Lilypie Fourth Birthday tickers

Lilypie Kids Birthday tickers

Lilypie Pregnancy tickers

Lilypie First Birthday tickers

29 Haziran 2011 Çarşamba

Mami nedir?

Kreşte İngilizce eğitim verilmesi çok önemli bir konu değil benim için, kreş seçerken de böyle bir kriterim olmamıştı zaten. Oğlumun kreşinde bir İngilizce öğretmeni olduğunu ve daha büyük çocuklara haftada 1-2 İngilizce dersi verildiğini biliyordum ama oğlumun sınıfına da İngilizce dersi verileceği haberini aldığımda şaşırdım, ve oğlumun tepkisi ne olacak diye merak etmeye başladım. Ve sonunda geçen hafta İng. dersi başladı. Veeee bizim için de eğlence başladı:))

Okuldan sonra oğlum elleriyle elma toplar gibi bir hareket yapıp topladığı hayali şeyi bana veriyordu. Ben de elma zannedip yermiş gibi yapınca çok kızdı!
B: Yemeee! o bir mami! elma diil! mamiler yenmez, mami yenmez
A: Tamam anneciğim yemiyorum, ben elma zannetmiştim.
B: O elma diil , o bir mami.
A: Mami nedir?
B: Mami'den anne yapılır
A: ?!?

Öğretmişler anne=mommy, ama oğlumun biraz aklı karışmış galiba...

Ve sonra oğlum nedense bana ''amme'' demeye başladı. Çok temiz bir şekilde anne diyen çocuk artık bana ''amme'' diye sesleniyor.

Deniz sezonunu açtık, oğlumun kendi deyimiyle yenni  moya'sıyla (mayo)  fotoğrafları.....



18 Haziran 2011 Cumartesi

Diyaloglar, korkular ve yeni saç stili

Aslında hergün birşeyler söyleyip bizi güldürüyor minik erkekim, ama unutuyorum maalesef. İşte aklımda kalanlardan bazıları...

Uykulu bir halde evde dolanıp, uykusuzluktan şikayet ederken ben, oğlumla kocam arasında geçen diyalog...
Baba: Bartu senin annen bir uyurgezer...
Bartu: Hayır, hayır, hayır! Benim annem uyurgezmez!

Saman yığını yüklü bir kamyon yanımızdan geçince oğlum çok heyecanlandı...
B: Anne bak yastık kamyonu!!!

Bir arkadaşımızın düğün töreninden sonra...
B: Anne ben bu düğüne bayıldım yine gidelim mi?

Sergi için oğlumun okuluna gittik hepberaber. Anneanne, dede ve teyze de bizimle geldi. Hep beraber oğlumun okuluyla ilgilenmemiz beyefendiyi çok heyecanlandırdı...
B: Bak anneanne benim ogulumda ağaç da var. benim ogulumda yemek de vaaaaar, sınıflayda vaaaaar, cocuglayda vaaaaaaar.... (bunu çok büyük bir heyecanla ve sevinçle anlatıyor)


Oğlumun korkuları başladı...

Dün gece pencereden dışarı baktı ve koşarak yanıma geldi.
B: Anne ben koğkdum, dışayda bayguş var, vuvuvu yaptı beni koğkuddu.

Bugün de çizgi film izlerken ayakları popoşuna vurarak yanıma geldi ve beraber izlemek istediğini söyledi. Çizgi filmde balıkları yemeye çalışan mor komik görünüşlü bir yaratık vardı, oğluma korkunç geldi herhalde...


Ve oğlumun yeni saç stiliyle bir fotoğrafı.... Duvardaki turuncu şey oyun hamuru.
Hızlı hızlı yazdım, biraz dağınık oldu :)

8 Haziran 2011 Çarşamba

Kovboy...

Hergün, okula giderken  yanından geçtiğimiz bir anıt var. Şaha kalkmış bir at üzerinde Atatürk...
Oğlum her gördüğünde ''anne bak bir at, kocaman bir at'' der. Bugün yine aynı anıtın yanından geçtik...
-Anne baak  bir at, çog büyük bir at! Üzerinde de kovboy var.

Kovboyu nerden öğrendiyse artık :)




Fotoğraflar alakasız oldu ama koymak istedim. Dondurma yerken kendinden geçiyor, dünyayla bağlantısını koparıyor resmen. 

