A: En sevdiğin arkadaşın kim Bartu?
B: Ege
A: Hangi Ege? (sınıfında iki tane Ege var biliyorum)
B: Diğer Ege
Birkaç gün sonra...
A: Bugün okulda kimlerle oyun oynadın
B: Diğer Egeyle değil, diğer Egeyle...
Daha sonra...
A: En sevdiğin arkadaşın kim canım?
B: Egeler...
11 Ekim 2011 Salı
7 Ekim 2011 Cuma
Yumurta kabı, en sevdiği şarkı ve birkaç not
oğlumun iki tane yumurta kabı var. biri anne buhbalık, diğeri çocuk buhbalık(yumurtalık) her zaman yumurtasını ikiye bölerim ve bir yarısını anne yumurtalığa, diğer yarısını çocuk yumurtalığa koyarım. Dün sabah baktım yumurta kaplarından sadece biri temiz, ben de yumurtasını bütün olarak yumurta kabına koydum. yumurtasını bütün gören oğlum hem şaşırdı hem kızdı.
-Anneeee buhbamı birbirine kes!
........................................
Uzun zamandır yazmayı hep unuttuğum bir şey var. Belki de kıştan beri, daha eski de olabilir oğlumun en sevdiği şarkı si l'amore.... birşey birşey, enbe orkestrasının albümünde olan bir şarkı. Çok güzel, bende beğeniyorum ama yol boyunca sadece ve sadece onu dinlemek biraz sıkmaya başladı. Biter bitmez başlıyor bağırmaya ''silamoyu aç silamoyu aç'', hatta ninni olarak ta ''silamoyu'' istiyor. E benimde Fransızca ile (Fansızca galiba) alakam olmadığından başlıyorum uydurmaya ''Siiiii lamoor eksiz tonko, predituva konju mondooo''diye:)
.......................................
Unutmamak için birkaç not daha:
...Yemek yediğinde yemeklerin ayağına düştüğünü zannediyor.
...Tuvalete yaptığında da kakasının yere düştüğünü zannediyor. Hatta ilk başlarda ''anneee kakam yere düştü'' diye çağırdığında ''eyvah!'' diye koşuyordum tuvalete...
...Yeşil mercimek ve bezelyenin aynı yemek olduğunu zannediyor. Maydanoz ve diğer yeşil olan her otu da molehiya zannediyor.
... Buzdolabından çıkardığımız her yemeği soğuk yemek istiyor. ''Isıtayım mı?''diye sorarsam kesinlikle reddediyor ama ''soğukluğunu alayım mı?'' diye sorarsam kabul ediyor.
... Tehlikeli birşey yaptığında kızarsam bir saat ağlıyor ve ağlarken '' ama ben düşmek istemiştim, düşüp elimi ayağımı kırmak istemiştim'' diyor
... Eğer düşerse ve bir yeri acımamışsa '' sadece kazaydı, olur böyle şeyler, elim ayağım ağzım kırılmadı'' diyor.
... Memevenli (merdivenli) bakkal, büyük bakkal ve en sevdiğim bakkal diye üç favori marketi var ve hergün herhangi birine (nedense en ters yerde olana) gidelim diye tutturur.
...Sevdiğini bayılırım, sevmediğini bayılmam diyerek anlatıyor. ''Nar yermisin canım?'' sorusuna cevabı ''Ben nara bayılmam anne''.
...''İstermisin?'' sorusuna ''istemeyim'' diye cevap veriyor.
... Ortasında tek bir fındık olan minik çikolatalara çekirdekli çikolata diyor.
... Dedenin bahçesindeki kaktüslere işemeyi, ve çimlere kaka yapmayı çok seviyor. Kaktüslerde bir canlanma güzelleşme var da, çimlerden kaka temizlemekten kimse hoşnut değil. ''Neden bahçeye yapıyorsun canım?'' diye sorduk ve cevabımızı aldık. ''Ben kakamın çimlerim üzerine düşüşünü seviyorum anne''
.............................
-Anneeee buhbamı birbirine kes!
