmemiştir. Zaten bende nasılsa iyi besleniyor diye denemeyi bırakmıştım.
Aşısını da yaptırdık (DBT, Polio, Hib), çok ağlamış olsada kısa sürede unutup, giderken el sallamayı ihmal etmedi oğlum...
Ağustos'a kadar aşımız yok, mayıs ayında kontrolümüz var!
6 Mart 2010 Cumartesi
Yaş: 1+buçuk
Canım oğlum artık bir buçuk yaşında!
Her geçen gün biraz daha büyüyor, her gün yeni birşey öğreniyor. Artık söylenen herşeyi anlıyor, işaretle de olsa derdini anlatıyor.
Söylediği kelimeler de hızla artıyor oğlumun. Son olarak ayak dedi oğlum 'yayah'!!!
Sırayla bütün organlarını soruyoruz, hepsini gösteriyor. Ama eğer herhangi bir yerini gösterip bu ne diye sorarsak ve sorduğumuz ayak(yayah!) haricinde bir organıysa cevap hep aynı! net bir 'bımbı'!!!
E oğlum bımbı araba, elektrik süpürgesi ve saç kurutma makinesi değilmiydi?
Ne olduğunu bilmediği herşeyin adı 'bımbı'!!!
Bu kimin diye sorduğumuz herşey babaya ait!!!
Ayrıca bütün kıyafetlerini de babası alıyor...
Oğlumla aramızda sık yaşanan bir diyalog...
A: bu kimin? (elindeki bardağı göstererek)
B: ba-ba
A: pekii bu kimin Bartu? (elinde bebek dergisi)
B: ba-ba
A: Bartu ayakkabılarını kim aldı sana birtanem?
B: babbaaa!
A: ama teyze aldı sana onları!
B: dedeeeee! baba.... de-ba !
En favori oyuncakları, evdeki tencereler, tavalar ve cezveler. Sırayla bütün tencereler oturma odasına taşınıyor her sabah, boyundan büyük olanlar bile! Sonra bir heyecan beni çağırıyor ve kaşıkların olduğu çekmeceyi gösterip mamma mamma diyor. bende eline tehlikesiz bir kaşık veriyorum ve oğlumun oyunu başlıyor. Birkaç parça oyuncağı tencereye koyup karıştırıyor, tadına bakıyor, baktırıyor. Eğer eline köfte yaptığımız çelik tepsi geçerse o minicik elleriyle köfte yoğuruyor-muş gibi yapıyor! Biberonundan birkaç damla su damlatıp devam ediyor köfte yapımına!!!
Aslında yemek yapması gibi bir çok evi işini taklit ediyor oğlum. Hatta taklitle yetinmeyip gerçeğini istiyor. Bımbı bımbı diye dedesinin peşinden koşuyor, ne istiyorsun diye soran dedesini hemen elektrikli süpürgenin yanına götürüyor. Sonra başlıyorlar dede torun temizliğe! Ev 1 saat kadar süpürülüyor...
Geçenlerde kimse bımbı isteğine yanıt vermeyince kocaman elektrik süpürgesini kucaklayıp taşımaya çalıştı. Tabii anneannesi torunu düşmeden, bir yerini sakatlamadan imdadına yetişti!
18 aylık olmasıyla tehlikeli hareketler başladı oğlumda. Oturma odasında orta sehpaya çıkıp kendi etrafında dönüyor, oturup kalkıyor, eğer yanına yaklaşırsak üzerimize atlıyor.
Yatak odasında komidinin üstüne çıkıp kendini yüzüstü yatağa atıyor. Yüzü yatağa hızla çarpınca benim yüreğim ağzıma geliyor, oğlum ise içten bir kahkaha atıyor.
