Lilypie Fourth Birthday tickers

Lilypie Kids Birthday tickers

Lilypie Pregnancy tickers

Lilypie First Birthday tickers

20 Ekim 2010 Çarşamba

Manzaramız bu!


Bugünlerde oğluma her baktığımızda gördüğümüz manzara bu! bazen işaret parmağını sokuyor burnuna, bazense orta parmağını... son keşfi iki parmağını iki burun deliğine sokmak ve aynı anda iki burun deliğini birden karıştırmak.
Kızmıyoruz, tatlı tatlı söylüyoruz -bir işe yaramıyor-
Belki biraz daha büyüyünce herkesin içinde yapılmaması gerektiğini anlar, anlatabiliriz.
Şimdilik olayın çok üstünde durmuyoruz inatlaşma başlamasın diye...


oğlumun pis halleri:)

Not 1:
Pazartesi günü teyzesiyle beraber önce yemek sonra alışveriş birkaç saatimiz dışarıda geçeceği için ve uygun bir tuvalet bulamayacağımızdan  oğluma bez taktım, nedenini de açıkladım. Belki de 4-5 saat çişini yapmadı. sonra çiş çiş diye bağırmaya başlayınca bezine yapmasını önerdim . Ama oğlum kaşlarını çatıp bana baktı ve ''bes ııı-ıııh, bes ııı-ıııh'' (bez hayır) dedi çok kararlı bir şekilde. Ve ilk defa umumi bir tuvalete çiş yapma deneyimi yaşadı oğlum, doğru yere isabet ettiremesekte:))

Not 2:
Artık tüm gün konuşuyor... Sabah ''baba mekmek bihbi'' (baba ekmek bitti) diyerek başlıyor. ''baba bahba mekmek, anne ııı-ııh'' (baba bakkaldan ekmek alalım, annem gelmesin) diye devam ediyor...
Sonra...

Gün içinde gördüğü tüm nesnelerin adını söylüyor.

ısgı(elbide askısı)
ninnan: fincan
vezve: cezve
bababı: ayakkabı
coğaap: çorap
yoat: yoğurt
düdük dah: küçük taş
büüb dah: büyük taş
büüb daktööğ: büyük traktör
yişi daktööğ: yeşil traktör
vavi gahgış: mavi kaşık
hağı gakağ: sarı çatal

Sürekli emirler veriyor....

anne diğdir: anne giydir
anne dıağ: anne çıkar
dahş: aç
bıah: bırak
diiit: git
dit me: gitme
geh: gel
dede mama ıı-ıııh: dede yemek yeme(benimle oyna!)
dada bımbı ıı-ıııh: teyze arabaya binme (gitme)

Ve gece olunca...

ee-e ıı-ııh: uyumak istemiyorum
anne geh, yad, ee-eeh: anne gel yanıma yat, uyuyalım
anne memmi bımbı: anne emziğimi ver, beni arabamda uyut
anne diiit, dede e-ee: anne sen git dedem uyutsun
dede ıı-ıııh, anneanne geh: dede değil anneanne uyutsun

Sonunda bir şekilde uyuyor kime denk gelirse artık.
Uyuyor, ve annesi onu çok ama çoooook özlüyor...

14 Ekim 2010 Perşembe

Diiiiiiiiit diiiit!!!

Herşeyi kendi başına yapmak zorunda ya, çişini yaptıktan sonra oturağın çiş dolu bölümünü alıyor eline, bana veya anneanesine meydan okuyan bakışlarla bakıp arkasına saklıyor. Başlıyor bağırmaya ''diiiiiiiiiit diiiiiiiiiiiiiiiit, dahtu, dahtu!'' (giiiiiiiiiiit, giiiiiiiiiiiit, bartu, bartu, (bartu dökecek))
Koşar adımlarla tuvalete gidiyor, ben de arkasından koşuyorum 'aman aman' diyerek, yere çiş dökülmesin diye korkarak, telaşlı!!!
Nasıl oluyorsa tek bir damlası ziyan olmadan çok kıymetli çişini (anneannesinin deyimiyle -sanki altın suyu!) tuvalete ulaştırmayı başarıyor!!!
Neyse ki oturağı temizleme işine el atmadı henüz...
Yakındır:)