........................................
Uzun zamandır yazmayı hep unuttuğum bir şey var. Belki de kıştan beri, daha eski de olabilir oğlumun en sevdiği şarkı si l'amore.... birşey birşey, enbe orkestrasının albümünde olan bir şarkı. Çok güzel, bende beğeniyorum ama yol boyunca sadece ve sadece onu dinlemek biraz sıkmaya başladı. Biter bitmez başlıyor bağırmaya ''silamoyu aç silamoyu aç'', hatta ninni olarak ta ''silamoyu'' istiyor. E benimde Fransızca ile (Fansızca galiba) alakam olmadığından başlıyorum uydurmaya ''Siiiii lamoor eksiz tonko, predituva konju mondooo''diye:)
.......................................
Unutmamak için birkaç not daha:
...Yemek yediğinde yemeklerin ayağına düştüğünü zannediyor.
...Tuvalete yaptığında da kakasının yere düştüğünü zannediyor. Hatta ilk başlarda ''anneee kakam yere düştü'' diye çağırdığında ''eyvah!'' diye koşuyordum tuvalete...
...Yeşil mercimek ve bezelyenin aynı yemek olduğunu zannediyor. Maydanoz ve diğer yeşil olan her otu da molehiya zannediyor.
... Buzdolabından çıkardığımız her yemeği soğuk yemek istiyor. ''Isıtayım mı?''diye sorarsam kesinlikle reddediyor ama ''soğukluğunu alayım mı?'' diye sorarsam kabul ediyor.
... Tehlikeli birşey yaptığında kızarsam bir saat ağlıyor ve ağlarken '' ama ben düşmek istemiştim, düşüp elimi ayağımı kırmak istemiştim'' diyor
... Eğer düşerse ve bir yeri acımamışsa '' sadece kazaydı, olur böyle şeyler, elim ayağım ağzım kırılmadı'' diyor.
... Memevenli (merdivenli) bakkal, büyük bakkal ve en sevdiğim bakkal diye üç favori marketi var ve hergün herhangi birine (nedense en ters yerde olana) gidelim diye tutturur.
...Sevdiğini bayılırım, sevmediğini bayılmam diyerek anlatıyor. ''Nar yermisin canım?'' sorusuna cevabı ''Ben nara bayılmam anne''.
...''İstermisin?'' sorusuna ''istemeyim'' diye cevap veriyor.
... Ortasında tek bir fındık olan minik çikolatalara çekirdekli çikolata diyor.
... Dedenin bahçesindeki kaktüslere işemeyi, ve çimlere kaka yapmayı çok seviyor. Kaktüslerde bir canlanma güzelleşme var da, çimlerden kaka temizlemekten kimse hoşnut değil. ''Neden bahçeye yapıyorsun canım?'' diye sorduk ve cevabımızı aldık. ''Ben kakamın çimlerim üzerine düşüşünü seviyorum anne''
.............................
28 Eylül 2011 Çarşamba
Yazmayalı bayağı olmuş.
Bu süre içinde....
...oğlumun babaannesi ve dedesi geldi İstanbuldan ve 15 gün boyunca bol bol gezdik...
...bir kere oğlum bir kerede ben grip olduk. Benim alerjim yine hortladı ama kontrol altına almayı öğrendim...
...evimizi 2. kez su bastı. Evet bu 2... Geçen seneki su basma vakasında 1 adet halı çöpe gitmişti. Bu kez de parkeler gitti. Sağlık olsun diyorum...
...ve oğlum soruları ve konuşmalarıyla bizi bol bol güldürdü.
İşte o sorulardan bazıları...
Anne kızlar ayakta çiş yapamaz diil mi?
Anne ben kızlardan daha güçlüyüm diil mi?
Anne insanların ayak izi olur diil mi?
Ve hoş istekleri ...
....Elindeki sade sütünü uzatır ve ''anne bunu çikolatalı süte dönüştür'' der
....''Saçını aç saçınla oynıycam'' der
....''Yanıma yat, öyle diil, başını yastığa koy'' der
....Radyodaki şarkıya eşlik ederken ''sen söyleme o kendi başına söyliyebilir'' buyurur.
