Lilypie Fourth Birthday tickers

Lilypie Kids Birthday tickers

Lilypie Pregnancy tickers

Lilypie First Birthday tickers

21 Ağustos 2011 Pazar

Boyadık!!!

''Koltuklar döşemedeyken salonu boyasak mı?'' dedim
''Hayır hiç vaktim yok,  başka zaman  yaparız'' dedi
''Ama koltuklar geldikten sonra zor olur, en iyisi şimdi yapalım'' dedim
''Hayır uğraşamam'' dedi
''Ben boyarım o zaman'' dedim
''Hııı?'' dedi
''Evet ben boyarım sen sadece kartonpiyerleri boya'' dedim
Güldü, ''tamam''  dedi
Hemen su bazlı bir boya seçildi ve gerekli malzemeler alındı. Yere parkeyi korumak için naylon örtü, gerekli yerlere kağıt bantla maskeleme ve işe koyuldum. Herşey yolunda gidecekti, herşeyi hazırlamıştım. Düşünmediğim tek bir detay vardı. Oğlum!
Ben boyuycam, ben yapıcam, hayır pencereyi boyuycaaaaam, memevene çıkabilirim, çıkıcaaaaaaaam, hayıııır o benim fırçaaaaam diyen 3 yaşında bir velet.
Ama yaptım, yemek bölümü dahil tüm salonu, ve hızımı alamayıp yatak odasını tek başıma (oğlumun yardımı oldu tabii) boyadım. Anlaştığımız gibi kocacım da kartonpiyerleri ve kartonpiyer duvar sınırındaki detayları boyadı. Yorulduk ama mutluyuz.
Sonuç:
İki tane boya olmuş şort, olmaması gereken yerlerde minik fırça darbeleri, bir kısmı artık gri pencere pervazı, sağ elindeki parmaklar tutulmuş bir anne, merdivenden düşerek ayak bileğini sakatlamış bir baba, ve tam hayalimdeki renklerde bir salon:)
Benim parmaklarımdaki problem yorgunluktan biraz elimi zorladım galiba...
Babanın merdivenden düşmesine  ise şanssızlık diyelim. Daha doğrusu ucuz merdiven. Eğer 30 tllik merdiven alırsan ve üzerine yaklaşık 100 kg ağırlık binerse merdivenin ayakları yamulabilirmiş öğrenmiş olduk.
İşte ev boyama maceramızdan birkaç fotoğraf:





Renk pek pelli değil, bitmiş halinin fotoğrafını çekmedim henüz. Güzel oldu, koltuklarla daha güzel olacak :)

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Tembel Anneden notlar

Çoooook tembelim bugünlerde...
Bütün kurallarımı esnetiyorum, boşveriyorum ve bu duruma ben bile şaşırıyorum. Televizyon izleme konusunda max. 2 saat kuralım resmen bitti. Bir iki kere esnek davrandım ve ipin ucu kaçtı. Eskiden olsa hemen kontrol altına alırdım ama enerjim yok bu aralar.
Oğlum son bir aydır bizimle uyuyor. Asla yapmam dediğim şeyi yapıyorum. Oğlumun odası çok sıcak, eğer yatağına yatırsam bir saatte ter içinde uyanacak ve bizim yanımıza gelmek isteyecek ne de olsa! diyorum ve hiç uğraşmadan yanıma yatırıyorum. Sarmaş dolaş uyuyoruz.
Bu tembelliğim ve esnekliğim uyku ve yemek konusunda da kendini gösteriyor. ''Yemiyor musun oğlum? tamam sen bilirsin'',  ''Hadi uyuyalım, tamam madem istemiyorsun biraz sonra''.....
Evdeki işler de birikti, ütü yapmam lazım of!
Of  of of, kendime gelmem lazım!!!
Yazacak çok şey var,günlerdir elim gidiyor, sonra yazamıyorum hep erteliyorum...
Unutmamak için birşeyler yazayım bari.

Oğlum yine çok tatlı. Zengin bir kelime haznesi var artık. Duyduğu her kelimeyi cümle içinde ve (genelde) doğru şekilde kullanıyor. Bir soru sorulduğunda kesinlikle evet hayır gibi kısa cevap vermiyor. örneğin:

A: Dışarı çıkmadan önce tuvalete gitmek veya su içmek istermisin canım? İstersen suyumuzu yanımıza alırız.
B: Hayıy, dışağı çıkmadan önce tubalete gitmek ve de su içmek istemem. Suyumusu yanımısa almamız gerekicek.
Not : Bugünlerde en çok kullandığı kelime '' gerekicek''

-bu lambayı onağmam gerekicek
-bunu elvisten saklamam gerekicek
-olamas başaramadım, tekrar yapmam gerekicek...
-bis anneaneyle oyun oynuyoruz, senin oynaman gerekmez
diyor...

