Lilypie Fourth Birthday tickers

Lilypie Kids Birthday tickers

Lilypie Pregnancy tickers

Lilypie First Birthday tickers

10 Ağustos 2010 Salı

15 Dişli Canavar

Oğlumun alt köpek dişlerinden biri çıkmıştı geçenlerde, diğerini bekliyorduk. Bugün bir baktım üstteki iki köpek dişi birden çıkmış....

Toplamda 15 tane dişi oldu oğlumun...

5 Ağustos 2010 Perşembe

Vurma olayı ve aappp!!!

Ne yazık ki -asla olmaz, benim oğlum yapmaz- dediğim şey başıma geldi! Oğlum vurmaya başladı. Nerden öğrendiyse birine canı sıkıldı mı hemen hafif şiddette vuruyor. Ne yapacağımı bilmiyorum. Kızmadım, sonra inatlaşır daha fazla yapar dedim olmadı. Güzelce sakin sakin anlatayım dedim yine olmadı.
Daha da kötüsü vurma canım acıdı deyince hemen cevabı yapıştırıyor ''aap'' yani hap! İlaçla geçer yaniii!! bu da hiç hoşuma gitmedi. Bir-iki ay önce kadar idrar yolları iltihabı teşhisiyle doktor antibiyotik verdi. Ama oğluma içirmek resmen imkansızdı. Çişini yaparken çok acıdığı için ciyak ciyak ağlayan oğluma ''bak eğer ilacını içersen geçecek'' diyerek antibiyotiği içirmeyi başardık. Başardık başarmasına ama oğlum bunu unutmadı, önce vuruyor, sonra biz acıdı deyince Aaap! diyor. Acıdıysa hap(yani ilaç) iç!!! İlacı her ağrıyı sıkıntıyı geçiren mucizevi birşey gibi görmesin, içmeye özenmesin diye panikleyen biz ''olmaz oğlum, hap sadece doktor verdiğinde içilir'' dedik. Aramızda geçen diyalog şöyle:
Bartu anneanneye vuruyor.
Anneanne: Bartu bak çok acıdı anneanneciğim, vurma!
Bartu: Aaaap.
A: Olmaz Bartu, hapı doktor verirse içiyoruz sadece...
Bartu tekrar vuruyor ve
B: Aaap, dohdoo, aap dohdo (eliyle doktora git der gibi bir hereket yapıyor)
Bir konuşsa her sözümüze bir laf söyleyecek, şimdilik tek tük kelimelerle idare ediyor....

Sonuç: her vurduğunda hayır demeye devam ediyoruz inatla, hiç gülmüyoruz ama bağırıp aşırı tepki de göstermiyoruz. Bakalım işe yarayacak mı???

4 Ağustos 2010 Çarşamba

23 Aylık...

Oğlum 23 aylık oldu...
2 yaşa çok az kaldı...
Büyüyor, kendi istekleri ve tercihleri olan kocaman bir çocuk oluyor

Seni çok seviyorum, seviyoruz...

31 Temmuz 2010 Cumartesi

En sevdiğimiz obje!

Oğlum elinde lego seti yanıma geliyor, nanne deyip legolarını bana uzatıyor....

Bartu: Nanneee ıııııh...
Anne: Ne yapalım oğlum, legoyla ne yapmamızı istersin?
B: Mu.
A: Mum mu yapalım?
B: Bi mu (bir mum)

....

Defter ve boya kalemleri ile yanıma geliyor...

B: Nanne... ııııh....
A: Resim yapalım mı Bartu, hadi gel...
B: Mu, bi mu!
A: Mum mu çizelim?
B: Hah! bi mu!!!
.....

A: Bartu dedeye gidelim mi?
B: hah! dede! dede mu üfff!
A: Dedeyle ne oynayacaksınız?
B: Mu, üfff mu?!?!?!


Not:oğlum bu ara muma fena halde takmış durumda!

29 Temmuz 2010 Perşembe

Ay-Yıldız...

Oğlum önce yıldızı öğrendi. Tvde gördü sonra gittiğimiz bir düğünde önce dekoratif deniz yıldızlarını, sonra gökyüzünü gösterip düğdız (yıldız) dedi heyecanla...
Sonra başka bir gün gökyüzünde Ay'ı gösterip düğdız deyince dedesi düzeltti ''o yıldız değil ay'' diye... Oğlum tekrarladı ''Ag''...

Bu aralar oğlum sürekli bezindeki yıldızları, ayı gösteriyor isimlerini tekrar ederek. Plajda gördüğümüz bir gencin şortundaki yıldız deseni, masal kitabındaki ay çizimi oğlumu bayağı heyecanlandırıyor...
Geçen sabah kahvaltıda oğlumun tabağındaki bir dilim domatesin çekirdek bölümü çıkınca oğlum kalan domatesi ay'a benzetmiş olacakki sevinçle bağırdı ''ag ag ag'' diye... elinde domates, çok mutlu!!! Sonra bir parça ekmek aldı tabağından, düğdız dedi!!! Domates dilimini aya, ekmek parçasını yıldıza benzetti benim oğlum.