Ve yeni favori oyunları...
...Süpürge sapının üzerine oturup ''bu benim ses çıkaran otobüsüm düğmesine basınca dondurma otobüsüne dönüşüyor'' der ve tüm evi turlar
...Babasının ıphone'daki sesleri taklit eden kuş oyununu açmamızı ister. sonra onu arabasının bagajına koyar bahçede kahkahalar atarak ve konuşarak dolaşırlar. Ve kuş ta onun kahkahalarını taklit eder
...Her kelimenin sonuna b veya p harfi koyarak konuşur. örneğin annecip, susadıp, çocuk tivib, dondurmap...gibi
Bir de beni çok güldüren bir diyalog geçti aramızda.
İstanbuldan gelen babaannesinin kaldığı odaya gitti ve ''anne bu oda kimin odası'' diye sordu
Ben de ''bilmem sence kimin odası?'' diye sorunca
''İstanbulun odası'' dedi:)
Not: Fotoğraf berber abisinde, saçlar kesildikten sonra...
Bu süre içinde....
...oğlumun babaannesi ve dedesi geldi İstanbuldan ve 15 gün boyunca bol bol gezdik...
...bir kere oğlum bir kerede ben grip olduk. Benim alerjim yine hortladı ama kontrol altına almayı öğrendim...
...evimizi 2. kez su bastı. Evet bu 2... Geçen seneki su basma vakasında 1 adet halı çöpe gitmişti. Bu kez de parkeler gitti. Sağlık olsun diyorum...
...ve oğlum soruları ve konuşmalarıyla bizi bol bol güldürdü.
İşte o sorulardan bazıları...
Anne kızlar ayakta çiş yapamaz diil mi?
Anne ben kızlardan daha güçlüyüm diil mi?
Anne insanların ayak izi olur diil mi?
Ve hoş istekleri ...
....Elindeki sade sütünü uzatır ve ''anne bunu çikolatalı süte dönüştür'' der
....''Saçını aç saçınla oynıycam'' der
....''Yanıma yat, öyle diil, başını yastığa koy'' der
....Radyodaki şarkıya eşlik ederken ''sen söyleme o kendi başına söyliyebilir'' buyurur.
Ve yeni favori oyunları...
...Süpürge sapının üzerine oturup ''bu benim ses çıkaran otobüsüm düğmesine basınca dondurma otobüsüne dönüşüyor'' der ve tüm evi turlar
...Babasının ıphone'daki sesleri taklit eden kuş oyununu açmamızı ister. sonra onu arabasının bagajına koyar bahçede kahkahalar atarak ve konuşarak dolaşırlar. Ve kuş ta onun kahkahalarını taklit eder
...Her kelimenin sonuna b veya p harfi koyarak konuşur. örneğin annecip, susadıp, çocuk tivib, dondurmap...gibi
Bir de beni çok güldüren bir diyalog geçti aramızda.
İstanbuldan gelen babaannesinin kaldığı odaya gitti ve ''anne bu oda kimin odası'' diye sordu
Ben de ''bilmem sence kimin odası?'' diye sorunca
''İstanbulun odası'' dedi:)
Not: Fotoğraf berber abisinde, saçlar kesildikten sonra...
5 Eylül 2011 Pazartesi
Oğlum 3 yaşında...
Dün sabah çok neşeli uyandı fındığım.
