Oğlum, biz maaşallah deyince o küçücük pamuk elleriyle tahtaya vuruyor, aynen bizim yaptığımız gibi...
Seni çok seviyorum küçük taklitçi!!!
7 Nisan 2010 Çarşamba
2 Nisan 2010 Cuma
Deh Deh!?!
inek : mö veya mo
kuzu: me
horoz: ü
köpek: vaf vaf
at: deh deh
Oğluma inek resmi gösterip bu nedir diye sorduğumuzda 'mö' diyor. yani her hayvana çıkardığı sese göre bir isim vermiş. Buraya kadar herşey normal ama ben karınca gördüğünde niye ''deh deh (at)'' diye peşinden koştuğunu anlamadım:)))
kuzu: me
horoz: ü
köpek: vaf vaf
at: deh deh
Oğluma inek resmi gösterip bu nedir diye sorduğumuzda 'mö' diyor. yani her hayvana çıkardığı sese göre bir isim vermiş. Buraya kadar herşey normal ama ben karınca gördüğünde niye ''deh deh (at)'' diye peşinden koştuğunu anlamadım:)))
Etiketler:
19. AY,
Dil Gelişimi,
Gelişim,
Oğlumun Maceraları
31 Mart 2010 Çarşamba
Yeni Kelimeler
Oğlumun 3 yeni kelimesi var artık!
Mo: mum
Mu: muz
Döhde: köfte
Canım benim, ne tatlı köfte diyor! Bir de yese:((
Tencere tava ne varsa dolaptan çıkarıyor. Biraz su, biraz oyuncak parçaları veya minnacık ellerle parçalanmış bir miktar kağıt havluyu tencereye koyuyor. Elinde kepçe, kaşık (mutfaktan ne albilirse artık) başlıyor mama yapmaya.
''Ne yapıyorsun oğlum?''
''Döhde...''
Mo: mum
Mu: muz
Döhde: köfte
Canım benim, ne tatlı köfte diyor! Bir de yese:((
Tencere tava ne varsa dolaptan çıkarıyor. Biraz su, biraz oyuncak parçaları veya minnacık ellerle parçalanmış bir miktar kağıt havluyu tencereye koyuyor. Elinde kepçe, kaşık (mutfaktan ne albilirse artık) başlıyor mama yapmaya.
''Ne yapıyorsun oğlum?''
''Döhde...''
Seni yerimmmm!!!
21 Mart 2010 Pazar
Seçim Hakkı!
Oğluma ayakkabı almaya gittik. Kafamdaki yeşil beyaz spor ayakkabılardı ama oğlum inatla kırmızı beyaz olanını istedi. Kaç kere sorduk, fikrini değiştirmedi yakışıklım. Ve istediği oldu tabii!!! kırmızı beyaz spor ayakkabılarla eve döndük, ve oğlum herkese gösterdi cicilerini...
Canım oğlum, zevk sahibi oğlum, ne istediğini bilen oğlum... daha bir buçuk yaşında kendi seçimini yapıyorsun:)
Annen seni çok seviyor...
Canım oğlum, zevk sahibi oğlum, ne istediğini bilen oğlum... daha bir buçuk yaşında kendi seçimini yapıyorsun:)
Annen seni çok seviyor...
14 Mart 2010 Pazar
İnci Gibi Dişler Ve Yeni Huylar...
Oğlumun ilk dişi 11 aylıkken çıktı. O günden bu güne diş sayısı 6 oldu... Diş fırçalamak için zorlarsam ters tepebileceğini düşündüğümden hiç ısrar etmedim.
Daha tek dişi bile çıkmadan önce önünde diş fırçalamaya, ve bunu eğlenceli birşey olarak göstermeye başlamıştım zaten. Oğlum da bu olaya iyice ısınmış ve beni lavaboya giderken görse, dişlerini gösterip heyecanla beni diş fırçama yönlendirmeye alışmıştı. Fakat bir türlü küçük prens diş fırçalamaya veya fırçalatmaya yanaşmıyordu.
Veeeeee nihayet bugün oğlum yine benim kendi dişlerimi fırçalamamı heyecanla izleyip sonunda 'gel seninde dişlerini fırçalayalım' diyen annesini geri çevirmedi!!! Dişlerini gösterip sabırla fırçalamamı bekledi. Sonra fırçayı elimden kaptı ve kendi dişlerini fırçalamaya devam etti.