Ve yine bugünlerde...

-vay canına, gözlerime inanamıyoyum
-kendi gösümle göğmesem inanmazdım
-kim güsel güsel oturursa ona bunu vericem
-kim benimle oyun oynamak ister
-böyle güsel oldu diil mi?
-elvise bir daha yapma desem yapmaz, beni dinler diil mi?
diyor...

Eline şerit metre alıp boyunu ölçüyo ''anne 3 oldum'' diyor...

Aramızda geçen birkaç diyalog da şöyle:

Teyze: Bartu kardeş istermisin?
B: Benim okulda bisürü kaydeşlerim var, kaydeşlerin adı ağkadaş.

-Anne ben senin kaynından çıktım mı? senin kaynındamıydım?-
-ben senin kaynına girmek istemem
-ben büğüb ekmek isteğim, küçük ekmek yeğsem bebek olurum annemin kaynına girerim

Bahçede oturup sohbet ederken kalkıp içeri giren dedesinin ardından...
-olamas, bir insan eksik!

Evimize ziyarete gelen 7 yaşındaki kuzeninin oyun daveti karşısında...
S: Bartu oynayalım mı? hadi oynayalım
B: Ben aş önce oynamıştım, sen evine gittiğinde oynarım.

-anne ben uyandım, aşada sabah olmuş mu? Yıldızlar kaybolmuşmu diye pencereden bi bakıcam.
-Olamas koşaman bir kaymon! Dışayda koşaman bir kaymon var. Aşada (acaba) o kaymon dışayda naapıyor? Buldum! Kaymon dışayda evi mis yapıyor.

B: Anne bardağmı yıkarmısın?
Yıkayıp kurulayıp veriyorum
B: Anne sen muhteşemsin! Seni çog seviyorum!
Not: Ben de seni canım oğlum. Çoooooooooooooook!

B: Anne bana makarna pişiğsene
A: tamam canım hemen yaparım
B: Sen beni hiç kırmazsın mı?
A: Kıramam canım, hiç kıramam seni
B: Annannem birgün beni yere düşürmüştü ve kırmıştı




Bu tembelliğime göre iyi yazdım:)

2 Ağustos 2011 Salı

Parti ve tuvalet hakkında :)

Cuma günü okulun son günüydü. 15 günlük bir tatiili var oğlumun. Henüz tatil olayını pek anlayamamış olacak ki her sabah ''aşada okul uyanmış mı?'' diye soruyor. (aşada : acaba)
Perşembe günü oğlumu almaya gittiğimde öğretmeni ''yarın okulda parti var eğer yapabilirseniz birşeyler hazırlayabilirsiniz ama mecburiyet yok'' dedi. Zaten oğlumla beraber yapmaktan en keyif aldığımız şey kek kurabiye pişirmek, soluğu markette aldık. Oğlum çok heyecanlandı. ''Pasta yapıp aykadaşlarıma götüyelim anne'' diye diye evdeki eksikleri tamamlayıp eve gittik, işe koyulduk. Mutfak battı ama kekimizde kurabiyelerimizde çok güzel oldu:) Oğlum kurabiyelerden birkaç tane yedikten sonra düşündü taşındı,  bir an bakışları daldı ve '' Anne aykadaşlarım pasta istemezlermiş'' dedi. (hehe kurabiyenin tadına bakınca paylaşmaktan vazgeçti cingöz!)

Ben mutfakta kek piştimi diye kontrol ederken oğlum ''anneeeeeeee kaka yabdııııııııım) diye çağırdı.
Bir an düşündüm  -oğlumun oturağı üst katta- eee nereye yaptı bu çocuk? Altına yapmıyor, bezi çıkardık çıkaralı hiç kazamız olmadı (çiş kazası oldu ama kaka kazası olmadı) korku ve merakla banyoya gittim. Veeeeeeee işte o an oğlumu bizim tuvaletimizde, kendi deyimiyle büğüb duvalette otururken gördüm. evet oğlum yardımsız bir şekilde tuvalete oturdu, lavabonun kenarını tuttu ve kakasını yaptı.  Benim büyük sevincim ve heyecanım karşısında ''anne eğey lavaboyu tutmazsam düşerim'' dedi. Ve tam 4 gündür oturağı kullanmıyor. Tuvaleti geldimi gidip işini görüyor, ''anneeee popomu siiiiil'' diye çağırıyor sonra:). Bir de çiş yaparken ayakta parmak ucunda duruyor, pipisini tutuyor ve büyük tuvalete yapıyor çişini, küçük adam...
Oturak dönemi de bitti artık...