Bütün gün... -Bugün benim doum günüm mü? -İyi ki doğdumu mu? -Bugün benim doum günü partim var mı? dedi durdu. 6-7 ay önce tutturdu diye aldığım parti şapkasını buldu çıkardı oyuncak sepetinin derinlerinden. ve parti boyunca parti şapkasını başından çıkarmadı. (parti dediğimiz aile arası bir kutlama)
Gitti geldi pastayı yaladı. Daha önce pastasını nasıl istediğini sorduğumuzda sekizgen demişti. geçen gün aniden fikrini değiştirdi ve Kayyulu pasta istedi bizden. Doğum gününden bir gün önce sipariş vermeye gittiğimizde hayal kırıklığına uğradık çünkü temalı olduğu zaman 3-4 gün önce sipariş vermek gerekiyormuş. Bizde çok sade sarı bir pasta olsun dedik. Üzerine 1-2 tane Caillou oyuncağı koyunca çakma bir kayyyulu pastamız oldu... Pastanın üzerine kocaman bir gül koymasalar daha iyi olacaktı ama olsun, oğlum mutlu oldu.
İyi ki doğdun canım oğlum, herşeyim...
Hep çok mutlu ol!
Seni çok seviyorum...
Not 1: Fotoğraflar Aylin Halası hasret gidersin diye...
Not 2: Bugün Halasıyla telefonda konuştuktan sonra ''Aylin Halan doğum gününü kutluyor'' dedim, oğlum da ''Aylin Hala da partime gelsin, hadi ara'' dedi.
29 Ağustos 2011 Pazartesi
Sekizgen!
Bugün oğlum-anneanne ve ben dondurma yemeye gittik. Biraz sonra garson yanımızdan araba şeklinde çok güzel bir pasta ile geçti. Oğlumun doğum gününe de bir hafta kalmışken pasta konusunda fikrini alalım dedik...
Anneanne: Aaaa, ne güzel bir doğum günü pastası, sanada böyle arabalı pasta alalım mı?
Anne: Aaa evet çok güzel, ama ilgisini çeker mi acaba?
Anneanne: Bartu doğum gününde sana araba şeklinde pasta alalım mı?
Bartu: Hayır olmas
Anne: Sen nasıl bir pasta istiyorsun doğumgününde?
Bartu: Sekizgen şeklinde.
Araba, uçak veya miki fare şeklinde diye düşünürken sekizgen! Tamam sekizgen olsun. Zaten kurabiye yaparken de kalp, yıldız, ağaç, ördek dururken ''diddörtgen kuğabiye'' istemişti...
Anneanne: Aaaa, ne güzel bir doğum günü pastası, sanada böyle arabalı pasta alalım mı?
Anne: Aaa evet çok güzel, ama ilgisini çeker mi acaba?
Anneanne: Bartu doğum gününde sana araba şeklinde pasta alalım mı?
Bartu: Hayır olmas
Anne: Sen nasıl bir pasta istiyorsun doğumgününde?
Bartu: Sekizgen şeklinde.
Araba, uçak veya miki fare şeklinde diye düşünürken sekizgen! Tamam sekizgen olsun. Zaten kurabiye yaparken de kalp, yıldız, ağaç, ördek dururken ''diddörtgen kuğabiye'' istemişti...
21 Ağustos 2011 Pazar
Boyadık!!!
''Koltuklar döşemedeyken salonu boyasak mı?'' dedim
''Hayır hiç vaktim yok, başka zaman yaparız'' dedi
''Ama koltuklar geldikten sonra zor olur, en iyisi şimdi yapalım'' dedim
''Hayır uğraşamam'' dedi
''Ben boyarım o zaman'' dedim
''Hııı?'' dedi
''Evet ben boyarım sen sadece kartonpiyerleri boya'' dedim
Güldü, ''tamam'' dedi
Hemen su bazlı bir boya seçildi ve gerekli malzemeler alındı. Yere parkeyi korumak için naylon örtü, gerekli yerlere kağıt bantla maskeleme ve işe koyuldum. Herşey yolunda gidecekti, herşeyi hazırlamıştım. Düşünmediğim tek bir detay vardı. Oğlum!
Ben boyuycam, ben yapıcam, hayır pencereyi boyuycaaaaam, memevene çıkabilirim, çıkıcaaaaaaaam, hayıııır o benim fırçaaaaam diyen 3 yaşında bir velet.