Umarım oğlum diş fırçalama alışkanlığını erken yaşta kazanır ve mis kokulu oğlumun inci gibi dişleri olur...
Küçük Bey'in bu sıralar yeni bir huyu var. Sürekli babasından saklamam üzere birşeyler veriyor elime, hemde büyük bir telaşla! Bu sabah babası 'oğlum mamanı bana versene benim olsun' deyince oğlum kahvaltı tabağını 'nanne nanne ıııh' diye bana uzattı.
Geçenlerde doktora gittik, babası beklerken broşürlere bakınca oğlum kızdı! babasının elinden kapıp kapıp bana getirmeye başladı.
Canım oğlum, hergün yeni bir huyunu öğreniyoruz. Aslında daha yazacak çok şey var ama sonra.... Anne yorgun...
Daha tek dişi bile çıkmadan önce önünde diş fırçalamaya, ve bunu eğlenceli birşey olarak göstermeye başlamıştım zaten. Oğlum da bu olaya iyice ısınmış ve beni lavaboya giderken görse, dişlerini gösterip heyecanla beni diş fırçama yönlendirmeye alışmıştı. Fakat bir türlü küçük prens diş fırçalamaya veya fırçalatmaya yanaşmıyordu.
Veeeeee nihayet bugün oğlum yine benim kendi dişlerimi fırçalamamı heyecanla izleyip sonunda 'gel seninde dişlerini fırçalayalım' diyen annesini geri çevirmedi!!! Dişlerini gösterip sabırla fırçalamamı bekledi. Sonra fırçayı elimden kaptı ve kendi dişlerini fırçalamaya devam etti.
Umarım oğlum diş fırçalama alışkanlığını erken yaşta kazanır ve mis kokulu oğlumun inci gibi dişleri olur...
Küçük Bey'in bu sıralar yeni bir huyu var. Sürekli babasından saklamam üzere birşeyler veriyor elime, hemde büyük bir telaşla! Bu sabah babası 'oğlum mamanı bana versene benim olsun' deyince oğlum kahvaltı tabağını 'nanne nanne ıııh' diye bana uzattı.
Geçenlerde doktora gittik, babası beklerken broşürlere bakınca oğlum kızdı! babasının elinden kapıp kapıp bana getirmeye başladı.
Canım oğlum, hergün yeni bir huyunu öğreniyoruz. Aslında daha yazacak çok şey var ama sonra.... Anne yorgun...
12 Mart 2010 Cuma
18. Ay Kontrolü
Geçen hafta oğlumu 18. ay kontrolüne götürdük ama 1buçuk yaş heyecanıyla unutmuşum yazmayı...
Bartu 84 cm olmuş. Bu ay geçen ayki kilosunu korumuş ve halen 12kg. Doktorumuz oğlumun gelişimini çok iyi buldu.
Kan tahlili sonuçlarımız da iyi çıkınca nasıl besleniyorsa aynen devam kararı aldık. Oğluma içirmeyi hiç başaramadığım demir şurubu da tarihe karıştı böylece... Zaten bu zamana kadar toplasam 2 kaşık içmemiştir. Zaten bende nasılsa iyi besleniyor diye denemeyi bırakmıştım.
Aşısını da yaptırdık (DBT, Polio, Hib), çok ağlamış olsada kısa sürede unutup, giderken el sallamayı ihmal etmedi oğlum...
Ağustos'a kadar aşımız yok, mayıs ayında kontrolümüz var!
Bartu 84 cm olmuş. Bu ay geçen ayki kilosunu korumuş ve halen 12kg. Doktorumuz oğlumun gelişimini çok iyi buldu.
Kan tahlili sonuçlarımız da iyi çıkınca nasıl besleniyorsa aynen devam kararı aldık. Oğluma içirmeyi hiç başaramadığım demir şurubu da tarihe karıştı böylece... Zaten bu zamana kadar toplasam 2 kaşık içmemiştir. Zaten bende nasılsa iyi besleniyor diye denemeyi bırakmıştım.
Aşısını da yaptırdık (DBT, Polio, Hib), çok ağlamış olsada kısa sürede unutup, giderken el sallamayı ihmal etmedi oğlum...