Not: Öğretmeninden öğrendiğim kadarıyla partileri çok güzel geçmiş, kekimiz çok beğenilmiş. Ama oğlum eve geldikten sonra durup durup ''Anne pastalayı okulda unuttuk'' dedi...

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Oğlumdan inciler...

Pazar sabahı uyandık giyindik anneanneyle dedeye gittik. Ama oğlumun yıkanmış çamaşırları henüz kurumadığından ve temiz tek bir külodu bile kalmadığından çıplak popoya şort giydirdik, nasılsa anneannede yedek külot var dedik.
Anneanesi çişini yaptırırken külotsuz olduğunu farketti, ve aralarında şöyle bir konuşma geçti...
Anneanne: Aaaa! Bartu senin külodun nerde?
Bartu: Ben külot giymedim, bugün pazar! pazar günleri külot giyilmes!

Çekmeceden büyük bir tahta kaşık alır ve yanıma gelir...
B: anne ben kayıncaları öldürücem.
A: yazık anneciğim öldürme, karıncaları ve başka hayvanlara zarar verilmez çok günah.
B: Sadece üserine vurucam.
A: eğer vurursan canı acır, vurma
B: Ben niye üzeyine vurucam? ben niye kayıncayı öldürücem? Su içsin diye!


Anne ben büyüyünce arı olucam, buralarımdan kanatlarım çıkacak!
kısa bir süre sonra....
Anne arı beni ısıymaz çünkü arılar insanları öper.

-Baba pencereyi kilidle yoksa kargalar gelir pencereyi açar ve bizi gagalaar
-Anneanne hadi yatalım. Hadi şimdide üzerimizde baykusları kovalım
(Galiba kuş milletinden biraz korkuyor)Oğlum kreşteyken babasıyla oyuncakçıya gittik, Bartu'muza bir sürpriz yapalım dedik. Ve tam 1 saatte ancak seçebildiğimiz oyuncağı okuldan sonra oğluma verdik..
-Bana oyuncak aldınmı?
(gözü poşete takılır ve nerden aldığımızı anlar)
-Bana oyuncağı büyük oycakcıdan aldın mı?
-Mutlu olayım diye aldın mı?
-Ben sevindim diye çok mudlu oldum

Başka birgün oyuncak gemi aldım oğluma, küçük ve ucuz birşey...
-Bana koysan gemisi aldın mı)?
-Bana en sevdiğim gemiyi aldın!
-Ben demisde onun üzerine binicem!
koysan: korsan
demis:deniz

Teyzesi ve Elvis (teyzenin köpeği) ile oyun oynarken, eniştesi geldi. Oğlum Elvis'e seslendi hemen:
-Elviiiiiiis, baban geldi!

Arabayla biryere giderken mutlaka yol boyunca gördüğü sokak lambalarını sayar
-Anne lambalayı sayalım
-Biğ, iki,ütç, dök, bes, aytı, yidi, sekiz, dokus, ooooon, onbiy oniki, onaytı, yiymiaytı, yine aytı, onbes, onaytı, onyidi, onaytı, yiymiiiiii!
 veya...

-Biğ, biğ, biğ, biğ, biğ, biğ, biğ, (yol boyunca gördüğü her lambada bir demeye devam eder)

Babasına yardım etmeyi çok sever benim oğlum. özellikle dükkanın önüne park yapılmaz levhalarını taşımaya yardım etmeyi sever. Bir ucundan tutar (daha doğrusu dokunur) ve çok ciddi bir yüz ifadesiyle yardım eder. Dün yine beraber taşırlarken, heyecanlı bir şekilde sordu babasına...
-Baba ben yaydım etmessem yapamazsın mı?

Süpürgeyi aldı ve fırçasını üzerime sürdü.
A: Bartu yapma anneciğim, süüpürge pis.
B: Hayığ, temis.
A: pis
B: temis
A: pis
B: temis
A: pis!
B: öpsem temis olurmu? (annesinin yanağını göstererek)
A: öp
B: muck (annesinin yanağına kocaman bir öpücük)
A: ooooh, temis!



29 Haziran 2011 Çarşamba

Mami nedir?