Ama yaptım, yemek bölümü dahil tüm salonu, ve hızımı alamayıp yatak odasını tek başıma (oğlumun yardımı oldu tabii) boyadım. Anlaştığımız gibi kocacım da kartonpiyerleri ve kartonpiyer duvar sınırındaki detayları boyadı. Yorulduk ama mutluyuz.
Sonuç:
İki tane boya olmuş şort, olmaması gereken yerlerde minik fırça darbeleri, bir kısmı artık gri pencere pervazı, sağ elindeki parmaklar tutulmuş bir anne, merdivenden düşerek ayak bileğini sakatlamış bir baba, ve tam hayalimdeki renklerde bir salon:)
Benim parmaklarımdaki problem yorgunluktan biraz elimi zorladım galiba...
Babanın merdivenden düşmesine ise şanssızlık diyelim. Daha doğrusu ucuz merdiven. Eğer 30 tllik merdiven alırsan ve üzerine yaklaşık 100 kg ağırlık binerse merdivenin ayakları yamulabilirmiş öğrenmiş olduk.
İşte ev boyama maceramızdan birkaç fotoğraf:
''Hayır hiç vaktim yok, başka zaman yaparız'' dedi
''Ama koltuklar geldikten sonra zor olur, en iyisi şimdi yapalım'' dedim
''Hayır uğraşamam'' dedi
''Ben boyarım o zaman'' dedim
''Hııı?'' dedi
''Evet ben boyarım sen sadece kartonpiyerleri boya'' dedim
Güldü, ''tamam'' dedi
Hemen su bazlı bir boya seçildi ve gerekli malzemeler alındı. Yere parkeyi korumak için naylon örtü, gerekli yerlere kağıt bantla maskeleme ve işe koyuldum. Herşey yolunda gidecekti, herşeyi hazırlamıştım. Düşünmediğim tek bir detay vardı. Oğlum!
Ben boyuycam, ben yapıcam, hayır pencereyi boyuycaaaaam, memevene çıkabilirim, çıkıcaaaaaaaam, hayıııır o benim fırçaaaaam diyen 3 yaşında bir velet.
Ama yaptım, yemek bölümü dahil tüm salonu, ve hızımı alamayıp yatak odasını tek başıma (oğlumun yardımı oldu tabii) boyadım. Anlaştığımız gibi kocacım da kartonpiyerleri ve kartonpiyer duvar sınırındaki detayları boyadı. Yorulduk ama mutluyuz.
Sonuç:
İki tane boya olmuş şort, olmaması gereken yerlerde minik fırça darbeleri, bir kısmı artık gri pencere pervazı, sağ elindeki parmaklar tutulmuş bir anne, merdivenden düşerek ayak bileğini sakatlamış bir baba, ve tam hayalimdeki renklerde bir salon:)
Benim parmaklarımdaki problem yorgunluktan biraz elimi zorladım galiba...
Babanın merdivenden düşmesine ise şanssızlık diyelim. Daha doğrusu ucuz merdiven. Eğer 30 tllik merdiven alırsan ve üzerine yaklaşık 100 kg ağırlık binerse merdivenin ayakları yamulabilirmiş öğrenmiş olduk.
İşte ev boyama maceramızdan birkaç fotoğraf:
Renk pek pelli değil, bitmiş halinin fotoğrafını çekmedim henüz. Güzel oldu, koltuklarla daha güzel olacak :)
8 Ağustos 2011 Pazartesi
Tembel Anneden notlar
Çoooook tembelim bugünlerde...
Bütün kurallarımı esnetiyorum, boşveriyorum ve bu duruma ben bile şaşırıyorum. Televizyon izleme konusunda max. 2 saat kuralım resmen bitti. Bir iki kere esnek davrandım ve ipin ucu kaçtı. Eskiden olsa hemen kontrol altına alırdım ama enerjim yok bu aralar.
Oğlum son bir aydır bizimle uyuyor. Asla yapmam dediğim şeyi yapıyorum. Oğlumun odası çok sıcak, eğer yatağına yatırsam bir saatte ter içinde uyanacak ve bizim yanımıza gelmek isteyecek ne de olsa! diyorum ve hiç uğraşmadan yanıma yatırıyorum. Sarmaş dolaş uyuyoruz.