Bir de istekleri yerine getirilmeyince ortaya çıkan ağlama krizleri başladı. Mesela bir kase yoğurdu kaşık kaşık mama sandalyesine boşaltmak istediğinde ve engellendiğinde, veya pişik kremini yemek istediğinde ve annesi elinden aldığında, çöpü karıştırmak istediğinde örneğin... En son, içi sıcak yemek dolu düdüklü tencereyi mama sandalyesinde önündeki tepsiye koymadım diye ağlama krizine girdi beyefendi! istekleri tehlikeli ve çok abuk olmadığı sürece çok üzmüyorum oğlumu. Yeni şeyler denesin, öğrensin, gelişsin.... Dağıtsın, kirletsin, kirlensin... Mutlu olsun, özgür olsun, ama sınırları bilsin!
Canım oğlum, birbuçuk yaşında oldun, kocaman oldun... Çooook uzun, sağlıklı ve huzurlu bir hayatın olsun... Hep mutlu ol...
Her geçen gün biraz daha büyüyor, her gün yeni birşey öğreniyor. Artık söylenen herşeyi anlıyor, işaretle de olsa derdini anlatıyor.
Söylediği kelimeler de hızla artıyor oğlumun. Son olarak ayak dedi oğlum 'yayah'!!!
Sırayla bütün organlarını soruyoruz, hepsini gösteriyor. Ama eğer herhangi bir yerini gösterip bu ne diye sorarsak ve sorduğumuz ayak(yayah!) haricinde bir organıysa cevap hep aynı! net bir 'bımbı'!!!
E oğlum bımbı araba, elektrik süpürgesi ve saç kurutma makinesi değilmiydi?
Ne olduğunu bilmediği herşeyin adı 'bımbı'!!!
Bu kimin diye sorduğumuz herşey babaya ait!!!
Ayrıca bütün kıyafetlerini de babası alıyor...
Oğlumla aramızda sık yaşanan bir diyalog...
A: bu kimin? (elindeki bardağı göstererek)
B: ba-ba
A: pekii bu kimin Bartu? (elinde bebek dergisi)
B: ba-ba
A: Bartu ayakkabılarını kim aldı sana birtanem?
B: babbaaa!
A: ama teyze aldı sana onları!
B: dedeeeee! baba.... de-ba !
En favori oyuncakları, evdeki tencereler, tavalar ve cezveler. Sırayla bütün tencereler oturma odasına taşınıyor her sabah, boyundan büyük olanlar bile! Sonra bir heyecan beni çağırıyor ve kaşıkların olduğu çekmeceyi gösterip mamma mamma diyor. bende eline tehlikesiz bir kaşık veriyorum ve oğlumun oyunu başlıyor. Birkaç parça oyuncağı tencereye koyup karıştırıyor, tadına bakıyor, baktırıyor. Eğer eline köfte yaptığımız çelik tepsi geçerse o minicik elleriyle köfte yoğuruyor-muş gibi yapıyor! Biberonundan birkaç damla su damlatıp devam ediyor köfte yapımına!!!
Aslında yemek yapması gibi bir çok evi işini taklit ediyor oğlum. Hatta taklitle yetinmeyip gerçeğini istiyor. Bımbı bımbı diye dedesinin peşinden koşuyor, ne istiyorsun diye soran dedesini hemen elektrikli süpürgenin yanına götürüyor. Sonra başlıyorlar dede torun temizliğe! Ev 1 saat kadar süpürülüyor...
Geçenlerde kimse bımbı isteğine yanıt vermeyince kocaman elektrik süpürgesini kucaklayıp taşımaya çalıştı. Tabii anneannesi torunu düşmeden, bir yerini sakatlamadan imdadına yetişti!
18 aylık olmasıyla tehlikeli hareketler başladı oğlumda. Oturma odasında orta sehpaya çıkıp kendi etrafında dönüyor, oturup kalkıyor, eğer yanına yaklaşırsak üzerimize atlıyor.
Yatak odasında komidinin üstüne çıkıp kendini yüzüstü yatağa atıyor. Yüzü yatağa hızla çarpınca benim yüreğim ağzıma geliyor, oğlum ise içten bir kahkaha atıyor.