Geçenlerde arabayla yolculuk yaparken, güneş rahatsız edince...
- dit üneh dit üneh diiiiit.  (git güneş, git güneş, giiiiit)
Bir süre sonra...
- üneh ditti aanne (güneş gitti anne)



Bugünlerde oğlum sürekli git diyor bize... diiiiiiit diiiiiiiiiiiiiiiit diye bağırıyor.
Gitmemizi istemediğinde ise ''dit ı-ııh'' gitme) diyor-du ki bugün ilk defa ''diit me'' dedi.

dit: git
dit ı-ııh: gitme
dit-me: gitme
bu: bu
ge: gel
guüm: kum
Dahdu: Bartu
Ayde: Ayşe
düdüddü deede: düdüklü tencere
biğğbibebbe: cicibebe
yağyağ vağvağ: yağmur yağıyor

6 Ekim 2010 Çarşamba

Minik Eller Ne Yapmış???

Tv göstermiyor...
Ekranda bir yazı ''Lütfen digitürk kartınızı kontrol ediniz''
Kart yerinden oynadı herhalde diyorum ve elimle biraz bastırıp yerleştirmeye çalışıyorum. Kart biraz ince geliyor elime...
Çıkarıp bir bakayım diyorum, '' UÇAR ALÜMİNYUM - tüm bilmem ne işlerinde...''

Minik eller digitürk kartını çıkarmış, yerine bir yerlerden bulduğu bir kartviziti takmış:))
Seni yerim ben...

Not: Digitürk kartı koltuğun arkasına atılmış:)


3 Ekim 2010 Pazar

Ahh oğlum aahh...

Akşam 21.30'da uyuyorsun oğlum... 02.00 - 03.00 arası uyanıyorsun. aramıza geliyorsun, bana sarılıp tekrar uyuyorsun. Sonra seni yatağına götürüyorum, tam yatıracakken gözlerin kapalı tepinmeye ağlamaya ve bizim yatağı işaret etmeye başlıyorsun. Tamam diyorum, yanımıza alıyorum seni yine ve yarım saat sonra yine yatağına yatırmayı deniyorum,  bu sefer başarıyorum... 
Sabah 5.30-6.30 arası uyanıyorsun yine. Çiş var mı diye soruyorum, genelde cevabın hayır oluyor. yanımda yatmak istiyorsun anlıyorum, sarılıyoruz, uyumaya çalışıyoruz. Ortalama 20-30 saç telimi parmağına dolayıp çıtlattıktan sonra yatakta yer değiştirmeye başlıyorsun. Önce babanın ayak ucu, sonra benim. Sonra, baş yatakta, popo yerde pozisyonuna geçiyorsun. Seni ordan almaya çalıştığımda sinirlenip ağlıyorsun. 
Son olarak yere yatıyorsun, ve derin bir uykuya geçiyorsun. Birkaç dk. seni izliyorum ve yerden alıp yatağına yatırırsam başıma gelecekleri düşünüyorum. Veee sonunda cesaretimi toplayıp seni yerden almaya çalışıyorum. Evet uykun o kadar da derin değilmiş. Bağırmaya, ağlamaya ve tekmelemeye başlıyorsun tüm gücünle. Yerde kalmak için mücadele veriyorsun ama sonunda seni yatağına yatırıyorum. (Mutlaka soruyorum kendi yatağın mı yoksa anne-babanın yatağı mı diye - inatla yeri gösteriyorsun, parkeyi...) tabii ki ağlıyorsun ve sonunda sarmaş dolaş uyuyoruz...
Ve ben tüm gün ''Allah Allah neden böyle yorgun hissediyorum acaba???'' diye dolaşıyorum ortalıkta...

Not: Şikayet değil, seni çok seviyorum...

1 Ekim 2010 Cuma

Her gün yeni bir kelime...