Yarın oğlumun okulunda sergi var. Yaptıkları sanat eserlerini (!) sergileyecekler. Geçenlerde verdikleri sayın veli diye başlayan davetiyeyi çerçeveletesim var. Belki birkaç boyama - karalama sergilenecek ama tuhaf bir şekilde heyecanlıyım ve günlerdir bekliyorum, gün sayıyorum sergi için:)

17 Mayıs 2011 Salı

Anneye Sabah Sürprizi

Bu sabah okula gitmek istemedi küçük bey, uykum var azcık daha uyuycam dedi uyudu. Ne de olsa daha tam iyileşmedi dedim, ben de uyudum. Bi ara anne kaka yapıcam dedi, gerisini hatırlamıyorum uyudum bir güzel.
Sonra banyodan gelen su sesi ve tıkırtılarla uyandım. Banyoya koştum, bir de ne göreyim. lavabo su dolu nerdeyse taşmak üzere, oğlumun oturağı lavabodaki suyun içinde. Erimiş tuvalet kağıtları ve su üzerinde yüzen minik minik bir sürü kaka!
Gülsem mi kızsam mı bilemedim:) Bir de bu kakalı suyun içinde benim yüzüme kullandığım fesleğenli sabunum yüzüyordu. Yarım şişe bebe yağını da boşaltmış, lavabo da oturak ta vıcık vıcık:)

Canım oğlum, komik oğlum, birtanem...
Not: Senin minik pokun  bile şirin geliyor bana :)

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Kreş, krup... Ve oğlumun anlattıkları...

Korktuğum gibi olmadı, ısırma olayı sonrası sadece 1 gün problem yaşadık. Sonra eski düzenimize döndük, ağlamadan mutlu mutlu gidiyor okuluna. Perşembe - cuma üstüste, iki arkadaşının doğum günü kutlaması yapılmış ve pasta yemişler, yanında da meyve suyu içmişler anlat anlat bitiremiyor. Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer, oğlum pasta meyve suyu sayesinde daha da bağlandı okuluna...
Ne yazık ki okulla ilgili bu güzel gelişmeler yaşanırken oğlum yine hasta oldu. Ctsi gecesi krup şeklinde bir öksürükle uyandı. Çok şükür öksürük krizine girmedi yine (yaklaşık bir ay önce krup olduğunda gece yarısı hastaneye gitmiştik, soğuk buhar ve rahatlatıcı bir iğneyle eve dönüp ertesi gün tekrar aynı şeyi yaşamıştık)
Şimdi iyi, sadece burnu akıyor...


Son zamanlarda durmadan birşeyler anlatıyor, yazmayı unutuyorum veya vakit bulamıyorum. Unutmadan yazayım bazılarını...

Oğlum banyoda gizli gizli saçlarını kesmiş. Ön taraftan bir tutam saçını dibinden uçurmuş.
-Neden kestin oğlum saçlarını?
-Dıbırcık olsun diye kesdim anne... Önnerini kesdim, arkalalalarını bırakdım. Eyonun saçı dıbırcık, ben de saçım dıbırcık ossun isdedim.
dıbırcık: kıvırcık
Eyon: Erol (kreşten arkadaşı)

Okula giderken oğlum çalışmayan bir trafik lambası gördü....
-Anne bak ışık bosulmuş, onaramamamamıslar çünkü çok yüksek. Ama babam onarır, babam o ısığa dokunabilir çünkü babam çoooooook büyük.

Akşam anneanne ve dedeyle yemek yerken...
-Anane yemeğini bitirmiş, dabağı boşalık, dedenin dabağıda boşalık, annemin dabağıda boşalık. Benimki boşalık diil, dolu.

Anneanne ve dedesinin televizyonu bozuldu. Ekranın yarısı normal gösteriyordu, ama diğer yarısında renkler bozuk, pusluydu. Yeni olduğu için iade ettiler ve şimdi yenisinin gelmesini bekliyorlar.
-Ananne  deezyon bosuldu. Ama yarısı bosuk, yarısı onarık.

-Dede bak benim sakalım var. Ama benim sakalım düçük, babamın sakalı cooooooog büüüğğğüüüüüüük. Babamın sakalıı üüçç danee!!!


11 Mayıs 2011 Çarşamba

Kreş, anneler günü, ve birkaç diyalog...

Kreşte...
Bizim evde saldırgan davranışlara yer yok. oğlum vurursa, ısırırsa ilgi görmeyeceğini, ve bu davranışını asla kabul etmeyeceğimizi çok iyi bilir. Oğlum vurmaz, ısırmaz, ittirmez...


Dün oğlumu kreşte bir arkadaşı ısırdı, içimden sen de onu ısır demek geçsede demedim tabii. Tamam çok uyumlu, arkadaş canlısı, hiçbir saldırgan davranışı yok, iyi güzel de kendini savunmayı nasıl öğreteceğiz biz bu çocuğa hiiiiiç bilmiyorum.
Kreşe oğlumu almaya gittiğimde beni görür görmez kolunu gösterdi, o sırada öğretmeni gelip olayı anlattı ve evimize geldik. Gün içinde defalarca elini gösterdi.