Bir de istekleri yerine getirilmeyince ortaya çıkan ağlama krizleri başladı. Mesela bir kase yoğurdu kaşık kaşık mama sandalyesine boşaltmak istediğinde ve engellendiğinde, veya pişik kremini yemek istediğinde ve annesi elinden aldığında, çöpü karıştırmak istediğinde örneğin... En son, içi sıcak yemek dolu düdüklü tencereyi mama sandalyesinde önündeki tepsiye koymadım diye ağlama krizine girdi beyefendi! istekleri tehlikeli ve çok abuk olmadığı sürece çok üzmüyorum oğlumu. Yeni şeyler denesin, öğrensin, gelişsin.... Dağıtsın, kirletsin, kirlensin... Mutlu olsun, özgür olsun, ama sınırları bilsin!
Canım oğlum, birbuçuk yaşında oldun, kocaman oldun... Çooook uzun, sağlıklı ve huzurlu bir hayatın olsun... Hep mutlu ol...
27 Şubat 2010 Cumartesi
16 Şubat 2010 Salı
Baba Bımbı....
Birkaç kelimeyle ve 'ııııııh'larla her derdini anlatan oğlum bugünlerde konuşma çalışmalarına hız verdi. Bütün yiyecek ve içeceklere, ayrıca emziğe biberona mama diyen oğlum nihayet mamalar arasında bir ayrım yapıp ekmeğe 'mehmek' dedi. Tabii favori yiyeceğinin ekmek olduğunu düşünürsek ekmeğe bu ayrıcalığı yapması normal.
İşte oğlumun repertuarından kelimeler:
babba: baba
mama - mammı- mamam: mama, yemek, su, ekmek, meyve, emzik
hüpp mamam: çok sevdiği mama!
dedde: dede
deeğde: teyze
nenne: anneanne
nanne: anne
bımbı-bumbu-bımbi: araba, saç kurutma makinesi, elektrik süpürgesi, klima,bulaşık makinesi
biybıy: yeni oyuncak arabası
vaf vaf: hav hav yani köpek
ü: horoz
me me me: kuzu sesi
memmi: emzik
mehmek: ekmek
baba bımbı (kol havada, el salmaya hazır): baba işe gitti.
ayrıca oğlumun tek bir kereye mahsus söylediği ve birdaha kesinlikle söylemediği kelimeleri var.
işte tek seferlik kelimeler:
ağaba: araba
canca: çanta
köpehh: köpek
bebe: bebek
diddi: gitti
bıybıy: bay-bay
emdih: emzik
şimdilik bu kadar, bakalım fındık ilerleyen günlerde neler söyleyecek!!!
İşte oğlumun repertuarından kelimeler:
babba: baba
mama - mammı- mamam: mama, yemek, su, ekmek, meyve, emzik
hüpp mamam: çok sevdiği mama!
dedde: dede
deeğde: teyze
nenne: anneanne
nanne: anne
bımbı-bumbu-bımbi: araba, saç kurutma makinesi, elektrik süpürgesi, klima,bulaşık makinesi
biybıy: yeni oyuncak arabası
vaf vaf: hav hav yani köpek
ü: horoz
me me me: kuzu sesi
memmi: emzik
mehmek: ekmek
baba bımbı (kol havada, el salmaya hazır): baba işe gitti.
ayrıca oğlumun tek bir kereye mahsus söylediği ve birdaha kesinlikle söylemediği kelimeleri var.
işte tek seferlik kelimeler:
ağaba: araba
canca: çanta
köpehh: köpek
bebe: bebek
diddi: gitti
bıybıy: bay-bay
emdih: emzik
şimdilik bu kadar, bakalım fındık ilerleyen günlerde neler söyleyecek!!!
28 Ocak 2010 Perşembe
Yorgun ama Mutlu
Oğlum hiçbir zaman gece belli bir saatte yatıp sabaha kadar uyuyan bir bebek olmadı. Mutlaka en az 1-2 kere uyanır.
Uyutmak ta çok kolay değil. 17 aylık bebek, hala kucağımda sallıyorum, biraz bebek arabasında gezdiriyorum ancak öyle uyuyor. Yatağına yatıp, benim okuduğum masalla uyuyacağı günleri beklerken uyku düzeni tamamen altüst oldu.