Kreşte İngilizce eğitim verilmesi çok önemli bir konu değil benim için, kreş seçerken de böyle bir kriterim olmamıştı zaten. Oğlumun kreşinde bir İngilizce öğretmeni olduğunu ve daha büyük çocuklara haftada 1-2 İngilizce dersi verildiğini biliyordum ama oğlumun sınıfına da İngilizce dersi verileceği haberini aldığımda şaşırdım, ve oğlumun tepkisi ne olacak diye merak etmeye başladım. Ve sonunda geçen hafta İng. dersi başladı. Veeee bizim için de eğlence başladı:))

Okuldan sonra oğlum elleriyle elma toplar gibi bir hareket yapıp topladığı hayali şeyi bana veriyordu. Ben de elma zannedip yermiş gibi yapınca çok kızdı!
B: Yemeee! o bir mami! elma diil! mamiler yenmez, mami yenmez
A: Tamam anneciğim yemiyorum, ben elma zannetmiştim.
B: O elma diil , o bir mami.
A: Mami nedir?
B: Mami'den anne yapılır
A: ?!?

Öğretmişler anne=mommy, ama oğlumun biraz aklı karışmış galiba...

Ve sonra oğlum nedense bana ''amme'' demeye başladı. Çok temiz bir şekilde anne diyen çocuk artık bana ''amme'' diye sesleniyor.

Deniz sezonunu açtık, oğlumun kendi deyimiyle yenni  moya'sıyla (mayo)  fotoğrafları.....



18 Haziran 2011 Cumartesi

Diyaloglar, korkular ve yeni saç stili

Aslında hergün birşeyler söyleyip bizi güldürüyor minik erkekim, ama unutuyorum maalesef. İşte aklımda kalanlardan bazıları...

Uykulu bir halde evde dolanıp, uykusuzluktan şikayet ederken ben, oğlumla kocam arasında geçen diyalog...
Baba: Bartu senin annen bir uyurgezer...
Bartu: Hayır, hayır, hayır! Benim annem uyurgezmez!

Saman yığını yüklü bir kamyon yanımızdan geçince oğlum çok heyecanlandı...
B: Anne bak yastık kamyonu!!!

Bir arkadaşımızın düğün töreninden sonra...
B: Anne ben bu düğüne bayıldım yine gidelim mi?

Sergi için oğlumun okuluna gittik hepberaber. Anneanne, dede ve teyze de bizimle geldi. Hep beraber oğlumun okuluyla ilgilenmemiz beyefendiyi çok heyecanlandırdı...
B: Bak anneanne benim ogulumda ağaç da var. benim ogulumda yemek de vaaaaar, sınıflayda vaaaaar, cocuglayda vaaaaaaar.... (bunu çok büyük bir heyecanla ve sevinçle anlatıyor)


Oğlumun korkuları başladı...

Dün gece pencereden dışarı baktı ve koşarak yanıma geldi.
B: Anne ben koğkdum, dışayda bayguş var, vuvuvu yaptı beni koğkuddu.

Bugün de çizgi film izlerken ayakları popoşuna vurarak yanıma geldi ve beraber izlemek istediğini söyledi. Çizgi filmde balıkları yemeye çalışan mor komik görünüşlü bir yaratık vardı, oğluma korkunç geldi herhalde...


Ve oğlumun yeni saç stiliyle bir fotoğrafı.... Duvardaki turuncu şey oyun hamuru.
Hızlı hızlı yazdım, biraz dağınık oldu :)

8 Haziran 2011 Çarşamba

Kovboy...

Hergün, okula giderken  yanından geçtiğimiz bir anıt var. Şaha kalkmış bir at üzerinde Atatürk...
Oğlum her gördüğünde ''anne bak bir at, kocaman bir at'' der. Bugün yine aynı anıtın yanından geçtik...
-Anne baak  bir at, çog büyük bir at! Üzerinde de kovboy var.

Kovboyu nerden öğrendiyse artık :)




Fotoğraflar alakasız oldu ama koymak istedim. Dondurma yerken kendinden geçiyor, dünyayla bağlantısını koparıyor resmen. 

Yarın oğlumun okulunda sergi var. Yaptıkları sanat eserlerini (!) sergileyecekler. Geçenlerde verdikleri sayın veli diye başlayan davetiyeyi çerçeveletesim var. Belki birkaç boyama - karalama sergilenecek ama tuhaf bir şekilde heyecanlıyım ve günlerdir bekliyorum, gün sayıyorum sergi için:)