Yeni kelimeler...

anne: anne (önceleri nanne diyordu)
büib baba: büyük baba
nindan: fincan
huj: ruj
bahbal: bakkal
namud: armut
üneh: güneş
dittii: gitti
diğdir: giydir (ayakkabılarını göstererek)
bah: bak

Oğlum cümle kuruyor artık,

baba diddi: baba gitti
mekmek bihbi: ekmek bitti
mekmek bihbi baba bahbal mekmek : ekmek bitti babam bakkaldan ekmek alsın
bah daktöğ: bak traktör
duğundu bip : turuncu ip
vavi bımbı: mavi araba
bah yişi bımbı: bak yeşil araba
daydu bihbi, bahba daydu: caillou (kitap) bitti, başka caillou
bi bebe, düdüt bebe:  bir bebek, küçük bebek

hatta sohbet etmeye başladık... 

Bartu: mav dühdü, piss pis (bluzunu çekiştirip, yüzünü ekşiterek), ıhıı ıhııı aaahaı(ağlama taklidi yapıyor),  anne hah (eliyle bıcı bıcı hareketi yapıyor), dohdoğ aap...
tercümesi: miyav(kedi) düştü, üstü başı pis oldu, annesi onu temizledi, doktor hap verdi.

anneanne ve teyze sohbet ediyor, Bartu oyun oynuyor, ama kulak misafiri olup soruna çözüm buluyor...
Anneanne: Ruj almak istiyorum, hiç rujum kalmadı...
Teyze: yarın alışverişe çıkar alırız...
Bartu: dede bahbal, dedde bahbal huj... (dede bakkaldan ruj alsın)

Bartu'nun afiyetle yediği armut bitiyor...
B: Anne nammut bihbi, bahba nammut. (Anne armut bitti başka armut yok mu?)
A: Evde başka armut kalmadı bitanem, elma vereyim mi?
B: ı-ıııh elllma ı-ııııh (sinirleniyor). Nammut. baba bahbal nammut. (hayır elmaya hayır! söyle babama bakkaldan armut alsın!)
A: Tamam oğlum baba bakkaldan armut alır yarın...
B: Haahh! (hah şöyleee! yola gel bakalım!)

dil gelişiminden bahsettik tuvalet meselesini atlamıyalım...

Oğlum çişi geldiğinde oturağının yanına gidiyor, külodunu indiriyor ve çişini yapıyor. İlk 2-3 gün ufak tefek kazalar oldu ama nerdeyse 10 gündür hiç kaza yok. Artık kaka problemimiz de kalmadı, biraz paniklese de sonunda gidip oturağına yapabiliyor.
Oğlumun bana güzel bir sürprizi de oldu bu arada... gece bez takmama rağmen sabah kuru uyanmaya başladı. Bu durumda biraz cesaret dedim kendime ve gece bezini de çıkardım. Bazen sabaha doğru uyanıp çişini haber veriyor, veya sabaha kadar tutuyor.  İyi gidiyoruz...
Umarım kış gelmeden tuvalet eğitimini tamamlarız.

21 Eylül 2010 Salı

Eylül - doğumgünü, bayram ve bayram şekerleri...

Eylül oldukça hareketli ve güzel geçiyor bizim için...

Önce oğlumun halası ve babaannesi geldi beyefendinin doğum günü için...
Halanın düğün hazırlıkları olduğundan sadece 5 gün kalabildiler ama bu 5 günü iyi değerlendirdik. Birgün doğayla içi içe, birgün aile ziyareti, birgün doğumgünü derken 5 gün çarçabuk geçti. Bol bol öptüler kokladılar oğlumu babaannesi ve halası, ve tabiiki oğlum da babaannesi ve halasını öptü...
Oğlum halasına ''yaya'' diyordu, artık ''hağa'' diyor. 5 gün boyunca ''hağa hağa'' diye peşinden koştu durdu. 2 yaş boyutundaki bisiklete de bindirdi halasını, küçücük kaydıraktan da kaydırdı:)) çok eğlendi oğlum...
Babaannesine ''nenne'' demeye devam ediyor. ''Nenneeee'' diye  çağırıp yanına yere oturtuyor sonra oynamak istediği oyuncağı seçiyor ve başlıyorlar oyuna...


4 Eylül'de hep beraber doğumgününü kutladık oğlumun. Annesi, babası, babaannesi, halası, anneannesi, dedesi, (teyzesi birgün önce kutladı), Ayşe Teyzesi, Berk Abisi, Hande Yengesi ve Savaş...