Son bir-iki aydır saat 2.30- 3.30- 4.30- 5.30 ve 6.30'da uyanıyor. Her seferinde kucağıma alıp uyutup yatırıyorum. Bazen de yatır yatmaz ağlıyor, hemen kucağıma alıyorum uyuyor sonra hiç şaşmadan bir sonraki uyanma saatinde uyanıyor. O kadar dakik ki benim oğlum 5 dk. geçirmiyor uyanma vaktini. Gece boyunca 5-6 kere, hep te aynı saatlerde uyanıyor.
Küçük Bey sabah 7'de de tüm enerjisiyle güne başlarken ben pil bitmiş bir halde yataktan kalkmaya çalışıyorum. Birde 12 kiloluk bebeği kucakta gezdirerek uyutmaya çalışmanın belime yaptıkları var tabii yorgunluğumun üstüne eklenen.
Ama yinede öyle tatlı bir gülümsemesi varki, bütün yorgunluğumu alıp götürüyor diyecem ama diyemiyorum, hepsini almıyor maalesef. En azından göz altında morluklar, dalgın bakışlar ve geç algılama problemi olarak kalıyor. Ahhh bir başarsak uyku düzenini oturtmayı, ahhhhh!
Uyutmak ta çok kolay değil. 17 aylık bebek, hala kucağımda sallıyorum, biraz bebek arabasında gezdiriyorum ancak öyle uyuyor. Yatağına yatıp, benim okuduğum masalla uyuyacağı günleri beklerken uyku düzeni tamamen altüst oldu.
Son bir-iki aydır saat 2.30- 3.30- 4.30- 5.30 ve 6.30'da uyanıyor. Her seferinde kucağıma alıp uyutup yatırıyorum. Bazen de yatır yatmaz ağlıyor, hemen kucağıma alıyorum uyuyor sonra hiç şaşmadan bir sonraki uyanma saatinde uyanıyor. O kadar dakik ki benim oğlum 5 dk. geçirmiyor uyanma vaktini. Gece boyunca 5-6 kere, hep te aynı saatlerde uyanıyor.
Küçük Bey sabah 7'de de tüm enerjisiyle güne başlarken ben pil bitmiş bir halde yataktan kalkmaya çalışıyorum. Birde 12 kiloluk bebeği kucakta gezdirerek uyutmaya çalışmanın belime yaptıkları var tabii yorgunluğumun üstüne eklenen.
Ama yinede öyle tatlı bir gülümsemesi varki, bütün yorgunluğumu alıp götürüyor diyecem ama diyemiyorum, hepsini almıyor maalesef. En azından göz altında morluklar, dalgın bakışlar ve geç algılama problemi olarak kalıyor. Ahhh bir başarsak uyku düzenini oturtmayı, ahhhhh!
Not: Şikayet etmiyorum, tüm bu yorgunluğa rağmen dünyadaki en güzel şey. Belki bir gülümsemesi tüm yorgunluğumu almıyor ama beni dünyadaki en mutlu insan yapmaya yetiyor.
26 Ocak 2010 Salı
Nannee!!!
17 ay sonra oğlum bana anne demeye karar verdi!
Geçenlerde oğlumun sesiyle uyandım 'nanneeee nannnneee mama, nannee nanne mama' diye...
Tahminen çok kıymetli emziğini yere atmış, biraz söylenmiş ıııh'lamış, ıııhh'lamaların işe yaramadığını, annesini uykusundan uyandıramayacağını anlamış ve çareyi bana anne diye seslenmekte bulmuştur. Sonunda ben uyanınca eliyle emziğini işaret edip 'nanne mama, nanne mama' diye isteğini tekrarladı küçük bey. Ve emziğine kavuşunca içten sıcak bir gülümsemeyle annesine teşekkür etti oğluşum...