Babanın yorumu: İşte benim oğlum, ay ve yıldızı seviyor, tam bir Türk!!!
Annenin yorumu: İşte benim oğlum, gökyündeki yıldızlar, ay, bir de mum sevdası var tam bir romantik...

22 Temmuz 2010 Perşembe

Büyüdükçe...

Oğlum büyüyor...
Nerdeyse 1 aydır çiş ve kaka yaptığında hatta yapacağında haber veriyor. Oturağa oturup çişini yapıyor. Bir-iki kere de kakasını yaptı... Önceleri yakalayıp bezini değiştiremezken, şimdi kaka yapar yapmaz anında yanıma gelip, elimden tutup beni bezlerinin yanına götürüyor...

Okunmasını istediği masal kitabını seçip getiriyor, yapmak istediği aktiviteyi kendi seçiyor. örneğin ''meee meee'' derse kuzu taklidi yapıp, emeklemek istiyor demek, genelde anneanneyle yapmayı tercih ediyor. Eline defterini alıp ''muu mu'' derse, mum çizmemizi istiyor, ''hag hag'' derse kalp çizmemizi istiyor!!!

Sabah yanıma yatıp babasını yataktan atmaya çalışıyor, sanki gücü yetermiş gibi:) yataktan atamayınca üzerinden çarşafı almaya çalışıyor. Babası bana sarılırsa sinir krizleri geçiriyor. Baba lavaboya gider gitmez babasının yerine yatıyor büyük bir telaş ve yüzünde zafer gülümsemesiyle...

Annesinin telefonunu, fotoğraf makinesini, anahtarlarını sadece annesi kullanabilir, eğer baba veya anneanne kullanmaya kalkarsa oğlum basıyor çığlığı... Herkes kendi malını kullansın!!!
Bir restoranda garson boş tabakları alınca, kuaförde bizim oturduğumuz yere biz kalktığımızda bir başkası gelip oturduğunda, herhangi bir eşyayı birine ödünç verdiğimizde... oğlum çıldırıyor!!!
Hatta herkes yerini bilecek, anne hep aynı yere oturacak, dedenin koltuğuna kimse oturmayacak. Bir gün önce benim kahve içtiğim fincanı bile unutmayıp hatırlatıyor...
Anneannenin çakmağını alıp arkasına saklıyor. Niye bu çocuk dik dik, hareketsiz durup öyle bakıyor diyoruz, meğer çakmağı saklamış. Babasından telefonu saklıyor, emziğini saklıyor. Neyseki benimle herşeyini paylaşıyor, benim eşyalarımı benden saklamıyor!!!

Oğlum büyüyor... Büyüdükçe değişiyor.
Her gün yeni bir şeyler öğreniyor, yeni alışkanlıklar kazanıyor.
Hep aynı güler yüzlü, sevgi dolu çocuk ama daha kişilikli, daha inatçı.
Zaman o kadar hızlı geçiyor ki, daha dün ilk adımlarını alkışlarken, bugün koşuyor, basamakları hızlı hızlı çıkıyor.
Doyamıyorum izlemeye, yaptıklarını anlatmaya...
Büyüdükçe yaptıklarını unutmaktan korkuyorum, ve her anın tadını çıkaramamaktan...

Not 1:
Oğlumun bir de köpek dişi var artık...

Not 2:
Yeni kelimelerimiz var...
hag: kalp
pi: pil
dokdo: doktor
aa: ay

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Dada ile Hağu'nun düğünü...

Oğlumun dünyalar güzeli dadası (teyzesi), benim canım, sırdaşım, en iyi arkadaşım, kardeşim ile oğlumun çok sevdiği eniştesi Hağu (Harun) evlendiler....

Smokiniyle çok yakışıklı olan fındığım dadasıyla dans edemese de düğünden önce teyzesine şans öpücüğü verdi ve düğünün sonunda uyanıp teyzesiyle eniştesinin dansını izleyebildi.... Zaten sonraki günlerde de bol bol taklitlerini yaptı:)

Düğünden sonra o geceyi otelde geçirdik. ''O yorgunluğun üzerine araba yolculuğu hiç çekilmez, hemen odamıza çıkar güzel güzel uyuruz'' !!! hayallerim suya düştü tabii. Çünkü düğünün başından sonuna kadar uyuyan oğlum uyandı ve sabah 4'e kadar uyumak bilmedi!!! Bir de üstüne makyajın alerji yaptığı gözlerimin ağrısı vardı...

Yine de herşey çok güzeldi....
Zaten her zaman her haliyle güzel olmuştur ama gelinlikle mükemmeldi, prenses gibiydi...
Çok mutlu ol canımın içi...
Hakettiğin gibi...