Bu tembelliğim ve esnekliğim uyku ve yemek konusunda da kendini gösteriyor. ''Yemiyor musun oğlum? tamam sen bilirsin'', ''Hadi uyuyalım, tamam madem istemiyorsun biraz sonra''.....
Evdeki işler de birikti, ütü yapmam lazım of!
Of of of, kendime gelmem lazım!!!
Yazacak çok şey var,günlerdir elim gidiyor, sonra yazamıyorum hep erteliyorum...
Unutmamak için birşeyler yazayım bari.
Oğlum yine çok tatlı. Zengin bir kelime haznesi var artık. Duyduğu her kelimeyi cümle içinde ve (genelde) doğru şekilde kullanıyor. Bir soru sorulduğunda kesinlikle evet hayır gibi kısa cevap vermiyor. örneğin:
A: Dışarı çıkmadan önce tuvalete gitmek veya su içmek istermisin canım? İstersen suyumuzu yanımıza alırız.
B: Hayıy, dışağı çıkmadan önce tubalete gitmek ve de su içmek istemem. Suyumusu yanımısa almamız gerekicek.
Not : Bugünlerde en çok kullandığı kelime '' gerekicek''
-bu lambayı onağmam gerekicek
-bunu elvisten saklamam gerekicek
-olamas başaramadım, tekrar yapmam gerekicek...
-bis anneaneyle oyun oynuyoruz, senin oynaman gerekmez
diyor...
Ve yine bugünlerde...
-vay canına, gözlerime inanamıyoyum
-kendi gösümle göğmesem inanmazdım
-kim güsel güsel oturursa ona bunu vericem
-kim benimle oyun oynamak ister
-böyle güsel oldu diil mi?
-elvise bir daha yapma desem yapmaz, beni dinler diil mi?
diyor...
Eline şerit metre alıp boyunu ölçüyo ''anne 3 oldum'' diyor...
Aramızda geçen birkaç diyalog da şöyle:
Teyze: Bartu kardeş istermisin?
B: Benim okulda bisürü kaydeşlerim var, kaydeşlerin adı ağkadaş.
-Anne ben senin kaynından çıktım mı? senin kaynındamıydım?-
-ben senin kaynına girmek istemem
-ben büğüb ekmek isteğim, küçük ekmek yeğsem bebek olurum annemin kaynına girerim
Bahçede oturup sohbet ederken kalkıp içeri giren dedesinin ardından...
-olamas, bir insan eksik!
Evimize ziyarete gelen 7 yaşındaki kuzeninin oyun daveti karşısında...
S: Bartu oynayalım mı? hadi oynayalım
B: Ben aş önce oynamıştım, sen evine gittiğinde oynarım.
-anne ben uyandım, aşada sabah olmuş mu? Yıldızlar kaybolmuşmu diye pencereden bi bakıcam.
-Olamas koşaman bir kaymon! Dışayda koşaman bir kaymon var. Aşada (acaba) o kaymon dışayda naapıyor? Buldum! Kaymon dışayda evi mis yapıyor.
B: Anne bardağmı yıkarmısın?
Yıkayıp kurulayıp veriyorum
B: Anne sen muhteşemsin! Seni çog seviyorum!
Not: Ben de seni canım oğlum. Çoooooooooooooook!
B: Anne bana makarna pişiğsene
A: tamam canım hemen yaparım
B: Sen beni hiç kırmazsın mı?
A: Kıramam canım, hiç kıramam seni
B: Annannem birgün beni yere düşürmüştü ve kırmıştı
Bu tembelliğime göre iyi yazdım:)
Bütün kurallarımı esnetiyorum, boşveriyorum ve bu duruma ben bile şaşırıyorum. Televizyon izleme konusunda max. 2 saat kuralım resmen bitti. Bir iki kere esnek davrandım ve ipin ucu kaçtı. Eskiden olsa hemen kontrol altına alırdım ama enerjim yok bu aralar.