Ağustos'a kadar aşımız yok, mayıs ayında kontrolümüz var!
6 Mart 2010 Cumartesi
Yaş: 1+buçuk
Canım oğlum artık bir buçuk yaşında!
Her geçen gün biraz daha büyüyor, her gün yeni birşey öğreniyor. Artık söylenen herşeyi anlıyor, işaretle de olsa derdini anlatıyor.
Söylediği kelimeler de hızla artıyor oğlumun. Son olarak ayak dedi oğlum 'yayah'!!!
Sırayla bütün organlarını soruyoruz, hepsini gösteriyor. Ama eğer herhangi bir yerini gösterip bu ne diye sorarsak ve sorduğumuz ayak(yayah!) haricinde bir organıysa cevap hep aynı! net bir 'bımbı'!!!
E oğlum bımbı araba, elektrik süpürgesi ve saç kurutma makinesi değilmiydi?
Ne olduğunu bilmediği herşeyin adı 'bımbı'!!!
Bu kimin diye sorduğumuz herşey babaya ait!!!
Ayrıca bütün kıyafetlerini de babası alıyor...
Oğlumla aramızda sık yaşanan bir diyalog...
A: bu kimin? (elindeki bardağı göstererek)
B: ba-ba
A: pekii bu kimin Bartu? (elinde bebek dergisi)
B: ba-ba
A: Bartu ayakkabılarını kim aldı sana birtanem?
B: babbaaa!
A: ama teyze aldı sana onları!
B: dedeeeee! baba.... de-ba !
En favori oyuncakları, evdeki tencereler, tavalar ve cezveler. Sırayla bütün tencereler oturma odasına taşınıyor her sabah, boyundan büyük olanlar bile! Sonra bir heyecan beni çağırıyor ve kaşıkların olduğu çekmeceyi gösterip mamma mamma diyor. bende eline tehlikesiz bir kaşık veriyorum ve oğlumun oyunu başlıyor. Birkaç parça oyuncağı tencereye koyup karıştırıyor, tadına bakıyor, baktırıyor. Eğer eline köfte yaptığımız çelik tepsi geçerse o minicik elleriyle köfte yoğuruyor-muş gibi yapıyor! Biberonundan birkaç damla su damlatıp devam ediyor köfte yapımına!!!
Aslında yemek yapması gibi bir çok evi işini taklit ediyor oğlum. Hatta taklitle yetinmeyip gerçeğini istiyor. Bımbı bımbı diye dedesinin peşinden koşuyor, ne istiyorsun diye soran dedesini hemen elektrikli süpürgenin yanına götürüyor. Sonra başlıyorlar dede torun temizliğe! Ev 1 saat kadar süpürülüyor...
Geçenlerde kimse bımbı isteğine yanıt vermeyince kocaman elektrik süpürgesini kucaklayıp taşımaya çalıştı. Tabii anneannesi torunu düşmeden, bir yerini sakatlamadan imdadına yetişti!
18 aylık olmasıyla tehlikeli hareketler başladı oğlumda. Oturma odasında orta sehpaya çıkıp kendi etrafında dönüyor, oturup kalkıyor, eğer yanına yaklaşırsak üzerimize atlıyor.
Yatak odasında komidinin üstüne çıkıp kendini yüzüstü yatağa atıyor. Yüzü yatağa hızla çarpınca benim yüreğim ağzıma geliyor, oğlum ise içten bir kahkaha atıyor.
Bir de istekleri yerine getirilmeyince ortaya çıkan ağlama krizleri başladı. Mesela bir kase yoğurdu kaşık kaşık mama sandalyesine boşaltmak istediğinde ve engellendiğinde, veya pişik kremini yemek istediğinde ve annesi elinden aldığında, çöpü karıştırmak istediğinde örneğin... En son, içi sıcak yemek dolu düdüklü tencereyi mama sandalyesinde önündeki tepsiye koymadım diye ağlama krizine girdi beyefendi! istekleri tehlikeli ve çok abuk olmadığı sürece çok üzmüyorum oğlumu. Yeni şeyler denesin, öğrensin, gelişsin.... Dağıtsın, kirletsin, kirlensin... Mutlu olsun, özgür olsun, ama sınırları bilsin!