Not:
Nanne =anne
Mama =emzik (oğlum burada emzik anlamında kullanmış olsa da yemek, ekmek, su gibi gıdalara da mama, mamam veya mammı diyor)
Oğluma...: ben seni yerim! ne tatlı nanne diyorsun canım noğlum!
Geçenlerde oğlumun sesiyle uyandım 'nanneeee nannnneee mama, nannee nanne mama' diye...
Tahminen çok kıymetli emziğini yere atmış, biraz söylenmiş ıııh'lamış, ıııhh'lamaların işe yaramadığını, annesini uykusundan uyandıramayacağını anlamış ve çareyi bana anne diye seslenmekte bulmuştur. Sonunda ben uyanınca eliyle emziğini işaret edip 'nanne mama, nanne mama' diye isteğini tekrarladı küçük bey. Ve emziğine kavuşunca içten sıcak bir gülümsemeyle annesine teşekkür etti oğluşum...
Not:
Nanne =anne
Mama =emzik (oğlum burada emzik anlamında kullanmış olsa da yemek, ekmek, su gibi gıdalara da mama, mamam veya mammı diyor)
Oğluma...: ben seni yerim! ne tatlı nanne diyorsun canım noğlum!
Etiketler:
16. AY,
Dil Gelişimi,
Gelişim,
Oğlumun Maceraları
24 Ocak 2010 Pazar
Oğlumun Günlükleri...
Kendime vakit ayıramamaktan şikayet ederken neden oğluma 4 ayrı günlük tutuyorum ki?
önce bir kırtasiyeden aldığım günlüğe yazmaya başladım. Daha çok boş yerleri doldur gibi bir şeydi. doğuma gelen ziyaretçiler, ilk yeni yıl, ilk arkadaşlarım, ilk kelimelerim gibi şeyler.
Sonra bir tane daha aldım, benzer ama daha kapsamlı....
Sonra bilgisayarımda bir dosya açıp yazmaya başladım oğlumun maceralarını. İlerde çıktı alır, kitap haline getiririm diye düşünerek.
Ve şimdi de bu blog -ve aşşşk- üstelik hiç vaktim yokken, bir sürü iş beni beklerken!
Olsun ben 4 günlüğe de yazmaya devam ediyorum, hem oğluma ilerde güzel bir hatıra olur hem de ben yazdıkça mutlu oluyorum.
Galiba ben daha çok kendim için yazıyorum çünkü ben oğlumu anlatmaya doyamıyorum...
önce bir kırtasiyeden aldığım günlüğe yazmaya başladım. Daha çok boş yerleri doldur gibi bir şeydi. doğuma gelen ziyaretçiler, ilk yeni yıl, ilk arkadaşlarım, ilk kelimelerim gibi şeyler.
Sonra bir tane daha aldım, benzer ama daha kapsamlı....
Sonra bilgisayarımda bir dosya açıp yazmaya başladım oğlumun maceralarını. İlerde çıktı alır, kitap haline getiririm diye düşünerek.
Ve şimdi de bu blog -ve aşşşk- üstelik hiç vaktim yokken, bir sürü iş beni beklerken!
Olsun ben 4 günlüğe de yazmaya devam ediyorum, hem oğluma ilerde güzel bir hatıra olur hem de ben yazdıkça mutlu oluyorum.
Galiba ben daha çok kendim için yazıyorum çünkü ben oğlumu anlatmaya doyamıyorum...
21 Ocak 2010 Perşembe
Renkli renkli...
Ocak ayında oğlumun yaptıklarını kısa kısa not düşmüştüm bir yerlere, tarihleriyle beraber...
Şimdi buraya aktarayım en iyisi, hayatımızdaki bazı renkli anları bir günlükte toplamış olalım bariiii...
02.01.10 Ctsi.
Oğlum kaka yaptıktan sonra eliyle bezine vurarak haber verdi. galiba tuvalet dönemine adım adım yaklaşıyoruz.
05.01.10 Salı
Oğlum el arabasını gezdirip eee-eee-e yapıyor. Hatta içine oyuncağını koyuyor. Oyuncağını uyutmaya çalışıyor ama bu oyuncak bazen bir araba olabiliyor...