Doğumgünü çocuğu pastasındaki mumları üfledikten sonra partinin geri kalanını bahçede kurumuş çiçeklerle oynayarak geçirdi. Bu arada babası da 4-5 arının saldırısına uğradı:((


Bayramın ilk 2 günü aile ziyaretleriyle geçti herzamanki gibi...

Bayramın üçüncü günü çok güzel bir ailenin ziyareti hepimizi çok mutlu etti... Arkadaşlarımız Gülfer ve Soner, ve dünya tatlısı kızları Ceylin - oğlumun ilk arkadaşı...
Biri kız, biri erkek... biri 3, diğeri 2 yaşında... biri bıcır bıcır konuşuyor, diğeri işaret dilini kullanıyor.... öyle güzel anlaştılar ki fındıklar, çok tatlılardı gerçekten:)). 

Yapboz yaptılar, kaydırakta kaydılar, oğlum arkadaşını salıncakta salladı:), topraktan yapraktan kek börek yaptılar, sohbet ettiler ;))(oğlum arkadaşının sorularına kısa cevaplar verdi ''hah, gımgım, mekmek, döfde)

Bartu Ceylin'i çok sevdi... Ceylin otelde kalmaya gidince oğlum bana telefonu getirip ''dehdi dehdi(ceylin)'' dedi telefonu kulağına koyarak. ''Ceylin'i arayım mı'' dedim ''hah!'' dedi evet anlamında:) ceylinin birkaç gün sonra geleceğini söylediğimizde sakinleşti ama daha sonra kapıya gidip ''dehdiii dehdiiii'' diye çağırdı eliyle gel gel yaparak...

Şimdi Ceylin İstanbula döndü. Bartuya Ceylin nerde diye soruyoruz, ''mekmek mama'' diyor (Ceylin ekmek ve mama almaya gitti anlamına geliyor). Ceylin yine gelsin mi diye soruyoruz, kocaman bir gülümsemeyle hah!(evet) diyor. Gülfer en kısa zamanda yine bekliyoruz...


Eylül oldukça hareketli ve güzel geçiyor dedim ya, işte bu güzelliklerden biri de oğlumun tuvalet eğitimiyle ilgili...
2 gündür bezsiz benim oğlum... sadece kilot giydiriyorum, çişi geldiğinde oturağına gidiyor, kilodunu indirip yapıyor. İlk gün 1 kaza, 2. gün 2 kaza oldu. Gece yatmadan önce bezini takıyorum. Daha önce de kısa süreli bezsiz bırakma denemeleri yapmıştım ama 2-3 saat sonra ''bee bee'' diye söylenmeye başlayınca pes ediyordum (bee bez demek oluyor). Ama şimdi iyi başladık, iyi gidiyoruz. Kış gelmeden (2 ayımız var) bu işi sonuçlandırma hayalleri kuruyorum ama kakasını tuvalete yaptıramıyorum henüz...

Başka bir güzellik ise oğlumun dil gelişimi...
Söyleyebildiği kelimeler hızla artıyor. Günde ortalama 2 yeni kelime söyleyip şaşırtıyor bizi. renkleri öğrenmeye başladı. iki kelimeyi artık yan yana getirebiliyor...
İşte yeni kelimeleri...

tüs: tuz
jikeeğ: şeker
vehve: kahve
dah: taş
behbe: pembe
tuuğdu: turuncu
yişii: yeşil
mami, mai: mavi
hağı: sarı
mo: mor
bip: ip
bihbi: bitti
buut: bulut
boh: boş
bahbiii: basket
vağe: fare
biibi:pipi
duş: kuş
dağdu: Caillou
sağa: Sarah
hao: Leo
dehdi: Ceylin
duğdu : kurudu (çimlerimiz)
büib: büyük
hallim, hellim: hellim
boop: top

Bakalım yarın neler söyleyecek küçük beyefendi...

4 Eylül 2010 Cumartesi

İyi ki Doğdun Oğlum...

Canım oğlum...
Bugün 2 yaşında oldun...
İyi ki doğdun...
SENİ ÇOOOOOOOOOK SEVİYORUM...