Canım oğlum, birbuçuk yaşında oldun, kocaman oldun... Çooook uzun, sağlıklı ve huzurlu bir hayatın olsun... Hep mutlu ol...
Her geçen gün biraz daha büyüyor, her gün yeni birşey öğreniyor. Artık söylenen herşeyi anlıyor, işaretle de olsa derdini anlatıyor.
Söylediği kelimeler de hızla artıyor oğlumun. Son olarak ayak dedi oğlum 'yayah'!!!
Sırayla bütün organlarını soruyoruz, hepsini gösteriyor. Ama eğer herhangi bir yerini gösterip bu ne diye sorarsak ve sorduğumuz ayak(yayah!) haricinde bir organıysa cevap hep aynı! net bir 'bımbı'!!!
E oğlum bımbı araba, elektrik süpürgesi ve saç kurutma makinesi değilmiydi?
Ne olduğunu bilmediği herşeyin adı 'bımbı'!!!
Bu kimin diye sorduğumuz herşey babaya ait!!!
Ayrıca bütün kıyafetlerini de babası alıyor...
Oğlumla aramızda sık yaşanan bir diyalog...
A: bu kimin? (elindeki bardağı göstererek)
B: ba-ba
A: pekii bu kimin Bartu? (elinde bebek dergisi)
B: ba-ba
A: Bartu ayakkabılarını kim aldı sana birtanem?
B: babbaaa!
A: ama teyze aldı sana onları!
B: dedeeeee! baba.... de-ba !
En favori oyuncakları, evdeki tencereler, tavalar ve cezveler. Sırayla bütün tencereler oturma odasına taşınıyor her sabah, boyundan büyük olanlar bile! Sonra bir heyecan beni çağırıyor ve kaşıkların olduğu çekmeceyi gösterip mamma mamma diyor. bende eline tehlikesiz bir kaşık veriyorum ve oğlumun oyunu başlıyor. Birkaç parça oyuncağı tencereye koyup karıştırıyor, tadına bakıyor, baktırıyor. Eğer eline köfte yaptığımız çelik tepsi geçerse o minicik elleriyle köfte yoğuruyor-muş gibi yapıyor! Biberonundan birkaç damla su damlatıp devam ediyor köfte yapımına!!!
Aslında yemek yapması gibi bir çok evi işini taklit ediyor oğlum. Hatta taklitle yetinmeyip gerçeğini istiyor. Bımbı bımbı diye dedesinin peşinden koşuyor, ne istiyorsun diye soran dedesini hemen elektrikli süpürgenin yanına götürüyor. Sonra başlıyorlar dede torun temizliğe! Ev 1 saat kadar süpürülüyor...
Geçenlerde kimse bımbı isteğine yanıt vermeyince kocaman elektrik süpürgesini kucaklayıp taşımaya çalıştı. Tabii anneannesi torunu düşmeden, bir yerini sakatlamadan imdadına yetişti!
18 aylık olmasıyla tehlikeli hareketler başladı oğlumda. Oturma odasında orta sehpaya çıkıp kendi etrafında dönüyor, oturup kalkıyor, eğer yanına yaklaşırsak üzerimize atlıyor.
Yatak odasında komidinin üstüne çıkıp kendini yüzüstü yatağa atıyor. Yüzü yatağa hızla çarpınca benim yüreğim ağzıma geliyor, oğlum ise içten bir kahkaha atıyor.
Bir de istekleri yerine getirilmeyince ortaya çıkan ağlama krizleri başladı. Mesela bir kase yoğurdu kaşık kaşık mama sandalyesine boşaltmak istediğinde ve engellendiğinde, veya pişik kremini yemek istediğinde ve annesi elinden aldığında, çöpü karıştırmak istediğinde örneğin... En son, içi sıcak yemek dolu düdüklü tencereyi mama sandalyesinde önündeki tepsiye koymadım diye ağlama krizine girdi beyefendi! istekleri tehlikeli ve çok abuk olmadığı sürece çok üzmüyorum oğlumu. Yeni şeyler denesin, öğrensin, gelişsin.... Dağıtsın, kirletsin, kirlensin... Mutlu olsun, özgür olsun, ama sınırları bilsin!
Canım oğlum, birbuçuk yaşında oldun, kocaman oldun... Çooook uzun, sağlıklı ve huzurlu bir hayatın olsun... Hep mutlu ol...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