Oğlum son bir aydır bizimle uyuyor. Asla yapmam dediğim şeyi yapıyorum. Oğlumun odası çok sıcak, eğer yatağına yatırsam bir saatte ter içinde uyanacak ve bizim yanımıza gelmek isteyecek ne de olsa! diyorum ve hiç uğraşmadan yanıma yatırıyorum. Sarmaş dolaş uyuyoruz.
Bu tembelliğim ve esnekliğim uyku ve yemek konusunda da kendini gösteriyor. ''Yemiyor musun oğlum? tamam sen bilirsin'', ''Hadi uyuyalım, tamam madem istemiyorsun biraz sonra''.....
Evdeki işler de birikti, ütü yapmam lazım of!
Of of of, kendime gelmem lazım!!!
Yazacak çok şey var,günlerdir elim gidiyor, sonra yazamıyorum hep erteliyorum...
Unutmamak için birşeyler yazayım bari.
Oğlum yine çok tatlı. Zengin bir kelime haznesi var artık. Duyduğu her kelimeyi cümle içinde ve (genelde) doğru şekilde kullanıyor. Bir soru sorulduğunda kesinlikle evet hayır gibi kısa cevap vermiyor. örneğin:
A: Dışarı çıkmadan önce tuvalete gitmek veya su içmek istermisin canım? İstersen suyumuzu yanımıza alırız.
B: Hayıy, dışağı çıkmadan önce tubalete gitmek ve de su içmek istemem. Suyumusu yanımısa almamız gerekicek.
Not : Bugünlerde en çok kullandığı kelime '' gerekicek''
-bu lambayı onağmam gerekicek
-bunu elvisten saklamam gerekicek
-olamas başaramadım, tekrar yapmam gerekicek...
-bis anneaneyle oyun oynuyoruz, senin oynaman gerekmez
diyor...
Ve yine bugünlerde...
-vay canına, gözlerime inanamıyoyum
-kendi gösümle göğmesem inanmazdım
-kim güsel güsel oturursa ona bunu vericem
-kim benimle oyun oynamak ister
-böyle güsel oldu diil mi?
-elvise bir daha yapma desem yapmaz, beni dinler diil mi?
diyor...
Eline şerit metre alıp boyunu ölçüyo ''anne 3 oldum'' diyor...
Aramızda geçen birkaç diyalog da şöyle:
Teyze: Bartu kardeş istermisin?
B: Benim okulda bisürü kaydeşlerim var, kaydeşlerin adı ağkadaş.
-Anne ben senin kaynından çıktım mı? senin kaynındamıydım?-
-ben senin kaynına girmek istemem
-ben büğüb ekmek isteğim, küçük ekmek yeğsem bebek olurum annemin kaynına girerim
Bahçede oturup sohbet ederken kalkıp içeri giren dedesinin ardından...
-olamas, bir insan eksik!
Evimize ziyarete gelen 7 yaşındaki kuzeninin oyun daveti karşısında...
S: Bartu oynayalım mı? hadi oynayalım
B: Ben aş önce oynamıştım, sen evine gittiğinde oynarım.
-anne ben uyandım, aşada sabah olmuş mu? Yıldızlar kaybolmuşmu diye pencereden bi bakıcam.
-Olamas koşaman bir kaymon! Dışayda koşaman bir kaymon var. Aşada (acaba) o kaymon dışayda naapıyor? Buldum! Kaymon dışayda evi mis yapıyor.
B: Anne bardağmı yıkarmısın?
Yıkayıp kurulayıp veriyorum
B: Anne sen muhteşemsin! Seni çog seviyorum!
Not: Ben de seni canım oğlum. Çoooooooooooooook!
B: Anne bana makarna pişiğsene
A: tamam canım hemen yaparım
B: Sen beni hiç kırmazsın mı?
A: Kıramam canım, hiç kıramam seni
B: Annannem birgün beni yere düşürmüştü ve kırmıştı
Bu tembelliğime göre iyi yazdım:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