B: Bak anne cocug ısırdı.
A: Evet anneciğim, kim ısırdı Atınç mı ısırdı?
B: Dayır anne Ayınc ışıynadı, ayıncın dişleği ışıydı. Ama acımadı sadece kazaydı. Bana krem sür anne.

Tabii bu olayın sonunda bugün benim arkamdan ağladı. Sarıldı, gitme dedi. Sakinleştirmeye çalıştım olmadı. öğretmeni kucağına aldı. Ben arabaya bindiğimde hala ağlıyordu. Ben de ağladım...
Onu orda ağlarken bırakmak beni çok etkiledi. oğlumu alıp eve dönmek istedim. Bir daha gitmek istemeyecekti büyük bir ihtimalle. Ve belki de karşısına çıkan her zorlukta kaçmayı öğrenecekti. 
Ben onu ağlarken kreşte bıraktım. Doğru mu yaptım acaba, hala emin değilim.
Bir saat sonra öğretmenini aradım. Arkamdan çok ağlamış, sonra sakinleşmiş. Ama onu ısıran arkadaşını her gördüğünde ağlamış... Öğretmen ikisini de yanına almış, Arkadaşı oğlumdan özür dilemiş, bir daha yapmayacağını söylemiş. Ve beraber oyun oynamışlar...
Almaya gittiğimdi oğlum gayet neşeliydi, hiçbir şey olmamış gibi davrandı. Yarın neler olacağını, çok merak ediyorum ve yarından korkuyorum...


 Anneler Gününde...
Oğlum anneler gününün ne olduğundan haberi yok, ama doğum günü gibi hediye alınan bir gün olduğunu biliyor. Günlerdir anneler gününü beklemiş biri olarak arzu ettiğim kutlamayı ve öpücüğü almak için oğluma hatırlattım...
A: Bartum canım bugün anneler günü, beni öpüp anneler günümü kutlayacak mısın?
B: Ben sana dooooooocaman ama ama cog docaman bi puff alcam. bi gün de benim domgünümdü bana masa aldılar, o masada pasta vardı ben mumları üfleedim.


Evde, sohbet ederken...
B: Anne babam coooooog büyüüüük. babam coooog güçlü. babamın doooocaman bir memesi var!
A: !
B: Babamın sakalllllalarınının dikenleri var. babam beni öptü sakalılı battı. Anne senin sakalın yog, Büüüyüyüyünce senin de sakalın olacak anne.
A: !
A: Ama ben kadınım, kadınlarda sakal olmaz ki
B: Anne sen erkeksin mi?


Teyze ve Eniştenin ziyaretinden sonra...
B: Anne Hağunun kulağına ne oldu? (Hağun: Harun Eniştesi)
A: Bilmem farketmedim, ne oldu?
B: Hağunun kulağında küpe vardı, hağun neden dadamın küpesini taktı? Dadam Hağuna kızdı, benim küpemi takma dedi.


Okul sonrası hasret giderirken....
B: Anneeee sen benim annemsin, seni cog deviyoğum.
A: Bende seni çoooooook seviyorum birtanem, canım oğlum.
B: Anne sen benim annemsin, okulun annesi değilsin.
A: Tabii ki senin annenim.
B: Sen büğüğünce okulun annesi olacaksın mı? büğüğünce öğretmen olacaksın mı?
A: Hayır ben senin annenim, okulun...(sözümü keser)
B: Hadi gel, benim cog güsel bi fikrim var, bana yaydım et....

24 Nisan 2011 Pazar

Hadi bahar gel artık...

20 gündür hastayız... Ben grip, farenjit, öksürük, alerji..... Oğlum ise Krup ve hala daha devam eden öksürük.... Zor hem anne hem çocuk aynı anda hasta olunca çok zor! Hele bir de çocuk hiç bir şekilde ilaç içmezse, burun damlasından ve hatta ıhlamurdan bile nefret ederse.... Üstüne iştahsızlık başlarsa ....
Sonuç iyileşemeyen bir anne, iyileşemeyen ve iyileşemedikçe huyu da kötüleşen bir velet.
Neyse ki aramızda geçen hoş diyaloglar var da biraz neşeleniyoruz:)

B: Anne ayağın iyileşti mi?
A: Ayağım iyiydi zaten oğlum, boğazım ağrıyordu.
B: Βurdan attın (ağzımı gösterdi), burdan kaydı kaydı, düştü düştü düştüüüüü, ayağına geldiiiii....
Α: Ne düştü anneciğim?
B: İlaç


A: Okul nasıldı bugün?
B: Cog üzeldi anne, ama bi cocug ağlıyodu...  Anne sen benim annemsin okulun annesi değilsin!