06.01.10
Oğlumu yine babasıyla aramıza yatırdım bu sabah. Hiç olmazsa yarım saat daha kestirebiliyorum böylece... Ama bu sabah farklı bir şey oldu. Oğlum çantamdaki bebe bisküvilerini buldu ve yemeye başladı. sessiz sessiz bisküvilerini yerken, ve ben biraz(!) uyurken babasıda uykusunda söyleniyordu ''offff yapmasana oğlum yeter, çocuğa birşey söylesene ooooooooff'''... sonunda dayanamadım ve ''AAAyyy noldu ki? çocuk uslu uslu oturuyor bisküvi yiyor'' diye patladım. Meğer benim cingöz oğlum bisküvileri yemiyor parçalayıp parçalayıp babasının kulağının içine atıyormuş!!! Minicik eller ne işler beceriyor:)) Oğlum bu sabah babasının kulağını bisküvi kırıntısıyla doldurdu.
21.01.2010
....
Baba-babaaağa: baba
Dedde- dede- dedieee: dede
Değde: teyze
Nennne: anneanne
Innne: anne (çok ender)
Mamma- mammı- mamam: yemek, su, ekmek, emzik
Imbımbı- bımbım- ımbı- imbı- umbu: araba
Bımgha bımgha bımgha bım: ?
Debba: ?
Bıyımbi: ? elektrik süpürgesi olabilir
Diyabba: ?
Deeh deeh de
Şimdi buraya aktarayım en iyisi, hayatımızdaki bazı renkli anları bir günlükte toplamış olalım bariiii...
02.01.10 Ctsi.
Oğlum kaka yaptıktan sonra eliyle bezine vurarak haber verdi. galiba tuvalet dönemine adım adım yaklaşıyoruz.
05.01.10 Salı
Oğlum el arabasını gezdirip eee-eee-e yapıyor. Hatta içine oyuncağını koyuyor. Oyuncağını uyutmaya çalışıyor ama bu oyuncak bazen bir araba olabiliyor...
06.01.10
Oğlumu yine babasıyla aramıza yatırdım bu sabah. Hiç olmazsa yarım saat daha kestirebiliyorum böylece... Ama bu sabah farklı bir şey oldu. Oğlum çantamdaki bebe bisküvilerini buldu ve yemeye başladı. sessiz sessiz bisküvilerini yerken, ve ben biraz(!) uyurken babasıda uykusunda söyleniyordu ''offff yapmasana oğlum yeter, çocuğa birşey söylesene ooooooooff'''... sonunda dayanamadım ve ''AAAyyy noldu ki? çocuk uslu uslu oturuyor bisküvi yiyor'' diye patladım. Meğer benim cingöz oğlum bisküvileri yemiyor parçalayıp parçalayıp babasının kulağının içine atıyormuş!!! Minicik eller ne işler beceriyor:)) Oğlum bu sabah babasının kulağını bisküvi kırıntısıyla doldurdu.
21.01.2010
Sabah sabah dünya tatlısı bir sesle uyandım-uyandırıldım yine. Nanne mama! Nanne mama! Nanae mamaaaaaaaa! Nanneeeeee mamaaaaaaa! oğlum acıkmış annesine haber veriyormuş meğer...
....
Baba-babaaağa: baba
Dedde- dede- dedieee: dede
Değde: teyze
Nennne: anneanne
Innne: anne (çok ender)
Mamma- mammı- mamam: yemek, su, ekmek, emzik
Imbımbı- bımbım- ımbı- imbı- umbu: araba
Bımgha bımgha bımgha bım: ?
Debba: ?
Bıyımbi: ? elektrik süpürgesi olabilir
Diyabba: ?
Deeh deeh de
Etiketler:
16. AY,
Dil Gelişimi,
Gelişim,
Oğlumun Maceraları
10 Ocak 2010 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























